Kendi ellerimizle gömüyoruz kendimizi…
Diriyken ‘telkin’ dinlemeyenler; ölüyken mezar başında imamın vereceği ‘talkına’ güveniyor sanırım.
Üzülerek söyleyeyim. Galiba yok öyle bir şey…
Galiba diyorum; çünkü çok tartışmalı bir mevzu…
Doğrusu; bende ‘yok öyle bir şey’ hükmünü verenler gibi düşünüyorum.
Her haltı ye… Bir papaz efendinin haftada bir çıkarttığı günahı, sen ömrünün sonuna kadar biriktir ve telkinle toptan temizle.
Yani üç kuruşa beş köfte…
Vayy babam vayyy…
Anadolu’da bir söz vardır…
‘Gapıpta gaçan mı bi…’
Yani; ümit edelim etmesine Rabbim bağışlayıcıdır ama talkın şöyle bir yana, adına Kuran’ı hatmetseler bile nafile. Faydası sadece kalpten okuyanlara...
Gelelim sadede;
Nasıl bir toplum olduk biz böyle…
Kimin eli kimin cebinde bellisiz.
Herkesin elinde bir kazma,
Herkesin elinde bir kürek…
Herkes mezarcı…
Ölmeden kazıyorlar…
Merhametin, vefanın,
Hakkın, hukukun,
İnsanlığın mezarını…
Kimi birine,
Kimi tümüne,
Kimi körün hesabı tuttuğuna…
Pardon!
Bir Türk dünyaya bedeldi öyle mi!
Müslüman hak yemez,
Sağcı vatana laf ettirmez,
Solcu demokratlıktan taviz vermez,
Ülkücü kessen sola oy vermez,
Sosyalisti Marks der, nebi demez,
Afedersiniz, ya şimdi;
At izi it izine karıştı…
Çocukluk yıllarımda, köy sığırının yaylım için çıktığı günün ilk saatlerinde anam elimize bir fitil selesi tuttururdu.
Yarışırdık arkadaşlarla…
B*k daha yere düşmeden yakalar, sığır sürüsünü son sıçtığı yere kadar takip eder,
Sepetimizde katmerleşerek dolan b*ka sevinirdik.
Ihlaya, ıhlaya dönerdik eve…
sepette elvani çeşit mix edilmiş naturel b*k…ve içine bir hapam saman…
Şekilli yapardım haa tezekleri…
Afilli yapıştırırdım taş duvara…
karşısına geçer bakardım birde…
Anam “oğlum yavanlayıp durma” diye bağırırdı. Sinirlenmiş gibi görünür ama gülümseyerek yumruk büyüklüğünde ki ham b*ku arkamdan fırlatırdı…
Şükür hiç tutturamadı.
Kimbilir; belki de tutturmak istemedi…
Çünkü yıkayacak olan da kendisiydi…
Çünkü, doğalgazıydı, kömürüydü,
Ocağın altına alev,
Kömbenin üstüne ateş,
Zemheri soğuklarına yakıt
Misafir odasına kalöriferdi çünkü tezek.
“Hay ana bir görsen şimdileri…”
Dilleri mancınık, yay sanki...
Bulaşan halinden memnun,
deveyi hamuduyla götürmüş çünkü…
Utanma duygusu yok, haya yok…
Tezekler hileli; ne sap var içinde ne saman…
Kurban olurum sap yeyip saman sıçandan olana…
Şimdikiler; hep insandan olanından…
Çalan çalana, çırpan çırpana…
Kiminin elinde mala,
kiminin cebinde pala,
Kimi suskun,
Musluğun başında nasıl olsa,
Yaşasın devlet-ü âlâ
Kimi vurur, öldürür,
Öldürdüğünün üstüne örter…
Kimi dörtbin sayfalık suçla başı dik,
Kimi dört sevgiliyle
Kimi Maldivler’de her yanları dik…
Defne müteâkip vazifeli imamın ölünün yüzü tarafına durup; üç kere
“Ya Ahmet, Ya Mehmet, Ya Ayşe, ya Fatma” şeklinde ismiyle hitap ederek güya münker ve Nekir’in;
Rabbin kimdir?
Dinin nedir?
Peygamberin kimdir?
Sorgulaması sırasında, imam efendinin vereceği kopyaya güvenenlerin ümidini kırmak istemiyorum ama;
B*ktan vallahi buralar ana…
Bu aziz milleti artık ne telkin kurtarır,
Ne de ihlazsız hatim baba…
Çünkü,
İsrafil, Mikail,
Azrail, Cebrail cepte…
Ben hariç,
Herkes beşinci melek…
Herkes Ahmetail,
Herkes Mehmetail,
Herkes Ayşeail,
Herkes Fatmail buralarda…
Herkes başkalarının hırsızlığını,
Başkalarının arsızlığını,
Başkalarının namussuzluğunu konuşup;
kendi kötülüğüne meşruiyet kazandırma derdinde…
Hakkı Balcı/TİMETÜRK