$

Dolar

49,2779

€

Euro

55,3129

£

Sterlin

65,2749

₣

Frank

59,1713

₺

Gram Altın

6.503,2200

₿

Bitcoin

4.092.043

$

Dolar

49,2779

€

Euro

55,3129

£

Sterlin

65,2749

₣

Frank

59,1713

₺

Gram Altın

6.503,2200

₿

Bitcoin

4.092.043

Makale 08.10.2026 6 dk okuma

“Yakında toz bulutları dağıldığında; altındaki at mı, merkep mi göreceksiniz”

Paylaş:

Eğitim ve ahlâk; ana rahminden başlayıp mezara girinceye kadar geçen süreç içerisinde öğrenilmesi – öğretilmesi ve yaşanılması - yaşatılması gereken en değerli, olmazsa olmaz manevi olgularımızdır. Bunlar her zaman ve her yerde herkese lazım olacağı gibi “öğrenme” nin de yaşı ve bahanesi – ahlâklı olmanın da zararı olmaz, olamaz.

Bir toplumda iyi yetişmiş - eğitilmiş bireyler olmadığı (“yetişme” ve “eğitim” den kastedilen şey üniversite ve diplomalı sayısı değildir. Mantar gibi türeyen üniversiteler ile her geçen gün artan diplomalı sayılarına baktığımız zaman eğitimdeki kaliteyi değil işsizler ordusunun yeni bir nefer kazanmış olduğunu görürsünüz. Tek geçerli akçe “diploma” olsaydı bugün adı her türlü pisliğe bulaşanın üniversitelerden değil cahil insanlar arasından çıkacağını görürdünüz ama durum hiç de öyle olmadı. Olaylara adı karışanların ne kadar da kaliteli (!) üniversitelerden mezun olduğunu, aldıkları diploma sayısı ve unvanlarını görüyorsunuz değil mi? Bunların zaaf, ihtiras ve aç gözlü hallerini görünce okullarda mı bir sıkıntı var yoksa öğrencilerinde mi, buna da siz karar verin.),

ahlâktan yoksun bir şekilde davranıldığı ve tek geçerli payenin “para” olduğu, kanaatkârlık - rıza ve şükretmenin yok sayıldığı, tamahkârlığın pik yaptığı ve köşe dönmenin meşru – mubah görüldüğü,  

edep – adap sınırlarının belli olmadığı ve görgü kurallarına “demode” gözle bakıp bunların dışına çıkıldığı,

birçok maneviyatın birey ve toplum hayatından çıkartıldığı,

üstüne üstelik bu ve bunlara benzer sıkıntıların bir de “normalmiş” gibi TV dizilerinde de yayınlanarak perçinleştirildiği zaman o toplumda istediğiniz kadar arınma ve temizlikten bahsedip durun. Bu, denizin kayayı yalayıp geçmesi gibi bir etki bırakır ve her geçen gün hayretler içerisinde ve ağzınız açık bir şekilde olup biteni seyredip durursunuz. Yatmak üzere iken ve sabah kalktığınız zaman ilk bakılan şeyin “acaba kime operasyon yapıldı, kimler içeri alındı, kimler tahliye edildi veya beraat etti” – “hangi bakan hangi tweeti attı” şeklindeki haberler oluyorsa işte “o toplum battı ve uzatmaları yaşıyor” demektir.

Birey ve toplumların maneviyatı yerle yeksan edilip, bu, aynı zamanda da devlet ve kurumlarına sirayet ediyor ve ortaya çıkacak olan tabloyla birlikte hem devlet ve hem de iktidara olan güvenilirlik – inandırıcılık ortadan kalkıyorsa bunun tek suçlusu yönetilenler değil aynı zamanda da yönetenlerdir. Eğer bu olumsuzluklara karşı sadece konuşuyor ve somut bir şey yapmıyor, “cek” – “cak” la günlerinizi geçiriyorsanız, o zaman bizim de diyecek bir şeyimiz yok. Ne diyelim; şimdiden geçmiş olsun!...

Adı – konumu – ili ne olursa olsun muhalefet ve iktidarın seçimle kazandıkları belediyeler başta olmak üzere, özel ve tüzel – resmi ya da yarı resmî kurumlar ile “devlet oluşumu” nun her bir kolundan farklı sesler geliyor ve bitmek bilmeyen operasyonlardan sonra halen daha bunlar devam ediyor ve nerede duracakları belli olmuyorsa “gelecek” adına endişe duymaktan öte başka şeyler yapmamız ve şimdiden bunlarla ilgili tedbirleri almamız lazım.

Yapılan operasyonlarla birlikte ifadesine başvurulan, tutuklanan, denetimli serbestlik (adlî kontrol) hükümleri uygulanarak hakkında işlem yapılanlarla ilgili ortaya atılan iddiaların gerçek olup olmadığı konuları netlik kazanmadan; haysiyet cellatlığı ve sınanmadığınız bir durum üzerinden kabadayılık yapıldığı, masumiyet karinesinin yerle bir edildiği, tutmasa bile çamur atılıp haksız bir şekilde insanlara leke sürüldüğünü söyleyen – böyle düşünenler de var. Evet, bu “tozlu bir süreç” olarak karşımıza çıksa da bu fırtına elbet bir gün dinecek ve bunlarla ilgili en geçerli akçemiz de “zaman” olacaktır. Bizi en fazla düşündüren - üzen hadise, yapılanların; “sağ” ve “çeyrek asırdır iktidar” da olan bir parti zamanında olmasıdır. Hani sürekli olarak “ağacı kesen balta sapının ağaçtan olması” örneğini veriyoruz ya!...

Sanal bahis, kumar, fuhuş, uyuşturucu madde kullanımı – satışı, dolandırıcılık, suça itilen çocukların sebep olduğu cinayetler, belediyelerdeki rüşvet ve yolsuzluklar, son olarak da bunlara eklenen fon soruşturmalarında araya kaynayan masumlar veya mağdurlar da vardır, olabilir. Bu durum “normal” olmasa da at iziyle it izinin birbirine karıştığı, bu kadar büyük bir toz bulutu içerisinde ne kadar dikkat ederseniz edin olur. İlerleyen süreçlerdeki aklanma ve elenme süzgecinden sonra bu kişilerin manevi olarak haklarının iade ve tazmin edilmesi sağlanmalı, gönülleri de alınmalıdır. Ancak gerek Silivri cezaevinde vefat eden Kâşif Kozinoğlu’nun cinayete kurban gittiği iddiasının akabinde evinde ölü bulunan cezaevi doktorunun akıbeti ve gerekse fon soruşturmasına adı karışan Ali Emre Ballı’nın aracında ölü bulunup intihar edip etmediği şaibelerinin de bir an önce aydınlatılması lazım. Aksi takdirde bu tarz olayların sayısında bir artış olur ve insanlar “itibar” mı - “can” mı ikilemi arasına bırakılırsa; bunun ahı nasıl ödenecek, bu acımasızlığın hesabını kimler verecek? Birilerinin de dediği gibi isimleri deşifre olanlar “piyon” mu yoksa bunlar aysbergin sadece görünen kısmı mı?!...

Son söz Hz. İmam – ı Rabbani’nin olsun;

“Yakında toz bulutları dağıldığında; altındaki at mı, merkep mi göreceksiniz!...”  

Günay Ertan Akgün/TİMETÜRK

Etiketler: