$

Dolar

47,1901

Euro

54,0262

£

Sterlin

63,5716

Frank

58,4841

Gram Altın

6.093,0300

Bitcoin

3.021.995

$

Dolar

47,1901

Euro

54,0262

£

Sterlin

63,5716

Frank

58,4841

Gram Altın

6.093,0300

Bitcoin

3.021.995

Makale 18.07.2026 3 dk okuma

Yardım toplama hukuku: İyi niyet yetmez, hukuk da gerekir

Paylaş:

Toplumların en güçlü refleksi, zor zamanlarda birbirine sahip çıkabilmesidir. Depremde, selde, yangında ya da bireysel bir sağlık sorununda vatandaşın ilk yaptığı şey yardım elini uzatmaktır. Ancak hukuk, "yardım etmek" ile "yardım toplamak" arasında önemli bir ayrım yapar.

Çünkü bireyin kendi malvarlığından ihtiyaç sahibine yardım etmesi, Anayasa'nın güvence altına aldığı mülkiyet hakkının doğal bir sonucudur. Buna karşılık toplumdan bağış talep edilmesi artık yalnızca bireysel bir tasarruf değil, kamu güvenini ilgilendiren bir faaliyettir.

İşte bu nedenle 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu yürürlüğe konulmuştur.
Kanunun temel yaklaşımı açıktır. Yardım toplama faaliyeti, kanunda belirtilen istisnalar dışında idarenin iznine tabidir. Bunun nedeni vatandaşın yardım etmesini zorlaştırmak değil, toplanan bağışların amacı doğrultusunda kullanılmasını güvence altına almaktır.

Çünkü yardım parası, sahibinin belirlediği amaç dışında kullanılamayacak bir emanettir.
Bugün  özellikle sosyal medya platformları üzerinden yapılan bağış çağrıları bu hukuki ayrımın yeniden tartışılmasına neden olmaktadır. Bir kişinin kendi çevresinden destek istemesi ile kamuoyuna açık biçimde kampanya düzenleyerek geniş kitlelerden para toplaması aynı hukuki nitelikte değildir.

Yargısal değerlendirmelerde de önemli olan, faaliyetin adı değil niteliğidir. Süreklilik arz eden, kamuoyuna yönelen, belirli bir organizasyon çerçevesinde yürütülen ve geniş bir bağışçı kitlesini hedefleyen faaliyetler, yardım toplama faaliyeti olarak değerlendirilebilir. Böyle bir durumda 2860 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gündeme gelebilir.

Diğer taraftan her IBAN paylaşımı da otomatik olarak "izinsiz yardım toplama" anlamına gelmez. Somut olayın özellikleri, yardımın kim adına toplandığı, kampanyanın kapsamı, organizasyon şekli ve elde edilen paranın kullanım amacı birlikte değerlendirilmelidir. Hukukta peşin hükümler değil, somut olgular esastır.

Kanunun getirdiği izin sistemi, idarenin keyfi bir yetkisi olarak görülmemelidir. Bu sistemin amacı; bağışçıyı korumak, yardımın amacına uygun kullanılmasını sağlamak ve kötü niyetli girişimlerin önüne geçmektir. Aksi halde birkaç kişinin suistimali, toplumun yardımlaşma kültürüne telafisi güç zararlar verebilir.

Unutulmamalıdır ki yardım toplama özgürlüğü, hukuki denetimden bağımsız değildir. Nasıl ki şirketler mali denetime, dernekler idari denetime tabi ise, kamuoyundan bağış toplayan kişi ve kuruluşların da hesap verebilir olması hukuk devletinin gereğidir.

Yardımlaşma, bu milletin en köklü hasletlerinden biridir. Hukukun görevi ise bu hasleti zayıflatmak değil, güvence altına almaktır. Çünkü güvenin kaybolduğu yerde sadece bağışlar azalmaz; ihtiyaç sahipleri de yalnız kalır.

Yurdal Kılıçer/TİMETÜRK

Etiketler:
Yurdal Kılıçer
Yurdal Kılıçer

Köşe Yazarı