$

Dolar

46,4855

Euro

53,1678

£

Sterlin

61,7812

Frank

57,4845

Gram Altın

6.262,5200

Bitcoin

2.971.252

$

Dolar

46,4855

Euro

53,1678

£

Sterlin

61,7812

Frank

57,4845

Gram Altın

6.262,5200

Bitcoin

2.971.252

Makale 23.06.2026 4 dk okuma

Bugün seçim olsa anketleri

Paylaş:

Türk siyasetinde hiçbir sonuç peşinen yazılmış değildir. Siyaset, matematik kadar sosyoloji, psikoloji ve zamanlama işidir. Bugün anketlere bakıp yarının galibini ilan etmek de, rakibini siyaseten bitmiş görmek de geçmişte defalarca yanlış çıkmıştır. SONAR, ORC, Metropoll ve Yöneylem gibi geçmiş seçimlerde isabet oranları nispeten yüksek kabul edilen araştırma şirketlerinin son verileri, CHP ile AK Parti arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor. Ancak rakamlardan daha önemli olan, rakamların arkasındaki dinamiklerdir. Bugün CHP içerisinde yaşanan tartışmalar, ister istemez akıllara 1990’lı yıllardaki CHP-SHP bölünmesini getiriyor. O günlerde de sosyal demokrat taban aynı ideolojik zeminde siyaset yapan iki parti arasında bölünmüş, bunun neticesinde Refah Partisi’nin yükselişi hızlanmış, DSP ise zaman içerisinde bu boşluğu doldurarak iktidara yürüyen sürecin önemli aktörlerinden biri olmuştu. Ancak bugünkü tablo ile o günler arasında önemli farklar var. 1990’larda yaşanan ayrışma daha çok liderlik rekabeti ve siyasi kimlik arayışı üzerinden şekillenmişti. Bugün ise buna ilaveten büyükşehir belediyelerinin sağladığı siyasi güç, sosyal medya etkisi, kişisel liderlikler ve kamuoyunun yakından takip ettiği hukuki süreçler denklemin bir parçası haline gelmiş durumda. Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere birçok CHP’li belediye başkanı hakkında devam eden soruşturma ve davalar bulunuyor. Hukuk devletinin temel ilkesi gereği, kesinleşmiş yargı kararları ortaya çıkıncaya kadar herkes masumiyet karinesinden yararlanır. Bu, tartışmasız bir hukuk ilkesidir. Ancak siyaset yalnızca mahkeme salonlarında şekillenmez. Toplumun algıları, güven duygusu ve kamu vicdanında oluşan kanaatler de sandığa yansır. Davaların beraatle sonuçlanması farklı, mahkûmiyetlerle sonuçlanması ise bambaşka siyasi sonuçlar doğurabilir. Dolayısıyla bugünden kesin hükümler vermek kadar, bu süreçlerin seçmen davranışını etkilemeyeceğini düşünmek de gerçekçi değildir. Fakat burada gözden kaçırılan başka bir gerçek daha var. Bazı çevreler, CHP’deki iç tartışmaların ve olası bölünmelerin AK Parti açısından kendiliğinden bir siyasi kazanca dönüşeceğini düşünüyor. Oysa Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki AK Parti’nin yirmi dört yıllık siyasi pratiği, hiçbir seçime rakibinin hatalarına güvenerek girmediğini gösteriyor. AK Parti, geçmişte defalarca görüldüğü gibi seçime yaklaşıldıkça yeni stratejiler geliştirecek, kadrolarını yenileyecek, ekonomi başta olmak üzere seçmenin beklentilerine yönelik yeni söylemler ve politikalar ortaya koyacaktır. Kendi tabanındaki kırgınlıkları gidermek, kararsız seçmeni yeniden kazanmak ve genç seçmenlere ulaşmak için yoğun bir çalışma yürüteceği açıktır. Çünkü siyaset boşluk kabul etmez. CHP’de yaşanacak olası bir bölünme, AK Parti’nin hiçbir şey yapmadan iktidarını garanti altına alacağı anlamına gelmediği gibi, CHP’nin birlik görüntüsü vermesi de tek başına iktidar alternatifi olacağı anlamına gelmez. Bugün Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu tablo, aslında 1990’lardaki CHP-SHP ayrışmasına benzeyen fakat sonuçları bakımından çok daha karmaşık bir süreçtir. Bir tarafta parti içi liderlik mücadeleleri… Bir tarafta yargı süreçlerinin doğuracağı siyasi sonuçlar… Bir tarafta ekonomik beklentiler… Diğer tarafta yirmi dört yıllık iktidar tecrübesiyle seçimlere hazırlanan bir AK Parti… Ve bütün bunların ortasında, değişim talebi ile istikrar arayışı arasında tercih yapmaya hazırlanan milyonlarca seçmen… Son sözü yine millet söyleyecektir. Çünkü Türk siyasetinde hiçbir parti rakibinin zayıflığıyla kalıcı iktidar olamamış, hiçbir muhalefet de yalnızca iktidarın yıpranmasına güvenerek sandıktan zaferle çıkamamıştır. Sandık, yalnızca hataları cezalandıran değil, aynı zamanda güven veren, umut vadeden ve toplumun yarınlarına dair inandırıcı bir hikâye anlatabilenleri ödüllendiren büyük hakemdir. Ve o hakem, son düdüğü çalmadan hiçbir maç bitmiş sayılmaz.

Hakkı Balcı/TİMETÜRK

Etiketler:
Hakkı Balcı
Hakkı Balcı

Köşe Yazarı