$

Dolar

45,5843

Euro

52,9774

£

Sterlin

60,6895

Frank

57,9437

Gram Altın

6.652,8600

Bitcoin

3.505.587

$

Dolar

45,5843

Euro

52,9774

£

Sterlin

60,6895

Frank

57,9437

Gram Altın

6.652,8600

Bitcoin

3.505.587

Makale 18.05.2026 8 dk okuma

Geri dönüşüm ve savunma sanayiine katkısı

Paylaş:

“Har vurup harman savurmak” deyimi israfın boyutunu anlatmış olsa da toplumumuzun aşırı tüketim ve israfa karşı bilinçlendirilmesini bir türlü sağlayamadık.

Bizim yörede “bir öğün, bir koyun” diye bir söz vardır. Bulduğunu hemen harcamak, günübirlik yaşamak, yarını düşünmeden Avrupaî tarzda hayat sürdürmek, vesaire…

Bunlar; bize, inancımıza, kültürümüze, hayat ve geleceğe olan bakış açılarımıza göre tasvip ettiğimiz ve edeceğimiz olgular değil, olmaması da lazım.

Ülkemiz, Osmanlı’nın dağılmasından Cumhuriyet’in kurulması ve akabinde de 70 yıllık süreç içerisinde; açlık – kıtlık – yokluk ve yoksulluktan dolayı çok çile çekmiş, 7 sente muhtaç edilmiş, gâvur - el kapılarında “aman” diletilmiş, bilmem ne adlarıyla “yardım” larla rezil edilmiş ve bunlarla dış politikalarına yön ve şekil verilmiş, acı hatırat ve tecrübelerle yüzleştirilmişti.

Almak zorunda kaldığı yardım ve paketlerle “dış” tan, eli ve kuyruğunu CIA (Amerika) – KGB (Rusya) – MI6 (İngiltere) gibi istihbarat kuruluşları ile üyesi olduğu ama darbelerden başka bir faydasını (!) görmediği NATO’ya kaptırarak “iç” ten askeri vesayetlerle kuşatma altına alınan ve âdeta bermuda şeytan üçgeniyle yönetilen ülkemiz; 1983 yılından 1990’lı yıllara kadar ANAP (Anavatan Partisi) iktidarı sayesinde – aslında “tüketim çılgınlığı” nın ana sebebi olan - “serbest piyasa ekonomisi” ve değişik sektörlerle tanışmış, 2002’den bu yana iktidarda olan AK Parti sayesinde de bunun zirvesini yaşamış, korona virüs sürecinde de “bir dönüm bostan, yan gel Osman” deyip yan gelip yatmanın ve her şeyi ayağına kadar getirtmenin derin – engin hazzıyla (!) tanışmıştır.

Bir yediğini bir daha yemeyen, bir giydiğini bir daha giymeyen, tamirat – yama – bakım gibi eski ama eskimeyen güzellikleri silip atan, yaşadığı alan – bölge ve şehri çöp yığınlarına çeviren, doğayı bozup dengesini alt üst eden ve bununla da yetinmeyip her şeyi kendine zehir eden ve yaşamı “yaşanmayacak” hâle getirten, başta hayvanlar olmak üzere kendi dışında kalan canlılara yaşam hakkı tanımayan ve hatta ellerinden alan insanoğlu; sebep olduğu kendi pisliklerini “nasıl temizlerim?”, pahalılığa nasıl çözüm bulurum, yokluk – kıtlık – ulaşamama /edinememe karşısında hammaddeye nasıl ulaşır ve bunları nasıl bulurum duygularıyla hareket ederek yeni bir “model” bulmuş ve adına da “geri dönüşüm” demiştir.

Geri dönüşüm; aşırı tüketim ve her tarafı çöplüğe çevirmek olmasa aslında gerek – ihtiyaç duyulmayacak bir sistem ama her şeyi o kadar çok - çabuk / baş döndürücü bir hızla harcıyor ve tüketip bunu öyle bir seviye getirdik ki “ömür” dışında kalan her şeyi geri dönüşüm sistemine dahil ettik. Öyle ki “sektör” haline getirilen geri dönüşümü ayakta tutabilmek için neredeyse daha çok tüketmenin, hayatı “hurda” haline getirmenin yollarını arıyoruz. Bunu, “en güzel temizlik; kirletmemektir” haline getirebilseydik, belki de geri dönüşüme ihtiyaç duymazdık.

Geri dönüşüm; aşırı tüketim çılgınlığına karşı bir nevi uyanış, doğaya zarar vermeden veya zarar seviyesini minimum seviyede tutmak olsa da her şeyi yerli yerinde ve ihtiyaç / gereksinim durumuna göre tüketsek aslında geri dönüşüme gerek duymayacağız.

