SON HABERLER
Sol Ok
Sağ Ok
ANASAYFAGÜNDEMPOLİTİKADÜNYAGÜNCELEKONOMİYAŞAMSPORÇEVİRİSAĞLIKKÜLTÜREMLAKEĞİTİMFOTOVİDEO
Bilici: Cemaat güç zehirlenmesi yaşadı

Bilici: Cemaat güç zehirlenmesi yaşadı

Taraf yazarı Mücahit Bilici, Timetürk'ün sorularını yanıtladı. Bilici, Gülen cemaatinin güç zehirlenmesi yaşadığını ve AK Parti ile Cemaat arasında yaşanan kavganın, meşruiyet ve güç arayışının perdesi olduğunu savundu.

Bilici: Cemaat güç zehirlenmesi yaşadı
07.07.2015 14:48:43

MUSTAFA DARİSTAN | TİMETÜRK

Taraf Gazetesi yazarı ve New York Şehir Üniversitesi (City University of New York -CUNY) bünyesindeki John Jay College'da Sosyoloji bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Mücahit Bilici, 7 Haziran Genel Seçimleri, Cemaat ve 'Paralel Yapı' tartışmaları, Kürt Sorunu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve son yaşanan gelişmelerle ilgili Timetürk'ten Mustafa Daristan'ın sorularını cevapladı. Seçimler öncesi sistem değişikliği beklentisinin yarattığı gerginliğin, seçim sonuçlarıyla birlikte gerilimi düşürdüğünü söyleyen Bilici, “koalisyon belirsizliği, sadece endişeleri askıya aldı, ortadan kaldırmadı,” ifadesini kullandı. 

Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) Türkiyeleşme çabası için, HDP, Kürt siyasi hareketi için bir çoğulculaşma ve demokratlaşma fırsatı olduğunu söyleyen Bilici, “İyice özerkleşip demokratik temsilin adresi haline gelmeli. PKK'den özerkleşmediği sürece HDP gerekli meşruiyet ve itibari bulamaz. Hele hele Türkiye partisi olmak için silah ve vesayet gölgesinden çıkması şart” ifadelerini kullandı.

"Erdoğan bir siyaset virtüözüdür. Gerçek bir siyasi liderdir. Machiavelli onunla iftihar ederdi" ifadesini kullanan Bilici, Cemaat-Hükümet kavgası için de “Cemaat, güç zehirlenmesi yaşadı ve kendini devletin tek sahibi gibi görmeye başladı. Ayrıca Erdoğan'a yönelik hamle yolsuzluk gibi hâkli bir gerekçeyle yapılmış olsa da öyle sunulduğu için ihlassız olmuştur ve basarisiz olmuştur. Cemaat, su an hızla Türklükten ve Türk milliyetçiliğinden çıkmaktadır. Bu hayırlı bir gelişmedir. Cemaat, Türkiye'de kanun hakimiyetinin ve temel hak ve özgürlüklerin savunuculuğu rolünü ki bunu kader onlara vermiştir, sahiplenmeli ve gerçekleştirmelidir” dedi.

İŞTE O RÖPORTAJ

"SEÇİM SONUÇLARI GERİLİMİ DÜŞÜRDÜ"

7 Haziran seçimlerinden sonra görünen tıkanıklık ve gerginlik nasıl aşılabilir? Toplum arasında giderek açılan mesafe hangi yollardan, hangi tedbirlerle kapatılabilir?

Türkiye'de başkanlığa gidilen fiili süreçte yasa ve anayasa yeniden - kurucu irade tarafından askıya alındığı için toplumda ciddi bir gerilim birikmesi oldu. Seçim sonuçları ve kısmi değişim ümidi, bu gerilimi düşürdü. Ancak sorunlar devam ettiği gibi ne kadar düzeleceği hala muallakta. Koalisyon belirsizliği, sadece endişeleri askıya aldı, ortadan kaldırmadı.

