Tek Parti devrinde insanın duyduğunda kanını donduran icraatlardan biri de vatanı için nice fedakarlıkta bulunmuş meşhur şahsiyetlere karşı yapılan vefasızlıktır. Bu vefasızlığın o kadar çok örneği var ki insan bunları öğrenince “pes doğrusu” demeden edemiyor. Misallerin her biri kitaplık çapında. Biz birer paragrafla akla kapı açıp bırakacağız. İşte isimler ve işte yapılanlar…
Mehmed Âkif: İstiklal Marşı Şairimizi bu vatanda herkes çok sever. Kurtuluş Savaşı yıllarında TBMM üyesi. Yani milletvekili. Milletvekilleriyle birlikte Anadolu'yu dolaşıp “İstiklal Mücahedesini” anlatmış. İstiklal Marşı'nı yazmış. Sonradan köprünün altından çok sular akınca Mısır'a gitmiş. Ağır hastalığa yakalanınca, son nefesini vatanında vermek için gelmiş. Vefat etmiş. Cenaze merasimi yapılmamış. Hiçbir resmî ilgi gösterilmemiş. Üstelik, cenaze merasimine katılanlar takibe uğramış ve tekdir edilmiş. Bunu Cumhuriyet Gazetesinden Mustafa Ekmekçi yazmıştı. Yazıda enteresan bilgiler vardı. İki hamal Mehmed Âkif'in naşının bulunduğu tabutu getirip Bayezıd Camiinin musalla taşına koyup gitmişti. İstanbul Üniversitesinin talebeleri bunu öğrenmişlerdi. Prof. Dr. Abdulkadir Karahan (O tarihte talebe) talebelere haber salmış, toplanan gençler cenaze namazını kılmış, Bayezıd'dan Edirnekapı'daki mezarlığa kadar omuzlarda taşımışlar ve defnetmişler. O devirde işbaşında olanlar bundan çok rahatsız olmuşlar ve bu işin elebaşısı olan Karahan'ın yakalanıp huzurlarına getirilmesini istemişler. Karahan'ın hemşehrisi olan bir savcı Karahan'a haber göndererek “saklanmasını” tavsiye etmiş. Yazı özetle böyle. Bu yazı üzerine hocam Prof. Dr. Abdulkadir Karahan'ı aradım ve bu konuyla ilgili röportaj yapmak istediğimi bildirdim. Bana, “Evladım, bu konu telefonda anlatılmaz, eve gel görüşelim.” Dedi. Gittim, hocam konuyu detaylıca anlattı. Ben de yayınladım. İstiklal Marşı şairimize yapılan vefasızlık, insanın gözünü yaşartmaktaydı.
Kazım Karabekir Paşa: Bu değerli şahsiyetin Kurtuluş Savaşındaki rolü tarihen sabittir. Ne hazindir ki, anlatılması uzun sürecek hadiseler zincirinin ardından Karabekir Paşa 1926-1938 yılları arasında evinden dışarı çıkarılmamış, ev hapsinde tutulmuştur. Üstelik İstiklal Harbiyle ilgili kitabı matbaada basıldıktan sonra bütün nüshaları toplatılmış ve hamam külhanında yakılmıştır.
Halil Kut Paşa: Kutu'l Amere'de koca İngiliz ordusunu 4 general 481 subay ve 13.100 erle birlikte teslim alan kahraman. Tek Parti devrinde Türkiye'de kalmasına izin verilmedi. Yurt dışında iken büyükelçiliklerimizdeki merasimlere iştirakine izin verilmedi. Sonradan hükümetin verdiği özel izinle yurda döndü. Resmî olarak yüzüne bakılmadı. Emekli bir vatandaş olarak kendi köşesine çekildi, vefat edinceye kadar sessiz sedasız bir hayat yaşadı.
Nuri Killigil Paşa: Enver Paşa'nın kardeşi olan Nuri Killigil'in parlak bir askerî geçmişi var. Henüz 29 yaşında iken, Kafkas İslam Orduları kumandanı olarak Ermenilerin ve Ruslar'ın işgalindeki Bakü'yü kurtarmıştı. Sonraları millî silah sanayiini kurmak için büyük gayret sarfetti. Başta tabanca olmak üzere muhtelif silahlar ve bombalar imal etmeye başladı. Ancak devrin iktidarı silah imal edemeyeceğini bildirdi. Ancak Killigil gizli de olsa faaliyetlerine devam ediyor ve silahları Filistin'de Yahudi işgalcilerle mücadele edenlere gönderiyordu. 2 Mart 1949'da Yahudi ajanların sabotajları neticesinde Killigil tesislerinde art arda üç patlama oldu. 27 kişi şehit olmuştu. Bu şehitler arasında Killigil Paşa da vardı. Onun cesedinden arta kalan parçalar küçük bir tabuta konulmuştu. Ne var ki devrin iktidarının baskısıyla ceset noksandır diye cenaze namazının kılınmasına izin verilmez. Bu olay TBMM tarafından bir gizli celsede ele alınır.
Deli Halit Paşa: Kurtuluş Savaşının bu meşhur siması gözü karalığından dolayı “deli” lakabıyla anılmaktaydı. Ne hazindir ki bu isim, tek parti devrinde TBMM içinde silahla vurulmuş, üç gün Mecliste bekletilmiş, bir sağlık kuruluşuna götürülmemiştir. Ne hazindir ki bu tanınmış şahsiyetin kanı yerde kalmıştır.
Tek Parti devrinde ya yurt dışında yaşamaya mecbur bırakılan, ya yurtta sessizce yaşamak zorunda kalan, suikasta maruz kalan simalardan bazılarını ismen hatırlayalım: Hüseyin Rauf Orbay, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy, Yakup Şevki Paşa, Ali İhsan Sabis, Selahaddin Adil Paşa, Çerkez Ethem, İsmail Canbolat, Ali Şükrü Bey…
Daha pek çok sima ve her birinin ayrı kitaplık çapta hikayesi var. Biz bunlardan Çerkez Ethem, Halit Paşa ve Ali Şükrü Beyin başlarına gelenleri Yakın Tarih Ansiklopedisinde neşrettik. Çerkez Ethem Beyin hikayesini ise müstakil bir kitap olarak yayınladık. Kurtuluş Savaşının bu meşhur simasının mezarı Ürdün'dedir. Pek çok isim gibi o da vefa gösterilmesini ve iade-i itibarı beklemektedir.
Burhan Bozgeyik \ Timeturk