Yaptığı sokak röportajları ile tanınan Arif Kocabıyık’a geçtiğimiz günlerde CHP Genel Başkanı Özgür Özel önce parti rozeti takmış,
Kamuoyundan gelen tepkiler üzerine CHP yönetimi partiye dahil etmekten vazgeçmişti.
Bu gelişme sonrası Arif Kocabıyık parti yönetimini eleştiren İsmail Saymaz’ın geçmişte yaptığı paylaşımları sosyal hesabından paylaşmıştı…
Aslında bu hadise; kimsenin şaşırmaması gereken bir tabloyu önümüze koydu. Hele İsmail Saymaz konumundakilerin…
Eeee…
Olacağı buydu İsmail Saymaz… Bu işin sonu baştan belliydi…
Bizim oralarda bu durumlarda söylenen bir söz var;
“ETME ÇORLA ÇOCUKLA MUHABBET KÜSTÜRÜRSÜN. SİLME G*TÜNÜ CAM KIRIĞI İLE ÇİZDİRİRSİN…”
Bugün yaşanan tam olarak budur.
Ama meseleyi sadece Arif Kocabıyık gibi tiplerin üzerine yıkıp kenara çekilmek kolaycılık olur. Asıl mesele daha derinde. “Sokak röportajı” adı altında türeyen, ne yaptığı belli olmayan, yönlendirilmiş, kurgulanmış farklı cenahlardan, farklı güruhlar var.
Eline mikrofon alan kendini gazeteci zannediyor.
Karşısına geçeni de konuşturduğunu sanıyor.
Sorular belli; alengirli, tuzaklı, ezber, provoke etmeye ayarlı…
Cevap verenler; hedefin dışında cevaplar veriyorsa; ya aptal ya cahil ya da ermeni tohumu…
Şayet, nefsini okşuyor, tembihlenen cevaplar veriyorsa filozof, aydın, bilge oluveriyor…. Kimi zaman alkışlatıyorlar, kimi zaman linç ettiriyorlar.
Bu bir gazetecilik değil.
Bu, düpedüz kışkırtma.
Ve şarlatanlık…
Toplumu ayrıştıran, sinir uçlarını kaşıyan, insanları birbirine düşüren bir mekanizma kuruldu. Ve bu mekanizma yıllardır göz göre göre büyütüldü.
Peki kim büyüttü?
Bugün şikayet edenler…
Eline mikrofon alan herkes kendini
İsmail Saymaz,
Ahmet Hakan,
Savaş Ay,
Yılmaz Özdil zannetti.
Ucube soruların muhatapları da kendini;
İlber Ortaylı,
Murat Bardakçı,
İsmet Özel yerine koydu.
Ortaya çıkan şey ise ne fikir, ne bilgi, ne tartışma…
Sadece kuru gürültü.
Ve manipülasyon…
Şimdi dönüp “Bu tipler nereden çıktı?” diye bağırmanın anlamı yok.
Dün neredeydiniz?
Dün bu sokak röportajları alkışlanırken, nefret pompalayan içerikler milyonlar izlenirken neden “Durun” demediniz?
Neden “Bu iş yanlış” diyemediniz?
Çünkü işinize geliyordu.
Çünkü herkes kendi öfkesine, kendi nefretine ortak arıyordu.
Bugün o büyüttüğünüz öfke, bumerang gibi dönüp sizi buldu.
Beslediğiniz dil, gelip kapınızı çaldı.
Hülasa;
Arif Kocabıyık dediğiniz tip; ne bir sonuçtur ne de sürpriz.
O, bu iklimin ürünüdür.
Dün sustuklarınızın, görmezden geldiklerinizin, hatta zaman zaman alkışladıklarınızın sonucudur.
Şimdi bağırıp çağırmanın anlamı yok.
Bağırmayacaksınız.
Utanacaksınız.
Hakkı Balcı/TİMETÜRK