Bist

14.259,90

$

Dolar

44,8793

Euro

52,8737

Altın

7.011,23

£

Sterlin

60,7238

Bitcoin

$98,542

Bist

14.259,90

$

Dolar

44,8793

Euro

52,8737

Altın

7.011,23

£

Sterlin

60,7238

Bitcoin

$98,542

Makale 22.04.2026 5 dk okuma

Postmodern dünyada siyasetçi

Paylaş:

ABD-İsrail tarafından İran’a yönelik başlatılan savaş hem ulusal düzeyde hem de uluslararası düzeyde siyaset ve dünya düzeni konusunu tartışmaya açtı. Siyasetçilerin söyledikleri sözlerdeki tutarsızlıkları tartışmalar yol açtı. Örneğin ABD başkanı Trump’ın bir söylediğinin diğeri ile çelişmesi yazılı ve görsel medyada çok fazla eleştiri aldı. Bu durumun alışılmamış, beklenmedik bir durum olduğunu, birçok uygulamanın teamüllere aykırı olduğu ifade edildi.

Ancak, unutmamak gerekir ki içinde yaşadığımız dünya Postmodern dönemi yaşamaktadır. Postmodern siyasette ilkeli olmak diye bir şey yoktur. Postmodern dünyayı şekillendiren de bu Postmodern siyasettir. Postmodern siyaset, rasyonel ve mantıksal düşüncenin ürünü olan uygulanmaları kabul etmez. Postmodern siyasette bilimsel olan, rasyonel olan değil bilimsel olmayan, irrasyonel olan tercih edilir. 

Postmodern siyasette hiyerarşik, organize ve net bir bilgi yerine anarşik, bütünleştirilmemiş ve belirsiz bir bilgi öne çıkar. Bilimsellik, nicelik, beş duyu ile tespit edilebilirlik yoktur. Onun yerine öznellik ve nitelik vardır. Esas olan nicelik değil niteliktir, nesnellik değil öznellik önemlidir.

Postmodern siyasette sabit kalan, değişmeyen hiçbir temel prensip yoktur. Bu bakımdan sabit, değişmeyen, temel kabul edilen bir dünya düzeni olamaz. Zira dünya düzenli değil, dinamiktir, kaos içerisindedir. Düzensizliğin oluşturduğu bir düzen Postmodern dünya düzenidir. Bu dünya düzeninde hiçbir şey her zaman doğru ya da gerçek değildir. Bütün bilgi ve prensipler dinamiktir, değişkendir ve geçicidir.

Postmodern dünya düzeninde tek bir gerçek yoktur, birçok gerçek vardır. Aslında gerçek olarak kabul edilen şey, çoğunluğun gerçek olduğuna inandığı şeydir. Bu nedenle güç çoğunluktadır. Çoğunluk olmak, büyük güç olmak çok önemlidir.

Son zamanlarda şahit olduğumuz ve hayretle ve anlam veremeden izlediğimiz ABD-İsrail ve İran arasında sürmekte olan savaş tam anlamıyla Postmodern yaklaşımın hem günlük siyasete hem de uluslararası ilişkilerde uygulamasıdır. Siyasette artık evrensel gerçeklik ve değişmez yoktur. Artık gerçeklik görecelidir ve sadece bireyin veya ülkenin kendisinin belirlediği kendi öznel gerçeği vardır.

Postmodern siyaseti dikkate almadan Trump gibi siyasetçilerin neden popülist, fırsatçı ve benmerkezci olduklarını anlayamayız. Zira Postmodern siyasette siyasetçi için siyasetin esası, siyasetçinin kendisi için faydalı olan ne varsa odur. Faydalı olmak, pragmatist olmak işin esasıdır.

Pragmatizm ile güç bir araya geldiği zaman hedefe ulaşmak için ilke, kural, etik kalmaz. Çünkü Postmodern siyasetin ölçüsü de gücü elinde tutmak ve hedefe ulaşmak için faydalı olan, çıkara uygun olan hey şeyi yapmaktır.

Postmodern siyaseti dikkate almadan başta ABD başkanı Trump olmak üzere günümüz siyasetçilerinin açıklamalarını ve uygulamalarını anlamlandırmak zor olur. Postmodern siyasette her zaman geçerli olan herhangi bir temel ilke yoktur. Çünkü evrenin kendisi düzenli değildir. Her bilgi ve ilke geçicidir. Tek bir gerçek yoktur, birden fazla gerçek vardır.

Postmodern siyasette ve dünya düzeninde çoğunlukçuluk esastır ve çoğunlukçuluk gücü normal olanı yansıtır. Ortaya çıkan yasalar, baskın olanların bakış açısına göre yapılacaktır. Bu açıdan bakıldığında çoğunluğun eşcinsel olacağı gün, heteroseksüellik anormal görünecektir.

İçinde bulunduğumuz Postmodern dönemde özellikle siyasetçilerin popülist, fırsatçı ve benmerkezci olmaları beklenen bir şey olmalıdır. Postmodern siyasetçi için yararlı olan her şey gerekli olan her şeydir. Yararlılık, gücü korumak ve amaca ulaşmak için yararlı olanı yapmaktır.

Postmodern siyasetçide sabit, ilkeli ve tutarlı tutum, davranış ve kişilikten bahsedilmez. Ahlak, etik, vicdan, merhamet gibi kavramlar artık geçersizdir. Artık ilkesizlik, omurgasızlık, tutarsızlık, karaktersizlik gibi tüm olumsuzluklar aranan nitelikler olarak görülmeye başladı. Bu değişim ve dönüşüm kaçınılmaz olarak ulusal ve uluslararası düzlemde çok yaygın hale geldi.

Postmodern dünyada yaşadığımıza göre, ilkesizlik, omurgasızlık, tutarsızlık, karaktersizlik alışmamız ve beklememiz gereken nitelikler olarak görülmelidir.

Öyle görünüyor ki ilk ve tek Postmodern başkan, ABD başkanı Trump değil.

Prof. Dr. Mehmet Şahin/TİMETÜRK

Etiketler: