Rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın sürekli vurguladığı ve politik bir hedef haline getirdiği “adil düzen” kavramı günümüzde daha anlaşılır ve kıymetli hale gelmiştir. Sadece ülkemizde değil dünyada bozulan toplum düzenini yeniden inşa etmek için adaletin ne kadar önemli olduğu her gün karşılaştığımız adaletsizlik örnekleri ile daha açık hale gelmiştir.
Adaletsizlik ve adil bir düzene olan ihtiyaç modern zamanlarda ortaya çıkmış bir ihtiyaç değildir. İnsanlık, tarih boyunca adaletsizliklerle karşılaşmış ve onlarla baş etmeye çalışmıştır. Ancak, adaleti temin etmek, adalet duygusunu toplumda hâkim kılmak ve adil bir toplum düzeni oluşturmak özellikle günümüzde hayati bir sorun haline gelmiştir.
Adalet duygusuna ve bilincine sahip olan çocuklarımız ve gençlerimizin gelecekte toplum liderleri olacaklarını dikkate alma vaktidir. Onların toplumda ve dünyada meydana gelen adaletsizliklerden haberdar olmadıklarını düşünemeyiz. Çocuklarımız ve gençlerimiz artık hemen hemen her gün farklı medya araçları ile dünyadaki ve ülkemizdeki adaletsizliklere şahit olmakta, belki de bizzat kendileri adaletsizliğe maruz kalmaktadır.
Adalet duygusu ve bilinci ile donatılmış çocuklarımız ve gençlerimiz gelecekte adaletli bireyler ve yöneticiler olarak adil toplumu oluşturacaklardır. Bunun için, aileden başlayarak tüm öğrenme ortamlarında çocuklarımızı ve gençlerimizi geleceğe hazırlamak için eğitim programlarımızın merkezine adaleti yerleştirmemiz gerekir.
Gelecekte adaletli bireyler ve yöneticiler olacak olan çocuklarımız okullarda uygulanan eğitim programı ile geleceğe hazırlanmaktadırlar. Geleceğin bilinçli vatandaşları, yöneticileri, liderleri olacak olan çocuklarımız, günlük hayatta, okulda ve diğer çevrelerde adaletsizlikleri tanıyabilme, analiz edebilme ve adaletsizliklerle baş edebilme becerilerine sahip olması gerekir. Bu, küçük yaşlardan itibaren başlayacak ve ilkokuldan itibaren hayat boyu devam ettirilecek bir süreçtir.
Adalet eğitimi, üç aşamadan oluşur. Çocuklarımız ve gençlerimiz birinci aşamada adaletsizliğini tanıyabilmelidir. Bu amaçla çocuklarımızı adaletsizliğin yaşandığı yerde adaletsizliği tanımaya teşvik etmemiz gerekir. Daha sonra onlara tanıdıkları bu adaletsizliklerin kökenlerini ve sonuçlarını anlamaları ve analiz etmeleri için araçlar vermemiz gerekir. Son aşamada ise tanıdıkları ve analiz ettikleri adaletsizliklere meydan okuma fırsatları yaratılmalıdır.
Adaletsizlikleri tanıma, analiz etme ve meydan okuma süreçlerinin işlemesi için öncelikli olarak eleştirel bilinç gelişimi şarttır. Çocuklarımızda ve gençlerimizde adalet anlayışını geliştirmenin temel amacı, onları daha iyi bir dünya inşa etmek için gerekli araçlarla donatmaktır; bu da eleştirel bilinç ile olur. Bugünün çocukları ve gençleri mevcut adaletsizliklerin farkına varırlarsa, insanların adaletsizlikten kaynaklanan acılarını hissederlerse, bireysel ve kültürel farklılıklara rağmen insanların adaletli tutum ve davranışı hak ettiklerinin bilincindeler demektir. Bu bilinç toplumumuzun geleceğinde adaletin ne kadar güvenilir ve geçerli olacağını da belirler.
Çocuklarımız ve gençlerimiz meraklı, ilgili ve bu konularda sınıfta veya diğer ortamlarda tartışmaya katılmaya istekli olurlar. Eğitimciler bu durumu, onları doğrudan eleştirel bilinç ve savunma duygusuna yönlendirmek için güçlü bir fırsata dönüştürmelidirler.
Mevcut eğitim programımızın bilim ve teknolojiye ağırlık verirken aynı zamanda çocuklarımızı adaletsizliği anlama ve buna yanıt verme araçlarıyla donatması da beklenmelidir. Sadece bilim ve teknolojide ilerlemiş bir toplumda adalet sorunlu ise o toplumdaki düzenin adaletli olduğundan ve sürekliliğinden bahsedilemez. Bilim ve teknoloji ile tek başına bir toplum inşa edilemeyeceği bilinmelidir. Adil bir toplum inşa etmek için çocuklarımızın adaleti koruma ve kollama becerisine de sahip olması gerekir.
Adalet bilinci ve becerisi çocuklarımızın ve gençlerimizin aynı zamanda akademik, duygusal ve kişisel gelişimleri için de önemlidir. Onların adaletsizliğe karşı daha eleştirel bir bakış açısına sahip olmaları, toplumsal hayata daha fazla katılımlarını ve katkılarını sağlar. Böylece daha yüksek özgüven ve daha iyi ruh sağlığı ile sağlıklı ve adaletli bir toplum inşasında etkili olurlar.
Adaletli bir toplum inşası için adalet bilincine sahip bireyler yetiştirmeyi amaçlayan bir eğitim programı, öncelikle temel fizyolojik ve zihinsel kapasiteyi geliştirmeyi hedeflemelidir. Tek başına fizyolojik kapasite toplum inşası için yeterli değildir; zihinsel kapasitesi gelişmiş çocuklarımız tüm zihinsel becerilere sahip olacaktır. Zihin ile bedeni ayırmadan bütüncül bir kapasite gelişimi eğitim sisteminin temel felsefelerinden birisi olmalıdır.
Okullar ve eğitimciler eleştirel bilinci teşvik etmeli; böyle olursa öğrenciler daha güçlü akademik motivasyona ve daha yüksek akademik başarıya ulaşırlar. Böylece içinde yaşadıkları topluma daha derin ve etkin bir katılım gösterirler. Başta eleştirel düşünme becerisi olmak üzere diğer zihinsel becerilerle donatılmış bir çocuğun eğitim sürecinde adaleti merkeze almak hem bireyde hem de toplumda adalet duygusunun sürdürülmesi için gereklidir.
Okullar, öğrencilerin yalnızca akademik olarak hazırlanmakla kalmayıp, aynı zamanda miras aldıkları dünyayla yüzleşmeye ve onu dönüştürmeye yardımcı olmaya da yetkinleştirildikleri yerler haline gelmelidir. Sadece okulda adaleti merkeze almak, aile ve sosyal çevreyi dışarıda tutmak adalet duygusunu geliştirmekten çok pratik alanda değersiz görülmesine yol açar. Aile ve diğer toplumsal örgütler de adaletin merkeze alındığı sosyal öğrenme ortamları haline gelmelidir.
Diğer yandan adalet soyut bir kavram olsa da uygulama olmadan ne olduğu anlaşılmaz. Bir başka ifade ile adalet hayatın kendisidir, eylem alanıdır ve ahlaktır.
“Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvâya daha uygundur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Maide 8)
Prof. Dr. Mehmet Şahin/TİMETÜRK