$

Dolar

48,8084

Euro

56,0779

£

Sterlin

65,4104

Frank

59,4572

Gram Altın

6.819,3100

Bitcoin

4.258.899

$

Dolar

48,8084

Euro

56,0779

£

Sterlin

65,4104

Frank

59,4572

Gram Altın

6.819,3100

Bitcoin

4.258.899

Makale 22.09.2026 6 dk okuma

“Yaratıcıya isyanın olduğu yerde mahlûkata itaat yoktur”

Paylaş:

İlahi sadakati bir tarafa bırakıp beşerî politikaların hatalarını “doğru” kabul edip üstüne üstlük bir de bunların peşine düşüldüğü zaman başınıza gelecek olan musibetlerin ceremesini çekecek, diyetini ve faturasını da ağır bir şekilde ödeyeceksiniz!...

Maddi alemdeki sefaları arttırıp mana alemindeki sırları bir tarafa bırakır ve tekdüze (iki günü birbirine eşit) bir yaşantıyı “tek” ve “doğru” bir yol olarak seçerseniz günün sonunda kendinizi bir boşlukta hisseder, yaptığınız – yapacağınız ve yaşadığınız hiçbir şeyden zevk almazsınız. Bu, sofistike bir mantığın ürünü olmamakla beraber aslında insanoğlu ömrü boyunca hep şu sorunun cevabını aramıştır; “Her şeyden pişman olduğumuz halde başta ibadetler olmak üzere hayır- hasenat işleri ve manevi yaşantımızın hiçbirinden pişman olmadık veya olmuyoruz, neden?!...”

Allah, kulunu kendine ne “24 saat ibadet yapmak” için ve ne de “ömrü boyunca çalışsın!” diye yarattı. Bunların ikisi arasındaki fark veya kulların yaratılmasındaki gaye; “Ölmeyecekmiş gibi çalışmak ve her an ölecekmiş gibi ibadet yapmak” tır. Kul; bu ayrımı yaptığı, yaratılış gayesini ve yaratıcısını unutmadığı sürece Yaratan da “sizlere şah damarınızdan daha yakınım!” der ve yakın olduğunu her daim hissettirir. Öyleyse; bu kadar anlamsız mücadele, sonu boşluk olan bir dünya tutkusu, ahlâksızlık – edepsizlik – vurdumduymazlık ve aymazlıklar nereye kadar sürecek? Bunlar nerede bitecek ya da bitecek mi? Kıyameti yaşamak için bu kadar istekli – hevesli olanlar; tek sermayesi “ateş” olan cehenneme bir an önce mi kavuşmak istiyorlar?!..

Yaşadıkları bela, musibet ve sıkıntılardan ders çıkartmayanlar; kendilerine gönderilen “Kur’an Rehberliği” ve “Peygamber Önderliği” nden sapıp ya cemaat – tarikat liderlerinin çizdikleri ama her ne hikmetse bir türlü bulamadıkları “doğru yol” dan gidiyor ya da peşlerine takıldıkları politik figür veya liderlerin vaat ettiği boş beleş işlerin peşine koşup kurtarıcılarını (!) da bu adreslerde arıyorlar.

“Kişi, sevdiğiyle birliktedir ve onunla haşrolur” gerçeğine iman ettik ama yaratıcısını tanımayıp ibadet etmeyi de bir tarafa bırakıp asi olanlar yarattığını tanısa ve doğru ya da yanlış onların yolundan gidip itaat etse ne olur, etmese ne olur? Yaratıcıya asi olanlar, O’nun yarattığı kullarına itaat etmekle hangi dünyalarını kurtarmış olacaklar veya böyle bir ilahi müjde aldılar da bizim mi haberimiz olmamış. Gerçekten de bunları hiç düşündük mü?!...

*********

Politika, kendi kuralları ve mecrası içerisinde yuvalanır ve ona göre de rota çizer. Bu alanda meslek icra eden veya böyle bir zanna kapılanlar, dava ve ideolojilerini bir tarafa bırakıp “menfaat masası” etrafında toplandıkları zaman geldikleri yeri unutur, oldukları mekanların kurallarına göre oyunlarını oynarlar, başka türlü de ayakta durmaları imkânsızdır (!).

