$

Dolar

46,8756

Euro

53,6718

£

Sterlin

62,9940

Frank

58,0222

Gram Altın

6.141,5500

Bitcoin

2.915.344

$

Dolar

46,8756

Euro

53,6718

£

Sterlin

62,9940

Frank

58,0222

Gram Altın

6.141,5500

Bitcoin

2.915.344

Makale 09.07.2026 3 dk okuma

Ülkemizi, milletimizi yerme hastalığı

Paylaş:

Eskişehir’in Sivrihisar Devlet Hastanesi’nde kamuoyuna yansıyan görüntüler elbette kabul edilebilir değildir. Eğer soruşturma sonunda iddialar doğrulanırsa, kim olursa olsun hukukun ve idarenin gereğini yapması kaçınılmazdır. Nitekim devlet de vakit kaybetmeden harekete geçmiş, idari soruşturmayı başlatmış ve ilgili müdürü görevden uzaklaştırmıştır. Buraya kadar itiraz edilecek hiçbir şey yok… Benim itirazım, olayın kendisine değil; olayın sunuluş biçiminedir. Çünkü Türkiye’de yaşanan her olumsuzluk, bazı çevreler tarafından sanki yalnızca bu ülkeye özgüymüş gibi servis ediliyor. Oysa gerçek dünya öyle değildir. Bugün Amerika Birleşik Devletleri’nde sağlık çalışanları, diğer meslek gruplarına göre şiddete en fazla maruz kalan kesimlerden biri olarak kabul ediliyor. 2025 yılında yayımlanan mesleki raporlarda, sağlık çalışanlarının diğer sektörlere göre kat kat fazla saldırıya uğradığı, bu nedenle birçok hastanenin güvenlik politikalarını yeniden düzenlediği açıkça ifade ediliyor. İngiltere’de ise yalnızca hastalardan kaynaklanan fiziksel şiddet değil; sağlık kurumları içerisindeki taciz, uygunsuz davranış ve disiplin olayları nedeniyle NHS yönetimi 2025 yılında yeni “sıfır tolerans” uygulamalarını hayata geçirmek zorunda kaldı. Avrupa’da sağlık çalışanlarına yönelik şiddet artık münferit değil, yapısal bir sorun olarak ele alınıyor. Akademik araştırmalar, fiziksel saldırıdan sözlü tacize kadar uzanan olayların birçok Avrupa ülkesinde sağlık sistemlerinin önemli problemlerinden biri olduğunu ortaya koyuyor. Demek ki mesele Türkiye meselesi değildir. Mesele insan meselesidir. Öfkesini yönetemeyen insan… Makamını yanlış kullanan insan… Liyakati yalnızca diploma zanneden insan… İşte sorun tam da burada başlıyor. Elbette yanlış varsa üzerine gidilsin. Kimsenin makamı onu hukukun üstüne çıkarmasın. Ancak aynı hassasiyet, dünyanın başka ülkelerinde yaşanan benzer olaylar için de gösterilmelidir. Çünkü objektif gazetecilik; sadece olumsuzluğu göstermek değil, onu doğru bağlama oturtabilmektir. Bir olaydan hareketle “Türkiye bitmiş” algısı üretmek de en az o olay kadar yanlıştır. Devletin soruşturma açması, idari mekanizmayı işletmesi ve hukuku devreye sokması; aslında sistemin çalıştığını gösterir. Eksiklerimizi konuşacağız… Hatalarımızı eleştireceğiz… Liyakati daha yüksek sesle savunacağız… Fakat bunu yaparken ülkemizi, dünyada benzeri olmayan bir kaos ülkesi gibi göstermeye de kimsenin hakkı yoktur. Gazetecilik; ülkesini kusursuz göstermek değildir. Ama ülkesine haksızlık edilmesine de sessiz kalmamaktır. Benim itirazım tam da buradadır. Yanlışı örtmeyelim… Suçu savunmayalım… Fakat gerçeği de eksik anlatmayalım. Çünkü eksik anlatılan her gerçek, çoğu zaman gerçeğin kendisinden daha büyük bir algı operasyonuna dönüşür.

Hakkı Balcı/TİMETÜRK

Etiketler:
Hakkı Balcı
Hakkı Balcı

Köşe Yazarı