$

Dolar

45,5835

Euro

53,1426

£

Sterlin

61,2522

Frank

58,0325

Gram Altın

6.654,1800

Bitcoin

3.498.223

$

Dolar

45,5835

Euro

53,1426

£

Sterlin

61,2522

Frank

58,0325

Gram Altın

6.654,1800

Bitcoin

3.498.223

Makale 19.05.2026 4 dk okuma

“Yar olmak mı, yara olmak mı?”

Paylaş:

İnsan, hayatının bir döneminde birine bakar… ve içinde hiçbir hesap yokken sadece bir cümle kurar:
“Bu benim yarim…”

O “yarim” dediğimiz insan, bir gün gelir hayatımızın en güvenli limanı olur. Sesini duyunca sakinleştiğimiz, yanında kendimizi tamamlanmış hissettiğimiz, gözünün içine bakarken geleceği kurduğumuz insan…

Hayatın en sessiz gerçeği tam burada başlar:
Hiçbir “yar” bir anda “yara” olmaz.

O dönüşüm bağırarak gelmez.
Bir tartışma sahnesiyle de başlamaz.
Çoğu zaman çok daha sessizdir…

Mesela bir gün “nasılsın?” sorusu eksilir.
Sonra “iyi misin?” bakışı azalır.
Sonra dokunmalar seyrekleşir.
Sonra aynı evin içinde iki yabancı gibi susmalar büyür.

İnsan en çok susarken uzaklaşır.

Bir zamanlar birlikte gülmek için plan yaptığımız o insanla, bir gün aynı cümlede bile buluşamaz hale geliriz. En tehlikelisi şudur: artık konuşmamaya alışırız. Çünkü konuşmak yorucu, susmak kolay gelir.

Evlilik tam da burada sınanır.
Çünkü evlilik, aynı çatı altında yaşamak değil; aynı duyguda kalabilmektir.
Aynı masaya oturmak değil; aynı kalpte kalabilmektir.

Ama modern hayat… insanı hızlandırırken kalbini yavaşlatıyor.
Herkes konuşuyor ama kimse dinlemiyor.
Herkes aynı evde ama kimse aynı “hissin” içinde değil.

Sonra bir gün…

Bir zamanlar sadece yanağına dokunmaya bile çekindiğimiz, öpmeye kıyamadığımız o insan…
Artık öfkemizin hedefi haline gelebiliyor.

Sözler sertleşiyor.
Ses tonu yükseliyor.
Bazen fark etmeden, sadece kelimelerle değil, davranışlarla da incitiyoruz.

Fiziksel ya da duygusal… şiddet hiçbir zaman bir anda doğmaz.
Önce sabır biter.
Sonra anlayış tükenir.
En son merhamet yorulur.

İnsan, en tehlikeli noktaya orada gelir:
“Artık umurumda değil” dediği an.

Oysa en ağır kırılmalar, bir tokatla değil; bir cümleyle olur bazen.
“Sen hep böylesin…”
“Beni hiç anlamıyorsun…”
“Bıktım artık…”

Bir insanı en çok yaralayan şey yumruk değil; değersizlik hissidir.
Çünkü insan, sevildiğini hissetmediği yerde yavaş yavaş çöker.

Mevlana’nın o sessiz sözü burada yankılanır:
“İncinsen de incitme.”

Çünkü incitmek, sadece karşı tarafı yaralamaz… insan kendi içindeki merhameti de eksiltir.

Bir noktadan sonra fark ederiz:
Yar dediğimiz insan artık yarimız değildir…
İçimizde kapanmayan bir boşluğa dönüşmüştür.

O boşluğa verilen isim bazen çok geç gelir:
“yara…”

Asıl soru şudur:
Biz o “yar”ı kaybettiğimiz için mi “yara” oldu…
Yoksa onu koruyamadığımız için mi?

Bir zamanlar kalbimize “yar” diye aldığımız insanı, hangi suskunlukla “yara”ya dönüştürdük?

Ayşegül Sert/TİMETÜRK

 

Etiketler:
Ayşegül Sert
Ayşegül Sert

Köşe Yazarı