Toplumsal yozlaşma – çürüme ahlâkî erozyon ve “diyanet” (camiler) hariç her kuruma yapılan operasyon ve tutuklamaların ardından herkes bir şey konuşuyor, kendi zaviyesinden kendince çözümler üretmeye çalışıyor. Hani eskiden bir şarkı vardı ya; “Konuşuyoruz ama nece konuşuyoruz. Konuşuyoruz ama anlamıyoruz. Konuşuyoruz bomboş.”
Evet, bu saatten istediğinizi konuşun, istediğinizi yapın. Yine eskilerden bir söze yer verelim, derdimizi daha iyi anlamış olursunuz; “N’eyleyim yaptığını ba’de harâbi’l – Basra” (Basra harap olduktan sonra). İş işten geçtikten sonra kınayı istediğiniz yere sürebilirsiniz.
Oldum olası spor ve bilhassa onun “bir numara” sı sayılan “futbol” hakkında yorum yapmam, genellikle lig maçlarını izlemem ama tuttuğum takımın UEFA maçları ile millî takımımızın her türlü maçını izlemeye çalışırım. Aslında bu, bir nevi stres atmak – deşarj olmak için “zaman geçirmek” olsa da eskiden büyüklerimiz futbol konusunda bize bazı uyarılarda bulunmuştu. Belki de benim futbola olan bakış açımı da bu tavsiyeler belirlemişti.
Sahi onlar ne demişti, bir hatırlayayım;
“Futbol demek; kazanan, kaybeden demektir. Bir iş de kazanmak – kaybetmek ve onun üzerinden de toto – loto gibi oyunlar oynanıyorsa o kumardır, kumar da günahtır. Bunun için de futbol, kumardır.”
“Dinimize göre futbol hem kumar olduğu ve hem de “Seyyidü’ş – Şuheda” (Şehitlerin Efendisi) Hz. Hamza’nın Uhud’da başı kesildikten sonra onunla top oynandığı ve bu da futbola benzetildiği için günahtır.”
Bu iki gerçeklik beni futboldan soğuttu ve uzak durmama vesile oldu. Çocukluktan gençliğe doğru gidilen günlerde (lise yıllarında) aramızda bilmece – bulmaca oyunları oynardık. Genellikle okul servisiyle köyden – şehire veya şehirden köye giderken servis içerisinde bir muhabbete dalar yolun nasıl bittiğini anlamazdık. İşte o günlerden kalan bir bilmeceyi de anlatmış olalım, ki derdimiz daha iyi anlaşılmış olsun;
Soru;
“Hakemle hâkim arasındaki fark nedir?”
Cevap;
“Hakem dışarı, hâkim de içeri atar!”
Şimdi ben soruyorum;
“Hâkim, hakemi içeri atarsa ne olur?”
Cevap;
“Türk futbolunun gerçek yüzü ortaya çıkmış olur.”
Son bir yıldır sanal bahis – kumar ve futbolla olan kirli ilişki ağlarını teknik direktör – futbolcu – kulüp başkanı gibi ilgililerinin tutuklanma ve operasyon görüntülerini izleyip bunları da unutmaya çalışırken yine başka bir skandal patlak verdi. Bir haftadır futbol ve sanal bahis ile hakemler arasındaki kirli ilişki ağlarını izliyoruz. Çok mutluyuz, çok!...
Musluğun başında olanlar önce kendi kaplarını doldururlar ama bunu yanlış anlayanlar oldu. Bunlar kendi kaplarını doldururken başkalarını da bir yudum suya hasret bıraktılar. Kumar olduğu bir tarafa milletimizin neredeyse “tek eğlence kaynağı” olarak kalan “futbol” u kirleten federasyon yöneticileri, hakem ve onların yardımcı kadroları artık pisliklerini gidip başka yerlerde kussunlar. Köşe olacak, para kazanacak alan istiyorsanız başka yerlere gidin, alın teri – emek ve hakka göstermediğiniz saygı – anlayış ve beklentilerin içine ettiniz. “Arınma” – “temizlenme” ve “yeniden başlama” dan bahsettikçe her gün başka bir pisliğiniz ortaya çıkıyor, yazıklar olsun!...
2002’deki dünya üçüncülüğünden sonra başarısını göremediğimiz ama 2026 Dünya Kupası maçlarına katılmasıyla birlikte bizleri sevindirse de tüm maçlarda “sıfır” çekip “puansız” dönen, oynanan son “uluslar ligi” maçlarında da gelenden – gidenden üç dört gol yiyip sahada “sefiller” i oynayanlar başta federasyon yetkilileri olmak üzere tüm bileşenleri - aparatları kendi başarısızlıklarını örtmeye veya örtbas etmeye mi çalışıyorlar? Oyun itibari ve oynanma şekliyle de tasvip etmesek, “kumar” – “günah” olarak algılansa da futbolumuzdan bataklıktan berbat pis kokular gelmektedir.
İlerleyen günlerde daha nelere şahit olacağımızı hep birlikte görecek ve futbol dışındaki diğer spor alanlarına neden ilgi duymadığımızı, teşvik etmediğimizin pişmanlığını yaşamış olacağız. Son pişmanlık fayda etmese bile!...
Bir Sümer atasözünde de dendiği gibi;
“Çobanın kaval sesine kanıp yaylaya gittiğini zanneden koyunlar, mezbahaya gittiğini hiçbir zaman anlayamadılar.”
Günay Ertan Akgün/TİMETÜRK