Dolar

43,8427

Euro

51,6550

Altın

7.043,41

Bist

13.804,21

Kim Sevsin?

1 Saat Önce Güncellendi

2026-02-20 00:08:00

Burhan Bozgeyik

İnsanların bir kısmı kendilerini insanlara sevdirmek için, ya da kazandığı sevgiyi kaybetmemek için ne yapacağını bilemiyor. Benim bu husustaki ölçüm, şu hadis-i şeriftir:

“Allahu Teâlâ bir kulu sevdiği zaman Cebrail'e: ‘Ben filanı seviyorum onu sen de sev!' diye emreder. Cebrail onu sever ve sonra gök halkına: ‘Allah filanı seviyor, onu siz de seviniz' diye seslenir. Gök halkı da o kimseyi sever, sonra yeryüzündekilerin kalbinde o kimseye karşı bir sevgi uyanır. Allah Teâlâ bir kula buğz ettiği zaman, Cebrail'e: ‘Ben, filanı sevmiyorum, onu sen de sevme!' diye emreder. Cebrail de onu sevmez. Sonra Cebrail gök halkına: ‘Allah filan kişiyi sevmiyor, onu siz de sevmeyin', der. Göktekiler de o kimseyi sevmezler. Sonra da yeryüzündekilerde o kimseye karşı bir kin ve nefret uyanır. (Müslim, Birr, 157)

Bu hadis-i şerif bir Mu'cize gibi tahakkuk etmiştir. İnsanlar arasında sevgisi kökleşmiş, Allah dostlarına bakınız; Veysel Karani, Yunus Emre, Mevlana, Şah-ı Geylanî, Şah-ı Nakşibendî ve niceleri… Çoğu hayatta iken bilinip tanınmamış bile. Ancak vefatlarından sonra, aradan asırlar geçmesine rağmen herkes tarafından hürmet ve muhabbetle yad edilmişler. Bir de Nemrut, Firavun, Calut ve emsali zalimlere bakın, aradan asırlar geçmiş, hâlâ nefretle yâd ediliyorlar.

Bir insanın yegane hedefi, Allah'ı ve Allah'ın sevdiklerini sevmek; Allah'ı, Allah'ın Peygamberlerini, Allah'ın dinini ve Allah'ı sevdiklerini insanlara sevdirmek olmalı. Bu hususta elimdeki ölçü Kur'an-ı Kerim'den… Âl-i İmran Suresinin 31. âyet-i kerimesine meâlen bakalım:

“(Resûlüm) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.”

Demek ki Allahu Azimüşşan'ı sevmenin alâmeti Peygamber Efendimize (asm) tabi olmaktır.

Bu ölçülere uyan ne kadar rahat eder. İnanın ben son derece rahatım. Kendimi insanlara sevdirmek gibi bir derdim yok. İster sevsinler, ister sevmesinler. Zerre kadar düşünmem.

Mesleğimiz gereği, binlerce, on binlerce insanla tanıştık. Ya da rûberû (yüz yüze) görüşmediğimiz halde on binlerce insan bizi tanıdı. Yıllar önce bölünüp parçalanmalar olmadan önce Risale-i Nur camiâsının neşir organı bir gazetenin yazarıydım. Sonradan –anlatması çok uzun sürecek hadiseler yaşadık ve oradan ayrıldım. Daha sonra Milli Görüş Camiasının neşir organında tam 32 sene köşe yazarlığı yaptım. Ne önce yazdığım gazetede, ne de sonraki gazetede, hiçbir zaman, “okuyucular beni sevsin!” diye düşünmedim. “Yazmaktaki gayemiz neydi?” başlıklı yazımızda belirttiğimiz gibi, o yazılarımızda ve kitaplarımızda yegane gayemiz şuydu; En başta Muhabbetullah ve İ'la-yı Kerlimetullah, sonra Muhabbet-i Kelamullah ve Muhabbet-i Resulullah, sonra Allah'ın sevdiklerini sevmek, sevmediklerini sevmemek… Sonra bu vatanı ve İslam dünyasını düşmanlardan korumak, bunun için de düşmanların oyunlarını deşifre etmek… Sonra sahabe timsali gençlerin yetişmesi için gayret göstermek… İbadeti, takvayı, cihadı teşvik etmek…

Peygamber Efendimiz (asm); “Men gâle ene âlimün, fehüve câhilün” buyuruyor. Yani; “Kim ‘ben âlimim' derse, o câhildir.” İşte bu hadis-i şerif mucibince hiçbir zaman, “Ben âlimim!” demedim, demem de. Yalnız, zaman zaman belirttiğim gibi, gerçek âlimlerin hizmetkarıyım ve onların eserlerinden ve tarihçe-i hayatlarından çok dersler almışım. Medresede okutulan ilimleri tahsil etmek için yekün 12 sene ders gördüm.

Merhum hocam, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, derslerinde sık sık, “Arslan yediklerinden mürekkeptir” sözünü tekrar ederdi. Şahsen okuduğum kitaplar binlercedir. Ayrıca yüzlerce, belki binlerce Osmanlıca arşiv vesikalarını ve Osmanlıca dergileri ve gazeteleri okumuşumdur.

Bütün bunların yanı sıra, Cenab-ı Hakkın lutfuyla i'cazet sahibi nice dostlarım oldu. Öte yandan asrın imamı diyebileceğim Mürşid-i kamil Molla Muhammed Doğan Hocamla tanıştım ve ondan 33 sene ders aldım. (Akaid, Kelam, tefsir, Hadis, Usul-ü Fıkıh ve diğer Şer'î ilimler.)

Bütün bu muktesabatımızı kitaplarımıza ve makalelerimize aksettirdik, aksettiriyoruz. Beni tanıyanlar, “Bu kardeşimiz ne yazmış bir bakalım” derlerse, okuyup istifade ederlerse ne âlâ… Bize dua etmiş olurlar. “Bu bizim cemaatten, bizim hizipten, bizim guruptan, bizim meşrepten değil” deyip yüz çevirirlerse, elli yıllık emeğimizi görmezden gelirlerse de canları sağ olsun. İnanın zerre kadar umurumda değil. Allahu Azimüşşan beni sevsin, o bana yeter. Bunun ötesindeki sûrî sevgi, şan, şöhret, alkış, şamata olmaz olsun. Bana bunlar lazım değil. İşte hayatımın hülasası da bu…

Burhan Bozgeyik/TİMETÜRK

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Ünlülere 'uyuşturucu' soruşturmasında 5 tutuklama

Haber Ara