Başlığı okuduğunuz zaman bunun Rize şivemizle ilgili olduğunu açıkça anlarsınız. Başlıkta belirttiğimiz bu söz hemşehrimiz sanatçı İsmail TÜRÜT’ün “Çeçen Bosna Destanı” adlı türküsünde geçmektedir. “Ülkücü” kökenli olması bir tarafa son 20 yıldır “millî” ağırlıklı türküler ve destanlar yazıp söyleyen TÜRÜT hemşehrimizi tebrik edip yazımıza devam edelim mi;
Yunanistan; Grek İmparatorluğu’nun bir devamı olsa da aslında kendini Bizans’ın bir parçası olarak görmekte ve bu ham hayaliyle birlikte hem İstanbul’a hem Batı Trakya’ya hem Ege Bölgesi ve denizinde ve hem de Kıbrıs (GKRY – Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) üzerindeki “hak ve menfaatleri” (!) konusunu sürekli olarak kaşımakta ve bunlar üzerinden hasmane tutumlar sergileyerek hava – deniz – kıta sahanlıkları ve adalar üzerinden kendine yakışır biçimde “it” dalaşına girmektedir. Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar ve üçüncüsünde hak ettiği akıbete kavuşur. Yunanistan’ı da böyle bir akıbet beklemektedir.
Kullanılmaya müsait – korkak milletlerden biri olan, geçmişte AB’nin kör dövüşüne piyon ve akabinde de 5 yıldır hızlı bir şekilde silah deposu haline getirilen Batı Trakya – Karaağaç ve Adalar’da antlaşmaların dışına çıkarak silahlanan ve ABD’ye sorsanız olası bir “Rus Tehdidi” ne karşı silahların konuşlandırıldığı söylense de aslında “Tek hedef; Türkiye’dir”. Bunu anlamayacak kadar kör ve basiretsiz olanlar kendi cehalet denizlerinde yüzmeye devam ededursunlar, biz başka konulara dikkat çekelim:
Yunanistan, ABD sayesinde tarih boyunca hiç olmadığı kadar silahlanmaktadır. Ülke nüfusu bırakınız bizim ülke nüfusumuza yakın olmasını İstanbul’un bile yarı nüfusu kadar yapmayan, arkasında ABD rüzgarını (!) alıp istediği gibi Türk ve Türkiye’ye kafa tutmaya çalışan Yunanistan, içindeki muhalif unsur ve kendilerine göre “şahin” olan kanatlarla birlikte nereden gelip nereye gittiğini unutmuşa benziyor. Daha düne kadar Ege Denizi’ne nasıl döküldüklerini acısını unutan ama bir türlü uslanmayan Yunanlılara aslında söylenecek çok söz vardır.
ABD ile Ekim 2021’de Washington’da imzalanan “Karşılıklı Savunma İşbirliği Anlaşması” na göre Yunanistan’ın; Kavala, Selanik, Larisa, Stefanoviç, Dedeağaç’ta Yannuli Kışlası, Litohoru’da atış ve tatbikat alanı, Volos’ta Georgula Kışlası ve Girit’teki Suda’ya üsler kuran ABD’nin derdi aslında Ege’de hakimiyet kurmak ve olası bir Türk – Yunan savaş veya karışıklığında Yunanistan’ın yanında yer alıp Türkiye’yi ele geçirmektir. Bu hain plan adım adım işleme konulmuş olsa da “su uyur, düşman uyumaz!” misali bizler gereken tedbirleri almamız lazım.
Savunma sanayimizde baş döndürücü bir hızla imal edip ihracatına başladığımız “BLOK – 10 KAAN UÇAĞI” ve “YILDIRIMHAN FÜZESİ” gibi birçok ürün başta Yunanistan olmak üzere İsrail’i de korkutsa – rahatlarını bozup uykularını kaçırsa da onların efendisi olan ABD’de bize karşı diş bilemekte ve kapalı kapılar ardında bu iki zibidiye karşı destek çıkıyor olsa da biz ülke – devlet olarak doğru bildiğimiz yoldan şaşmamalıyız.
Bu çerçevede;
1 – Yunanistan’ın Ege Denizi ve adalardaki silahlanma, tehlike ve tehditlerine karşı 20 Temmuz 1975 tarihinde NATO’dan bağımsız bir şekilde kurulan “Ege Orduları Komutanlığı” nın personel, silah, teçhizat, makine, yazılım ve teknolojik olarak daha işlevsel hâle getirilmesi,
2 – Trakya bölgemize yakın olan Batı Trakya’nın özerk bir hâle getirilerek uluslararası statü kazandırılması ve Lozan veya diğer antlaşmalarla meşru hâle gelen memnu hakların iade edilmesi,
3 – Ege Denizi ibaresinin kaldırılması yerinde bir tutum olduğu gibi uluslararası ilişkilerde kabul görebilmesi için Adalar Denizi ibaresine resmi statü kazandırılması ve BM nezdinde kabul ettirilmesi,
4 – Yunanistan’ın 12 mil hayalini suya düşürecek olan “Mavi Vatan Yasası” nı bir an önce TBMM’de kabul edip “yasa” haline getirmemiz gerekiyor. Bilmeyenler için tarihe not düşmek adına bu yasayla birlikte; Deniz sınırları “tartışmaya kapalı” hâle getirilecek, Ege’de 6 mil sınırı yasal güvenceye alınacak, Karadeniz ve Akdeniz’de 12 mil esas alınacak, Yunanistan’ın fiili olarak oldu – bitti girişimlerine yasal set çekilecek, Türk kıta sahanlığında izinsiz faaliyet yapılamayacak, Cumhurbaşkanı tarafından kritik bölgeler özel koruma alanı ilan edilebilecektir.
Mavi Vatan Yasası’nın çıkartılacağını anlayan ve savunma sanayiyle ilgili imal edilen füze – uçak ve roketleri görüp “odu kaçan” Yunanlılar artık geri vitese takmışa benziyorlar. Yunanistan’da Başbakan Kiryakos Miçotakis liderliğinde 18 Mayıs’ta toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nda, mart 2026’da Meriç’teki Dimetoka ve Ege’deki Kerpe Adası’na konuşlandırılan Patriot uçaksavar füze bataryalarının geri çekilmelerinin kararlaştırılması ve sessizliğe bürünmelerine karşı bizler de gereken tedbirleri almaktan vazgeçmemeliyiz. Çünkü; Kanun, nizam, hukuk, insan hakları, anlaşma ve antlaşmaların adı ne olursa olsun hiçbirini tanımayan, geçmişi sabıkalarla dolu olan Yunanistan’a tarihi bir ayar ve ders vermek adına mutlak bir şekilde bizler de adalarımızı silahlandırmalı, sonucu ne olursa olsun “Mavi Vatan Yasası” nı çıkartmalıyız. Aksi takdirde ABD öncülüğünde devam eden Ukrayna – Rusya ile İsrail – İran arasındaki savaşın aynısı Türkiye – Yunanistan arasında olması kaçınılmazdır, hayal olsa bile!...
Günay Ertan Akgün/TİMETÜRK