Dava ve ideolojilerin esas membaı “din” ve dinden kaynaklı “maneviyat” olmadığı zaman beşer eliyle yapılanların da ömrü kısa oluyor ve miatlarını da dolduruyorlar. Maddi – manevi dünyanızı şekillendiren “din” ipine sarılmadığınız ve bunu referans almadığınız zaman başınız secdeye gitse bile aklınıza hep o beşerin “dünya zırvası” saçmalıkları gelir ve Yaratıcıya itaat ettiğinizi, Allah’ı Allah’la kandırdığınızı zannedersiniz. Halbuki O; içinizdekileri, aklınızdakileri, kalbinizdekileri, gerçek manada her şeyi bilendir, duyandır. Kimi kandırdığınızı zannediyorsunuz?!...

Din; iki dünyayı şekillendiren ve ahiret hayatını garanti altına alan en büyük ve geçerli ilahi müessesedir. Bu müessesenin kapısından girerseniz huzur bulup cennete gider, girmezseniz berbat bir hayatın sonucunda cehennemi boylarsınız. Bunun için de rehber Kur’an, önder ise Peygamberimizdir. Kendine başka rehber – önder arayan günün sonunda zararı da kendisi görür, görecektir. Biz bu “uyarı” vazifemizi yapıp mevzumuza devam edelim;

Politikayı “hizmet” için aparat – araç olarak seçer ve bunu yaparken de İslam’ı “referans” olarak alırsanız günün sonunda “Siyasal İslam” (!) diye bir gerçeklikle tanışmış olursunuz. Yaptığınız ve yapacaklarınız, güttüğünüz politikalar yüzünden İslam’a mal edilmeye çalışılır ve bunun bir sonucu olarak inanç – Müslümanlık ya da mütedeyyin durumunuz tartışmaya açılırsa işte o zaman – bazen susmak da bir erdemdir – çıtınız çıkmayacak, susacaksınız.

Bakalım mı;

İslam dininin toplumun huzur ve refahı için tesis ettiği belli başlı olguları, hem toplum ve hem de devlet binasını sağlam tutan – ana taşıyıcısı olan kolonları vardır. Bunların hem suç, hem günah ve hem de ayıp sayılan belli başlıcaları şunlardır; adaletsizlik, faiz (riba), fuhuş (zina), hırsızlık, yalan – dolan ve saire…

Adaletin; cep şişkinliği durumu, cemaat – tarikat yakınlığı veya irtibat ve iltisaklığına, siyasi parti üyeliğine göre sağlanıp hak – hakkaniyetten uzaklaşıldığı hatta zulme döndürüldüğü,

Faizin; sürekli bir şekilde şikâyet edilip “lobi” sinden de bahsedildiği halde maksimum seviyede alınıp verildiği, alın terinden kazanç sağlanması bir tarafa bırakılıp “geçim kapısı” olarak görüldüğü ve hatta oranlarını indirmemedeki ısrarın sürdürüldüğü,

Fuhşun (zinanın); Ayıp ve günah olmasına rağmen “suç” olmaktan da çıkarıldığı, TV’lerde akşam sabah yayınlanan diziler ile toplum ahlâkını bozmaya müsait yayınlar ve sanal medyadaki LGBT + sapkınlığının neredeyse teşvik edilir hâle getirildiği, teşhircilik ve çıplaklığın “modernizm” sayıldığı, bunlara bir “son” verilmediği,

Rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık, adam kayırma, irtikap, ihaleye fesat karıştırma, pavyonlarda rakı masalarında yapılan pazarlıklar, nepotizmin zirvede yaşanması, “hizmet kapıları” olması gereken belediyelerin ne kapısı haline getirildiğinin belli olmadığı ve bunların “politika” olarak görüldüğü bir yerde son söz İmam – ı Gazali’nin olsun;

“Yaratıcıya isyanın olduğu yerde mahlûkata itaat yoktur”, vesselam!...

Günay Ertan Akgün/TİMETÜRK

            

Etiketler: