$

Dolar

46,7009

Euro

53,4060

£

Sterlin

62,4028

Frank

57,9641

Gram Altın

6.097,7600

Bitcoin

2.856.186

$

Dolar

46,7009

Euro

53,4060

£

Sterlin

62,4028

Frank

57,9641

Gram Altın

6.097,7600

Bitcoin

2.856.186

Makale 02.07.2026 4 dk okuma

Hicvin de bir sınırı vardır!

Paylaş:

Son günlerde komedyen Deniz Göktaş’ın stand-up gösterisi yeniden ülkenin gündemine oturdu. Gösteride Kur’an-ı Kerim hakkında kullandığı ifadeler milyonlarca insanı rahatsız etti. Kimileri buna “mizah” dedi. Kimileri ise bunun açık bir saygısızlık olduğunu söyledi. Ben ikinci görüşteyim. Çünkü mizah ile tahkir arasındaki çizgi bazen çok incedir. Ve o çizgi aşıldığında artık adına sanat değil; provokasyon denir. Dikkat edin… Aynı ülkede… Bir mezhep hakkında yapılan bir şaka günlerce linç sebebi olabiliyor. Bir etnik kimlikle ilgili sözler nefret suçu sayılabiliyor. Bazı tarihî şahsiyetlerle ilgili yapılan mizah büyük davalara konu olabiliyor. Peki konu İslam olunca… Konu Kur’an olunca… Konu Peygamber olunca…

Birdenbire herkes ifade özgürlüğü savunucusu kesiliyor. İşte toplumun itiraz ettiği nokta tam da burasıdır. Mesele özgürlük değil… Mesele çifte standarttır. Elbette sanat özgürdür. Elbette komedyen siyasetle dalga geçebilir. İktidarı eleştirebilir. Muhalefeti eleştirebilir. Ekonomiyi eleştirebilir. Hayatı eleştirebilir. Ama milyonlarca insanın kutsal kabul ettiği değerleri aşağılamayı “mizah” diye pazarlamak; bana göre sanatın değil, kolaycılığın tercihidir. Çünkü insanları güldürmenin en zor yolu zekâdır. En kolay yolu ise onların sinir uçlarına dokunmaktır. Bugün sosyal medya çağında yaşıyoruz. Algoritmalar öfkeyi ödüllendiriyor. Ne kadar tepki… O kadar izlenme… Ne kadar tartışma… O kadar reklam… Ne kadar kriz… O kadar görünürlük…

Bu yüzden kamuoyunda birçok kişi, bazı gösterilerin tartışma oluşturacağını bilerek hazırlandığını düşünüyor. Bu değerlendirme doğru da olabilir, yanlış da… Ancak böyle bir algının oluşması bile üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur. Türkiye’nin ezici çoğunluğu kendisini Müslüman olarak tanımlıyor. İnançlı olsun olmasın… Namaz kılsın ya da kılmasın… Bu toplumun ortak hafızasında Kur’an sıradan bir kitap değildir. Peygamber sıradan bir tarihî şahsiyet değildir. Allah inancı sıradan bir fikir değildir. Bunlar milyonlarca insanın hayatını şekillendiren kutsallardır. Dolayısıyla bu değerlere yönelik küçümseyici ifadelerin tepki doğurmasına şaşırmak da samimi değildir. Burada başka bir soru daha sormak gerekiyor. Gerçekten cesaret; milyonların kutsalına dokunmak mıdır? Yoksa kimsenin konuşamadığı güç odaklarını eleştirebilmek midir? Kolay hedeflerle gündem olmak, cesaret değildir.

Toplumun sinir uçlarına dokunarak şöhret kazanmak da büyük sanatçılık değildir. Kalıcı sanatçı; zekâsıyla alkış alır. Geçici şöhret ise çoğu zaman tartışmayla beslenir. Hiç kimse kimsenin inancına hakaret etme hakkına sahip değildir. Bu ilke sadece Müslümanlar için değil… Aleviler için de geçerlidir. Hristiyanlar için de… Yahudiler için de… Ateistler için de… İnsan onuruna saygı gösterilecekse herkese gösterilmelidir. Özgürlük, kutsalları aşağılayabilme ayrıcalığı değildir. Bugün konuştuğumuz mesele yalnızca bir stand-up gösterisi değildir. Konuştuğumuz şey… Bu ülkede hangi değerlere dokunmanın serbest… Hangilerine dokunmanın yasak kabul edildiğidir. Eğer hukuk herkese eşitse… Özgürlük de herkese eşit olmalıdır. Eğer saygı evrensel bir değerse… O saygı yalnızca bazı kesimler için değil, bu milletin inançları için de geçerli olmalıdır. Son sözüm şudur: Komedyen olmak kolaydır. Gündem olmak daha kolaydır. Ama milletin gönlünde yer etmek… İşte o, herkese nasip olmaz.

Hakkı Balcı/TİMETÜRK

Etiketler:
Hakkı Balcı
Hakkı Balcı

Köşe Yazarı