"DİNDARLIĞIN SOL PARTİSİ HENÜZ DOĞMADI"

Türkiye'de sol kesim ve İslami kesim arasındaki mesafe oldukça büyük. Bunda kimin, ne denli hatası var? Ya da buluşmalı mı? HDP'nin İslami kesime açılım adımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence hatanın büyüğü solu Türkiye'ye taşıyan elitlerin modernleşme arkaplan veya tercihlerinden dolayı kendi toplumlarına olan yabancılaşması ve yerli olamamasıdır. İslam cenahında ise dindarlar kendi özgürlüklerini nasıl kazanacakları endişe ve meşguliyetiyle esasen solla ciddi bir karşılaşma ve temas yaşamadılar. Komünizm ve dinsizlik arasında (soğuk savaş dönemi) oluşan özdeşlik böyle bir teması imkansızlaştırdı. Fakat dindarlar özgüven ve iktidar sahibi oldukça içeriden bir sol söylemin ve damarın ortaya çıkacağını rahatlıkla söyleyebilirim. Bence bugün AK Parti dindarlığın sağ partisidir. Dindarlığın sol partisi henüz doğmadı. Doğmalı, ta ki dini söylem içinde sol duyarlılık sağ galeyancılığa ve milliyetçiliğe bir insaf ve denge getirsin.

HDP'nin adımları bu açıdan olumlu. Şu anki fotoğraf dindar Turk sağcılığına karşı dine hürmetkar Kürd solculuğu gibi birsey. Sol damar önemli ve olmalı ancak soldan ibaret olmamalı HDP'nin tutturması gereken çizgi.

Televizyon ekranlarında, gazete haberlerinde, köşe yazılarında; seçim çalışmalarıyla birlikte başlayan, halen de devam eden tartışmalarda ‘paralel yapı'nın ve ‘dış güçler'in dizaynı, desteği eleştirisi yöneltildi, bu tür yaklaşımlar ne kadar inandırıcı? Bu eleştirilerin yöneltilmesi neye bağlanabilir?

Gülen Cemaati'nin Erdoğan'a bürokratik enstrümanlarla politik bitirme hamlesi yaptığı bir gerçek. Erdoğan'ın bunun intikamını almak istemesi de bence çok normal. Ancak bunda insaf ve ölçü tamamen kaçmış durumda. Gülen mensuplarını siyasi olarak tasfiye etmekle yetinmeyip bütün bir kitleyi şeytanlaştırmak, hainleştirmek cezadan fazlasıdır, adaletsizliktir. Bence anti-Gülen propaganda çok başarılı olmuştur. Her milliyetçilik kendisi gibi olmayanı dış güçlerin maşası olarak görür. Normal ittifak ve tercihler böyle bağlamlarda ihanet olarak sunulur. Kitleler de ekseriyetle onları bombardıman eden medyaya karşı fazla direnmezler.

PKK'DEN ÖZERKLEŞMEDİĞİ SÜRECE HDP GEREKLİ MEŞRUİYET VE İTİBARI BULAMAZ

HDP nasıl Türkiye partisi olur? Emanet oy tartışmaları için neler söyleyebilirsiniz?

HDP, Kürd siyasi hareketi için bir çoğulculaşma ve demokratlaşma fırsatıdır. Bunun iyi değerlendirilmesi lazım. PKK Türkiye içinde silahsızlanmalı ancak Türkiye dışında Kürd ordusu olarak mütecaviz güçlere karşı Kürd coğrafyasını savunmalı. Barzani düşmanlığı gibi hastalıklardan kurtulup bir iyilik gücüne dönüşmeli. HDP ise iyice özerkleşip demokratik temsilin adresi haline gelmeli. PKK'den özerkleşmediği sürece HDP gerekli meşruiyet ve itibarı bulamaz. Hele hele Türkiye partisi olmak için silah ve vesayet gölgesinden çıkması şart. HDP'ye değişik cevreler değişik amaçlarla oy verdi. Emanet oy oranının az olduğu malum. Asıl büyük gelişme dindar Kürdlerin HDP'ye oy vermesidir. Bu bir dönüşüm talebi ve istikamet tavsiyesidir. HDP'nin bu mesajı dinleyip doğru yolda yerlileşme ve evrenselleşmeyi bir arada götürmesi gerekir.

"İDEAL KOALİSYON AK PARTİ - HDP KOALİSYONUDUR"

Seçim sonuçlarıyla birlikte, koalisyon hükümetinin kurulacağına kesin gözüyle bakılırken, sizce koalisyon hangi partiler arasında kurulmalı? HDP'nin baştan itibaren AK Parti'ye kapıları kapatmasına nasıl yaklaşıyorsunuz?

Benim için ideal koalisyon AK Parti-HDP koalisyonudur. Kürd sorununun çözümü için. Ancak Türkiye'deki genel gerilimin düşmesi noktasında ise AK Parti-CHP koalisyonu daha iyi olabilir. AK Parti üzerindeki Erdoğan vesayetinin de hafiflemesi veya bitmesi önemli bir boyut.

Türkiye'de ‘sol'un işçi kesimi dâhil toplumlaşamaması, yine ‘sol'un iktidar söylemi dışında gündem oluşturamamasını hangi nedenlerle açıklayabilirsiniz?

Sol halkın dilini değil, teori kitaplarının terminolojisini kullandığı için başarılı olamamıştır. Ancak en büyük hata din konusundaki yüzeysel ve yanlış yaklaşımdır. Turkiye'de İslamla barışık olmayan bir solun varolma şansı yoktur.

"DİNİMİZİ DEVLETTEN BİLEN KİFAYETSİZLER OLARAK KALACAĞIZ"

Türkiye'de tarih sirkülasyonu içerisinde iktidarın elden gitme korkusunun “din elden gidiyor” söylemini siyasetçilerin diline düşürmesini neye bağlayabiliriz?

Acı gerçek Türkiye'de çoğu insanın din diye veya dinin garantisi diye devlete taptığı gerçeğidir. Devletin kulu olmaktan devlete hükmeden vatandaş olmaya geçişi başaramadığımız surece aklimizi da dinimizi de devletten bilen kifayetsizler olarak kalacağız. Siyasetçi toplumun damarlarını gıdıklar. Din elden gidiyor, laiklik elden gidiyor turu çağrılar kurnaz damar sömürüleridir.

Türkçü' ve ‘Kürtçü' kavramları, siyasi dilin sınırları dâhilinde sürekli kullanılıyor. İkisi de aynı mıdır? Değil ise nedenleri nelerdir?

Bunlar teorik olarak mümkün iki durumu ifade ediyor. Benim açımdan milliyetçiler arasında fark yoktur. Yani Kurt milliyetçisi ahlaki olarak Türk milliyetçisinden ne daha iyi ne de daha kotudur. Türkçü var, Kürtçü de var. Fakat her Kürtçü denilen Kürtçü olmayabilir ve çoğu kez değil. Türkiye'de Kürtçülük suçlaması, Kürd olmanın imkânsızlaştırılması için tetikte tutulup kalleşçe çekilen bir silahtır. Çoğu kişi madem öyle evet ben Kürtçüyüm der. Benim nazarımda tüm milliyetçilikler eşittir. Fakat cahiller bazen adalet ve demokratik sahiplenmeyi de milliyetçilik ile etiketledikleri için durum karmaşıklaşmıştır. Solcuların ‘ezilen ulus milliyetçiliği' yaklaşımı da yaraya tuz basmıştır. Bu konuda daha detaylı tavzihlere ihtiyaç var.

AK Parti'nin başlattığı ve Türkiye'nin Kürt Sorunu'nda ilk kez bu kadar ilerleme kaydettiği ‘çözüm süreci'nde işleyişin doğru ve yanlış taraflarını sıralayabilir misiniz? Şu an gelinen noktada ‘çözüm süreci' nasıl bir biçime sokulacak, devam etmeme riski var mıdır?

