Son yıllarda sıklıkla bir cümle duyuyoruz:“Hiç boşuna uğraşmasınlar, her şey kamerada.”
Bu cümleyi kuran kişi genellikle rahattır. Elinde tartışmayı bitirecek, davayı tek başına çözecek bir koz tuttuğunu düşünür.
Ancak hukukta asıl mesele,o görüntünün nasıl elde edildiği ve gerçekten ‘hukuki delil' sayılıp sayılamayacağıdır.
HUKUK DAVALARI: TERAZİ VE DENGE
Boşanma davaları, işe iade talepleri, tazminat uyuşmazlıkları, komşu kavgaları… Hukuk davalarında hâkim, kamera kaydına mutlak bir doğru olarak değil, bir denge unsuru olarak bakar.
Hak arama özgürlüğü mü ağır basıyor, yoksa özel hayatın gizliliği mi?
Apartman girişi, site kapısı, mağaza, ofis gibi herkesin girip çıktığı alanlarda alınan kamera kayıtları genellikle sorun çıkarmaz. Kamera oradaysa, amacı güvenlikse ve gizli saklı bir durum yoksa bu görüntüler çoğu zaman delil olarak kabul edilir. Kim geldi, kim gitti, olay nerede ve ne zaman oldu; hukuk bu tür kayıtları geçerli sayar.
Ancak iş evin, ofisin içine girdiğinde tablo değişir. Yatak odası, salon, özel konuşmalar… Kişinin “burada izlenmem” beklentisi olan alanlarda gizlice alınan görüntüler, çoğu zaman özel hayatın ihlali sayılır ve delil olarak geçerli olmaz.
Yine de hayat her zaman düz bir çizgide akmaz. Ani gelişen bir olayda —örneğin ev içinde yaşanan bir darp anında— başka hiçbir delil yoksa ve kayıt sürekli bir gözetleme değil de sadece o ana özgüyse, hâkim bu görüntüyü tamamen görmezden gelmeyebilir. Ama bu bir kural değildir, bir istisnadır.
CEZA DAVALARI: SINIR VE KURALLAR
Ceza davalarında ise terazinin kefeleri çok daha ağırdır. Çünkü burada tartışılan şey para, tazminat ya da hak paylaşımı değil, bir insanın özgürlüğüdür.
Bu yüzden ceza yargılamasında temel ilke nettir: Hukuka aykırı delille mahkûmiyet olmaz.
Size yönelen ani bir saldırı, tehdit ya da hakaret anında, kendinizi korumak ve olayı ispatlamak amacıyla, başkaca bir delil imkânınız yok ise, bir kayıt almanız çoğu zaman hukuka uygun kabul edilir. Yargı bu durumu “delil üretme” değil, delili kaybetmeme olarak değerlendirir.
Ama iş planlı hâle gelirse, çizgi hızla aşılır. Karşı tarafı provoke ederek konuşturmak, gizli ses cihazlarıyla kayıt almak, bilinçli ve sürekli takip düzenekleri kurmak… Bunlar ceza davasında sadece delilin reddiyle sonuçlanmaz. Çoğu zaman kaydı alan kişi, özel hayatın gizliliğini ihlal suçlamasıyla sanık sıfatı kazanır.
MANİPÜLASYON VE DELİL ZİNCİRİ: GÖRÜNTÜ GERÇEK Mİ, BÜTÜN MÜ?
Bir diğer önemli nokta da: Her kamera kaydı, teknik olarak da delil değildir.
Mahkeme sadece “ne olduğuna” değil, kaydın bütünlüğüne bakar.
Görüntünün başı sonu kesilmiş mi? Sesle görüntü arasında oynama var mı? Zaman atlamaları mevcut mu?
WhatsApp'tan gönderilmiş bir video parçası çoğu zaman yeterli olmaz. Mahkeme, kaydın alındığı orijinal cihazı, DVR/NVR kayıtlarını, ham veriyi ister. Bilirkişi incelemesi yapılır. Eğer bu delilin zincirinde bir kopukluk varsa, en güvendiğiniz görüntü bir anda dosyanın ortasında hükmünü yitirir.
Yurdal Kılıçer/TİMETÜRK