Dünya yeniden ateş çemberinden geçiyor. İçinde bulunduğumuz coğrafya bir kez daha kanın, gözyaşının ve vekâlet savaşlarının merkezine dönüştürülüyor… Baş belası ‘YUUUESSSEYYY’in; Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı NATO Zirvesi’ne günler kala, Hürmüz Boğazı'nda İran'ın Singapur bayraklı ticari gemisine dron saldırısı ister istemez şu soruyu akıllara getiriyor; Bu sadece bir askeri operasyon mudur, yoksa çok daha büyük bir jeopolitik satranç oyununun yeni hamlesi mi? Elbette devletler arası ilişkilerde kesin hüküm vermek kolay değildir. Komplo teorilerine de temkinliyim. Fakat tarih bize şunu öğretmiştir. Emperyalist güçler, kritik diplomatik süreçlerin hemen öncesinde sahayı yeniden şekillendirmeyi sever. İşin içinde birde aklı başında olmayan şark kurnazı Trump olunca, ‘okuma köpek öldü’ desek ‘cuk’ diye yerine oturur… Nato Mermer nato kafa Trump ve avaneleri bilmelilerki, Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla sadece bir NATO ülkesi değildir. Karadeniz’in kilididir. Kafkasya’nın kapısıdır. Akdeniz’in denge unsurudur. Ortadoğu’nun nefes borusudur. İşte tam da bu yüzden Türkiye’nin tarafsız kalabilmesi, kendi milli çıkarlarını önceleyen bağımsız bir siyaset yürütebilmesi bazı küresel hesapları zorlaştırmaktadır. ABD Başkanı Donald Trump’ın zaman zaman Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik övgü dolu sözleri de bu gerçeği değiştirmez. Uluslararası ilişkilerde kalıcı dostluklar değil, kalıcı çıkarlar vardır. Devletler, alkışlarla değil; stratejilerle hareket eder. Bu sebeple ne Türkiye’nin Trump’ın methiyesine ihtiyacı var, ne de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın… Kaldı ki ‘delibaş’ koyun gibi artık yönünü tayin edemeyen Trump’ın karşısında ‘aferin delisi’ jelenski yok… Ve İnanıyorum ki Erdoğan; içinden Kasımpaşa ağzıyla ‘yemezler koçum yemezler’ diyordur. Üstelik; Türkiye, hür iradesiyle karar veren bağımsız, güçlü bir devlettir. Zira dışarıdan yapılan her iltifatın arkasında hangi hesabın bulunduğunu sorgulamak milli aklın gereğidir. İşte tam bu riyakâr sevginin NATO Zirvesi’ne ramak kala tekrarı ile bugün İran’a yapılan saldırının zamanlaması dikkat çekicidir. Bunun NATO Zirvesi öncesinde Türkiye’nin önüne yeni baskılar diplomatik ve askeri tercihler koyup koymayacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz. Ancak unutulmaması gereken bir gerçek var Türkiye ne İran’ın ne ABD’nin ne de başka herhangi bir küresel gücün vekâlet savaşının parçası olmaz… Bizim pusulamız Ankaradır. Bizim ölçümüz milli menfaatlerimizdir. Bizim tarafımız ise barıştan, diplomasiden ve bölgesel istikrardan yanadır. Bu coğrafyada nice “Ali Cengiz oyunları” sahnelendi… Dün başka isimlerle oynandı. Bugün başka aktörlerle sahneleniyor. Yarın da farklı senaryolar yazılacak başka aktörler olacaktır. Önemli olan oyunun oyuncusu olmak değil, oyunu görebilmektir. Ve Erdoğan’ın bunu net olarak bildiğine ve gördüğüne inanıyorum. Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı alkış değil; güçlü diplomasi, sağlam istihbarat, caydırıcı savunma gücü ve milletçe ortak akıldır. Çünkü bu coğrafyada bazen savaşlardan daha tehlikeli olan şey, savaşların arkasına gizlenen hesaplardır. Aklımızı kiraya vermeden… Soğukkanlılığımızı kaybetmeden… Milli menfaatimizi her şeyin üzerinde tutarak yol yürümek zorundayız. Türkiye’nin İktidarı ve muhalefeti ile bugün her zamankinden daha fazla kendi rotasına, kendi iradesine kendi devlet aklına sahip çıkması gereken günlerden geçtiğini biliyoruz ve görüyoruz. Hülasa; Yemezler Koçum yemezler…
Hakkı Balcı/TİMETÜRK