İlkesel bir süreç yerine pazarlık ve secim endeksli bir pragmatizm esas alindi. Halbuki temel haklar sözkonusu olduğunda lam ve cim, laga ve luga olmamalı. Şeffaflık da yok. Güçlü liderlerin inisiyatifi ve iyi niyeti yeterli görülüp, geniş kitleler ve hatta elitler bu isin dışında tutuldu. Akil Adamlar heyeti gibi şeyler ise bir istihbarat müsameresinden başka birşey değildir. Halkı dinleme numarasıyla propaganda yapmak dışında bir fonksiyon icra edildiğini zannetmiyorum. Konuyla ilgisi olmayan ama iyi tetikçilik yapanlar ve kulak dolduran isimlerle böyle ciddi bir iş yapılmaz. İş ciddi değilmiş demek ki.

Çözüm sürecinde geriye dönüş mümkün değil. Durabilir ama geriye gitmez. İleriye gitmeye ise bir sürü sebep ve dinamik var.

PKK SİLAH BIRAKMAZ, TÜRKİYE DIŞINA ÇIKMASI YETERLİ SAYILMALI

Orta Doğu coğrafyasında iç çatışmalar devam ederken, ‘çözüm süreci' ayağında PKK'nin silah bırakması nasıl gerçekleşebilir?

Şu an PKK silah bırakmaz. Rojava'daki durum sürerken PKK silah bırakmaz. Türkiye dışına çıkması yeterli sayılmalı. Bir de PKK'nin kendi dışında iki tarafın üzerinde anlaştığı bir denetim mekanizmasına tabi olmayı kabul etmesi sağlanabilir. Böyle bir hakemlik kurumu oluşturulmadığı için karşılıklı güvensizlik ve ayak sürtmeler kaçınılmaz oldu.

Kürt Sorunu'nda atılan adımları varsaydığımızda, barışın tam anlamıyla sağlanması için her iki tarafın da hangi koşullara bağlı kalması, hangi adımları atması gerekir?

Kim ne istiyor, kim ne verecek gibi şeyler ortaya konsa. Fazla isteyen, yeterince vermeyen, kandıran, sözünden dönen, bedel ödemeyen her kimse ortaya çıkar ve kamusal vicdan onu mahkum eder. Bunların hiçbiri olmadı.

Kürdlerin teori hastalığı” başlıklı yazınızda Meclis'teki partilerin içerisinde ‘İslamın ruhuna en uygun program Öcalan ve PKK'nın Demokratik Özerklik programıdır,' demiş; Öcalan'ın Bookchin'den yararlanmasını, Bediüzzaman'dan ise yararlanmamasını eleştirmişsiniz, bunu biraz açabilir misiniz?

Biraz uzun konu ancak sunu söyleyebilirim: İslam fıtrat dinidir. Ekoloji ve demokrasi fıtratın doğadaki ve siyasetteki yansımalarıdır. Solun yeşil damarı İslamin doğallık durağıdır. Yolcular birbirlerine yabancı ve farklı muhitlerden geliyorlar. Fakat yol kesişmiştir. Demokrasi toplumsal şeriatın gereği, özerklik ise insanın hilafetidir. Bugün İslamin siyasi anlayışına en yakın program demokratik özerklik projesidir. Bunu söylerken kimseyi memnun etmek gibi bir derdim yok. Zaten iki taraf da bu tespitten rahatsız oluyorlar. Fakat gerçek budur.

"AK PARTİ DEVRİM YAPTI"

AK Parti'nin 13 yıllık iktidarında olumlu-olumsuz taraflarını sıralayacak olursanız, en dikkat çekilecek yanlarını açıklayabilir misiniz?

Devrim yapmıştır AK Parti. Dindarlara özgüven restorasyonu en büyük kazanımıdır. Eski sistemi eritmiştir. Bunlar büyük kazanımlardır. Ancak bunların yerine bir anayasa değil Tayyip Erdoğan'ı koymak istemiştir. AK Parti'nin sosyal devrimi göz kamaştırıcıdır. Siyasal devrimi ise karizmatik çıkmaza saplanıp kalmıştır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan için nasıl bir profil çizebilirsiniz?