Günlük hayatta kullandığımız eşyalar, yemek – gıda atıkları, plastik ve kimyevi maddelerden yapılıp çöplüğe ve akabinde de doğaya atılan – yüzyılda çözülemeyen çöplerle ilgili kurulan “sıfır atık” ve “geri dönüşüm” tesislerini TV’lerden izliyor ve takip ediyoruz ancak ben sizin dikkatlerinizi başka bir konuya çekmek istiyorum;

15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminden sonra (son 10 yılda) savunma ve silah sanayimizi dışa bağımlı olmaktan ve anlamsız ithalattan kurtarmak için yüzde yüz yerli ve milli hamlelerle köklü ama atıl durumda olan kamu kurum / kuruluşlarının güçlendirilmesi ve özel sektörün desteklenmesi amacıyla göz dolduran silahlar imal edilmeye başlanmış ve bu amaçla hem ülkemizde fuarlar düzenlenmiş ve hem de yurt dışındaki fuarlara katılım sağlanmıştır.

Medyanın her türlüsünde İDEF, SAHA ve SAHA EXPO, NAVDEX gibi adlarla fuar ve ekranlarda gördüğünüz göğsümüzü kabartan o silah – ekipman – araç ve gereçlerin nasıl üretildiğini, hangi aşamalardan geçip karşımıza nasıl çıkartıldığını hiç düşünebiliyor musunuz;

Yıllardır ABD, Avrupa ve “marka” laşmış ürünler üreten ülkelerin “tedarik” ve “yan sanayi hamallığı” nı yapan ülkemiz, millî - yerli uyanış ve yaptığı hamlelerle silah ve savunma sanayisini güçlendirerek hem içte bizleri gururlandırmış ve hem de ithalatı minimize edip yaptıkları ihracatlarla göğsümüzü kabartmış ve gözlerimizi doldurmuştur. Bu güzel gidişata destek vermek, karınca kararınca herkesin üzerine düşeni yapması için bizlerin de birkaç teklifi olacaktır;

1 – Özel endüstri – sanayi bölgeleri ile kamuya (okul, hastane, belediye binaları için) tahsis edilen askeri arazilerde yer alan eski binaların söküm ve yıkım esnasında çıkan – çıkabilecek olan inşaat demirleri, çatı – depo ve hangar binalarından çıkacak olan çelik – demir profiller ile kaplama sacları, alüminyum ve plastik doğrama ve aksesuarları, pis - temiz su ve doğalgaz tesisat boruları ile kombi ve radyatörleri,

2 – Kentsel dönüşümün yoğun olduğu ilçelerde yıkılan / yıkılacak olan konutlardan sökülecek inşaat demirleri, PVC ve alüminyum doğramaları, pis - temiz su ve doğalgaz tesisat boruları ile kombi ve radyatörleri,

3 – Geçimini hurdacılık ve geri dönüşümle sağlayan şahıs ve firmalara gerekli kolaylık ve desteklerin sağlanarak depolanan demir – çelik ve bunlara bağlı geri dönüşümle kazanabileceğimiz ürünleri,

4 – Hurda araçlarla ilgili gerekli teşviklerin sağlanıp bu araçlarda kullanılan sac, demir, motor ve ekipmanları,

5 – Yeni yapılan inşaatlarda artan demir, profil ve saclar ile bu malzemelerin üretimini – satışını yapan firmalarla gerekli irtibatların sağlanarak orada atıl durumda kalan demir, profil ve sac ürünleri,

6 – Kullanılamayacak duruma gelen, yedi emin depolarında sahipsiz bir şekilde ve bir kenarda kaderiyle baş başa bırakılan tır, gemi, kamyon, vagon, feribot ve benzeri araçların sökümünden elde edilecek olan ürünleri,

“bedelsiz” ya da “düşük bedeller” le satın alarak savunma sanayi kuruluşlarına verip ham madde ihtiyacını minimize etmek ve bu yolla savunmamızı güçlendirmemiz gerekir. Milli seferberlikle başlatılacak ve milletimiz tarafından desteklenecek olan bu tekliflerimiz aslında çok da zor değildir.  

Petrol, demir – çelik ve kimya sektörüne karşı dışa bağımlılığı azaltmak ve israfı önlemek adına mümkün mertebe atık yapmamalı, hayatı ve çevremizi çöplüğe dönüştürmemeliyiz. Sizce de bu kolay değil mi?!...     

 Günay Ertan Akgün/TİMETÜRK

Etiketler: