$

Dolar

45,3624

Euro

53,4141

£

Sterlin

61,9567

Frank

58,3292

Gram Altın

6.838,8300

Bitcoin

3.684.486

$

Dolar

45,3624

Euro

53,4141

£

Sterlin

61,9567

Frank

58,3292

Gram Altın

6.838,8300

Bitcoin

3.684.486

Makale 11.05.2026 4 dk okuma

Yeter artık…

Paylaş:

Türkiye’de artık bazı meseleler sadece bir konser, bir slogan ya da bir protesto meselesi olmaktan çıktı. Çünkü yaşanan her olayın arkasında; yıllardır aynı dili kullanan, aynı refleksi gösteren, aynı toplumsal mühendisliği dayatan bir anlayış var.

İlkay Akkaya da ODTÜ’de yaşanan hadiseler sonrası yaptığı açıklamayla tam olarak bunu yaptı. “Bayrağın altına saklanmış insanlar demokratik protesto hakkını bilmiyor” diyor. Bakın cümleye… Ne kadar tanıdık değil mi? Bayrak taşıyan gençleri peşinen suçlu ilan eden, Türk bayrağını adeta “saklanılacak bir aparat” gibi gösteren, millî refleksi aşağılayan kibirli bir üst dil…

Peki O gençlerin elinde ne vardı? Taş mı? Molotof mu? Sopa mı? Bıçak mı? Yok… Türk bayrağı vardı. Ama nedense bu ülkede; elinde Türk bayrağı taşıyan gençler “tehlikeli”, Apo posteri altında poz verenler ise “özgürlük savaşçısı” muamelesi görüyor. İşte milletin isyan ettiği yer tam da burasıdır. Çünkü görüntüler ortada…

Olayları başlatan kişinin 50 yaşlarında olduğu, gençlere parmak sallayarak “Sizi öldürürüm” diye bağırdığı, arkasındaki grubu galeyana getirerek saldırıya sürüklediği konuşuluyor. Peki buna rağmen suçlanan kim? Bayrak açan gençler… Türkiye’de yıllardır değişmeyen senaryo budur. Provokasyonu yapan görünmez olur, tepki gösteren hedefe konur. Ve ardından aynı medya korosu devreye girer. Aynı manşetler…

Aynı manipülasyon… Aynı “ama onlar da…” dili… Bu ülkede artık insanlar şunu soruyor: Neden sürekli terör örgütleriyle arasına mesafe koyamayan isimler korunuyor? Neden millî hassasiyet gösteren gençler linç ediliyor? Neden sanat, özgürlük ve demokrasi kavramları yalnızca belirli ideolojik çevrelerin kullanımına bırakılıyor? Çünkü mesele hiçbir zaman sadece sanat olmadı. Eğer siz yıllarca terör örgütü propagandasına göz kırpan çevrelerle aynı karelerde bulunuyorsanız… Eğer konserlerinizde bölücü sloganlara ses çıkarmıyorsanız…

Eğer Apo posterlerinin gölgesinde verilen görüntüler karşısında net bir tavır koymuyorsanız… Sonra da çıkıp Türk bayrağı taşıyan gençleri suçluyorsanız, kusura bakmayın; insanlar sizin “demokrasi” anlatınıza inanmıyor. Üstelik bu ilk de değil. 2010 yılında yine ODTÜ’de, Leman Sam konseri sırasında çimlere mumlarla “PKK-Apo” yazıları yazılmış, buna tepki gösteren bir şehit yakını darbedilmişti. Demek ki mesele münferit değil. Bir zihniyet meselesi…

Türkiye’de bazı çevreler için: PKK’ya mesafe koymak faşizm, Türk bayrağı taşımak ise provokasyon sayılıyor. İşte buna itiraz ediyor ve isyan ediyorum. Çünkü bu ülkenin üniversiteleri; terör örgütlerinin propaganda alanı değil, bilimin, düşüncenin ve özgür tartışmanın mekânı olmak zorundadır. Kimse elinde Türk bayrağı taşıyan gençleri düşman gibi gösteremez. Kimse millî refleksi aşağılayarak “demokrat” maskesi takamaz. Ve hiç kimse; şiddeti yapanları görünmez kılıp, saldırıya uğrayanları suçlu ilan ederek toplumu aptal yerine koyamaz. Yeter artık kırın bu bölücü zincirleri birbirine bağlayan halkaları…

Hakkı Balcı/TİMETÜRK

Etiketler:
Hakkı Balcı
Hakkı Balcı

Köşe Yazarı