Erdoğan bir siyaset virtüözüdür. Gerçek bir siyasi liderdir. Machiavelli onunla iftihar ederdi. Karizma siyaseti sarsıcı ve yırtıcıdır. Erdoğan da çok şey yırtıp, çok kesimi sarsmıştır. Türkiye'de tarihi hızlandırmış ancak istikameti kendinde tutmuştur. Yani istikamet kendisi kaldığı için her taraf onunla dolmuştur. Yol ona çıktığı için yolculuk bugün tıkanmıştır. Karizma siyasetinin trajedisidir bu.

"CEMAAT GÜÇ ZEHİRLENMESİ YAŞADI"

Cemaati eleştiren güçlü yazılar kaleme aldınız. Cemaat kanadı nasıl bu kadar şahinleşti? Cemaat ne yapmalı?

Cemaat, güç zehirlenmesi yaşadı ve kendini devletin tek sahibi gibi görmeye başladı. Ayrıca Erdoğan'a yönelik hamle yolsuzluk gibi hâkli bir gerekçeyle yapılmış olsa da öyle sunulduğu için ihlassız olmuştur ve basarisiz olmuştur. Cemaat, su an hızla Türklükten ve Türk milliyetçiliğinden çıkmaktadır. Bu hayırlı bir gelişmedir. Cemaat, Türkiye'de kanun hakimiyetinin ve temel hak ve özgürlüklerin savunuculuğu rolünü ki bunu kader onlara vermiştir, sahiplenmeli ve gerçekleştirmelidir. Cemaat Tayyip Erdoğan'dan da AK Parti'den de daha kalıcıdır. Aynı şey PKK için de geçerli. Cemaat, eski tarzını terkedip, mertlik, açıklık ve dürüstlükle hareket ederse gelecekte tekrar meşruiyetini tazmin edecektir.

Peki, Erdoğan'ın ‘Cemaat'e ‘ne istediler de vermedik' çıkışı bir iktidar savaşının kanıtı mı?

Cemaat Hükûmet savaşı çıplak bir iktidar savaşıdır. İki taraf da bunu başka şekilde sunarak kendine meşruiyet ve kendi güç arayışına görünmezlik sağlamaya çalışıyor. Savaşa karar verdikten sonra diğer hersey birer mermi ve gülledir. Dershane tartışması, masonluk, dış güçler vs vs bunlar hep bos laflardır. Savaşa karar verdin mi düşmanın üstüne ne gelse atacak ve ondan ne gelse kötüleyeceksin. Olay bundan ibarettir.

Mücahit Bilici kimdir?

Doç. Dr. Mücahit Bilici New York Şehir Üniversitesi (City University of New York -CUNY) bünyesindeki John Jay College'da Sosyoloji bölümü öğretim üyesidir. Diyarbekir, Silvan'da doğdu. Silvan Lisesi'ni bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji bölümünde okudu. Bir süre Bilgi Üniversitesi'nde araştırma görevlisi olarak çalıştıktan sonra ABD'ye doktora yapmak üzere gitti. University of Michigan, Ann Arbor'da sosyoloji doktorasını tamamladı. İlgi alanları sosyal teori, İslami düşünce ve felsefe, çalışma alanları ise Amerika'da İslam, Said Nursi, Türkiye toplumu ve Kürd kimlik ve düşüncesidir. Finding Mecca in America: How Islam Is Becoming an American Religion (University of Chicago Press, 2012) isimli kitabı, İslam'ın Amerikan coğrafyasını vatan edinme sürecini inceliyor. Kürd sorunu, İslamcılık ve Said Nursi üzerine çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmış makaleleri bulunan Bilici, 2013 yazından beri Taraf gazetesinde düzenli köşe yazıları yazıyor.


    YORUM YAZ

YORUMLAR

Bekir Cebeci / 10.07.2015 01:00:22
Yazıyı bütünüyle okudum. Yazının tümüne katılmasam da bazı önemli bölümlerine katılıyorum. Örneğin AK PARTİ ile CHP koaalisyonu. 'Turkiye'de İslamla barışık olmayan bir solun varolma şansı yoktur.' Bu tesbit çok önemli. Ben aynı partiden 4 yıl eyalet milletvekililği yaptım. Camilerde seçim propagandasında şunları söylerdik. İslam sosyal adaleti emrediyor. sosyal demokrat parti de sosyal adaleti teme alıyor.Müslümanların çoğu zaten Avrupa'da sosyal demokrat partileri destekler.
Osman Agaoğlu / 09.07.2015 23:48:32
Bu özellikle merkezden alımı olmayan yerel kurumlarca mülakat ile alınan sözleşmeli kadrolarda yoğun olarak görülmektedir. İyi bir örnek olarak kalkınma ajanslarını incelersek cemaat kadrolarının etkinliği giderek artmaktadır. Bu ve bu gibi kurumlara alımlar merkez tarafından incelenmeli, hatta mevcut yönetimleri uzaklaştırılmalıdır. Cemaatin maddi gücüde küçümsenmeden sağlam ve etkin adımlar bir an önce atılmalıdır.
Osman Agaoğlu / 09.07.2015 23:48:05
Cemaat tehlikesi her tehditin üzerinde bir tehdittir. Cumhurbaşkanımız temizleyemezse Türkiye yi çok karanlık günler beklemektedir. Cemaat dışı insanları ötekileştiren sistemde er geç iç savaş çıkacaktır. Devletin önemli ya da gelecekte önem arz edeceğine inanılan kurumların hala etkin bir cemaat hegemonyası aşikardır. Gerekirse kurunun yanında yaşta yakılarak bu kadrolar acil olarak temizlenmelidir. Aksi halde giderek güçlenmekte ve kendilerinden olmayanlara yaptıkları baskı mobbing ile kurumlarından istifaya zorlanmakta açılan kadrolara ise yine kendi yandaşlarını yerleştirmektdirler.
mahmut / 09.07.2015 01:27:41
batı görmüş adam bir başka konuşuyor.adam aslında objektif gibi hareket edip amerikanın dilini konuşuyor.ama keskin tek tarafa yatırmıyor sözlerini, bir sağa bir sola yatırıyor buda objektif algısı oluşturuyor.
ali / 08.07.2015 18:53:33
Bayıldım harikasın adamım.Özgür düşünce ve gerçekten objektiflik, adalet ve hakkaniyet adamı ne güzel yapıyor.Böyle olunca da akıl üretiyor, çünkü özgür, evrensel dünya insanı ve insan Müslüman, aklı ve vicdanı önceleyen müslüman kalitelidir.
Cenk / 08.07.2015 13:15:29
Yazar çok sığ değerlendirmelerde bulunmuş. Büyük fotoğrafı hala göremiyor. Türkiye'ye dışarıdan yapılan müdahalelerin, iç siyasetteki yansımalarından habersiz. Yine cemaat ile parti çekişmesini çok soğukkanlı olarak ele almış. Sanki cemaat bir parti gibi davranabilirmişçesine. Halbuki esas olan cemaat Ak Parti kavgası değil, cemaat Türkiye kavgasıdır. Çünkü hangi parti olursa olsun, cemaate destek vermek zorunda bırakılacaktır. Bırakmayanlada elbette kavga edilecekti. Hatırlayınız, MHP ye yapılan kaset oyununu.
Gzkntli27 / 08.07.2015 09:35:31
Türkiye'de kanun hakimiyetinin ve temel hak ve özgürlüklerin savunuculuğu rolünü ki bunu kader onlara vermiştir, sahiplenmeli ve gerçekleştirmelidir.Temel hak ve özgürlükleri savundukları için yalan yanlış uydurma belgelerle Ergenekon, devrimci karargah iftiralarıyla suç işlemeyen adamları içeri attılar.Bunların temel hak ve özgürlükleri evrensel değil, kendi sınırsız özgürlük ve sınırsız güç kullanma arzularıyla Türkiyeyi tüm kurumlarıyla ele geçirme bağlı oldukları ABD.MOSAD vb birimlere ülkeyi teslim etme ve onların istediği gibi bir kul köle olmuş itibarsız ülke yapma çabasıdır.
zrynrl / 07.07.2015 23:42:45
Tespitler güzel ve doğru.
ŞERAFETTİN / 07.07.2015 22:38:48
Selam amca oğlu benim bakkışım farklı tırkiye kırtleri kabul etmedıkçe turkiyede demokrası olmaz turk mileti kobanede olan bakışları farklıdır turk miletin güzünde kobanede ollan normal gıriyorlar şurda başımıcın uvunda dayiş dernekleri var bağcılar hazneda küy içinde istanbolun biçok ilçesınde dernek lerivar bunları hiç dile getırmiyorsın neden
enes / 07.07.2015 22:26:34
Yukarda akademik ve uluslararası titrini saymakla bitiremediğiniz adama sorsaydınız arkadaş sen bu yapıyı hukukun ve demokrasinin teminatı olarak görüyorsun iyi ama bu meşruiyeti ona kim hangi halk vermiş.batıda herhangi bir akademik muadiline bu yapıyla ilgili böyle bir değerlendirme yapsa kardeşim sen kafayı mı yedin derler.devleti seçilmiş meşru irade yönetir der kafa bulur bu adamla....
Murat AKIN / 07.07.2015 21:34:06
Yer yer Erdogan'i ovmesi, fakat Karizmasini tikanma noktasi olarak gormesi ise meseleyi kavramadigini gosteriyor. Lakin Erdogan sahip oldugu karizma ve gucu ummet icin uzun bir kullanima sunma dusuncesi tasididigini her seferinde belirtmektedir. Baris sureci icin yapilanlari laga luga olarak goren Bilici, cemaatin Erdoganla savasinda acik bir sekilde hissedilen uluslararasi mudahaleleri gozu kapali reddediyor ve mucadelenin yerli olmasi gerektigini pek umursamiyor. Bilici gercek ve dogrulari, entel kaygilar icerisinde objektif ve yeni cumleler kurma hevesi tasidigindan goremiyor.
ahmed azizoglu / 07.07.2015 18:56:40
Yorumcu Murat Akının yorumuna:Eminim sizin beğendiğiniz bir tek Kurd Şéx Meşaiq Şair Siyasetçi Şehirli Köylü yoktur.Çünkü hep Kurdlere yutturulmaya çalışılan Tam bir bayat milliyetçisiniz.Vallahi artık geçti yakalamanız mümkün değil.
Abdullah Can / 07.07.2015 18:43:13
Murat akın muthis entelektuel derinliği olan bir yorum yapmışsınız. Sizin akp muhibi ve türk nilliyetçisi olduğunuz hiç anlaşılmıyor. nasıl yaptınız hakkaten?mucahit bilici seni yazıda iyi tarif etmiş aslında.
Murat AKIN / 07.07.2015 15:57:21
Erdogan'i buyuk bir siyasi lider oldugunu Kabul etmesine ragmen onun karizmasini bir saplanti ve tikaniklik olarak goruyor. Oysa Erdogan karizma ve gucunu buyuk olcude ummet icin kullanma dusuncesindedir ve yer yer kullanmistirda. Bilici bunu anlayacak basirettende yoksundur. Cemaat ile Erdogan kavgasinda bariz sekilde hissedilen uluslararasi mudahaleleri yok saymasi bir akil tutulmasi gibi.Zor sartlarda yapilan Baris sureci ise bu entel tarafindan laga lugaya indirgenmistir. Sonuc olarak entel kaygilarla dolu, ihlassiz yaklasimlar.
Murat AKIN / 07.07.2015 15:42:27
M.Bilici degerlendirmelerinde oldukca yuzeysel ve objektif olma kaygilari tasiyan caylak bir entel gorunumu vermekte. Cemaatin, Turkiye dusmani lobileri arkasina alarak, insan haklari ve ozgurlukler uzerinden yapay bir savas icine girmesini kaderin cemaate verdigi bir rol olarak gormesi cok komik. Roportajin satir aralari Erdogan dusmanligi, ve kompleksli bir Kürt milliyetciliginin one cikarilmasi ile dolu.
Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
TİMETÜRK SON HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK AJANS HABERLERİ
SON YORUMLANANLAR