$

Dolar

49,3482

€

Euro

55,2765

£

Sterlin

65,3218

₣

Frank

59,4628

₺

Gram Altın

6.656,3300

₿

Bitcoin

4.060.998

$

Dolar

49,3482

€

Euro

55,2765

£

Sterlin

65,3218

₣

Frank

59,4628

₺

Gram Altın

6.656,3300

₿

Bitcoin

4.060.998

Makale 10.10.2026 4 dk okuma

Terörsüz Türkiye, temiz siyaset, temiz toplum

Paylaş:

Terörü temizleyip kiri bırakamayız. Silahı susturup hukuksuzluğa susamayız.

Terör Türkiye’yi dışarıdan vurur; yolsuzluk, kayırmacılık, liyakatsizlik ve nüfuz istismarı ise devleti içeriden çürütür. Birine karşı mücadele edip diğerine göz yummak, temizliğin yarısında durmaktır.

Terörde “kimden gelirse gelsin” diyorsak hukuksuzlukta da diyebilmeliyiz.

Üstelik önce başkasına değil, kendimize bakarak.

Çünkü Türkiye’ye yalnız terörsüz sokaklar değil; temiz siyaset, adil devlet ve ferasetli toplum gerekir.

Bu temizliğe önce AK Parti öncülük etmelidir; çünkü uzun süredir iktidarda olmak, daha fazla güç kadar daha fazla hesap verme sorumluluğu getirir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da 30 Mart 2018’de AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda milleti bırakıp kendisi için çalışanların partiye zarar verebileceği uyarısında bulunmuştu.

Bugün yapılması gereken kimseyi peşinen suçlamak değil; Erdoğan’ın yıllardır yaptığı millet, devlet, hak ve adalet vurgusunu kendi partisinden başlayarak güçlü şeffaflık ve denetim mekanizmalarına dönüştürmektir.

Siyasi makamın, kamu nüfuzunun veya herhangi bir yakınlığın kişisel avantaja dönüştürüldüğüne ilişkin ciddi bir kuşku varsa bunu dedikodu değil hukuk aydınlatmalıdır.

Yakınlık ayrıcalık da suçluluk da yaratmamalıdır; ölçü herkes için aynı olmalıdır.

Müslüman açısından bunun adı ferasettir.

Hz. Muhammed’e (s.a.v.) nispet edilen “Müminin ferasetinden sakının; çünkü o, Allah’ın nuruyla bakar” rivayetini biraz da kendi mahallemizin yanlışını görebilme sorumluluğu olarak okumalıyız. Feraset karşı tarafın yanlışını büyütüp bizimkinin üzerini örtmek değildir.

“Bizim partiden”, “bizim davadan”, “bizim cemaatten” olmak ne suçluluk sebebidir ne de dürüstlük belgesi.

Dede Korkut’a atfedilen “Hain içeriden olunca kapı kilit tutmaz oğul” sözünün uyarısı da burada önemlidir: Devlete içeriden verilen zarar her zaman ihanet biçiminde ortaya çıkmaz; tamahkârlık, çıkar çatışması, liyakatsizlik ve denetimsizlik de kurumları zayıflatabilir.

Feraset, felaketten sonra suçlu aramak değil, yanlışa kimden gelirse gelsin hayat hakkı tanımayacak sistemi önceden kurmaktır.

O sistemin ne olduğu bellidir: Siyasetçi ve üst düzey kamu yöneticilerinin mal varlığı ve siyasi finansmanı etkin biçimde denetlenmeli; kamu ihaleleri açık ve rekabetçi olmalı; çıkar çatışmaları önlenmeli; kamu görevlerinde liyakat esas alınmalı; denetim kurumları ve yargı siyasi kimliğe bakmadan çalışmalıdır.

Ölçü basittir: İddia araştırılır, delil soruşturulur, suç varsa bağımsız mahkeme karar verir; suç yoksa kişinin itibarı korunur.

Temiz siyaset, rakibi tasfiye etmek değil, kendi adamımız için de aynı hukuku isteyebilmektir.

Onların şirketi kazanınca “rant”, bizimki kazanınca “millî sermaye”, karşı taraf yapınca “torpil”, bizimki yapınca “güvenilir ekip” diyorsak hiçbir yasa bizi temizleyemez.

Temizlik AK Parti’den başlamalı ama orada bir dakika bile durmamalıdır.

Muhalefete, belediyelere, bürokrasiye, üniversitelere, iş dünyasına, medyaya, vakıflara, derneklere, cemaatlere ve nihayet hepimize ulaşmalıdır.

Türkiye’nin yeni suçlu listelerine değil, kimseye göre değişmeyen kurallara; yeni mazeretlere değil, hesap verebilir kurumlara ihtiyacı var.

Terörsüz Türkiye’yi gerçek anlamda güçlü Türkiye’ye dönüştürecek olan da budur: Dışarıdaki tehdide karşı cesaret, içerideki yozlaşmaya karşı hukuk, kendi mahallemizin yanlışına karşı feraset.

Çünkü bir ülkenin temizliği rakibinin kapısını süpürmekle değil, herkesin önce kendi kapısının önünü süpürmeye cesaret etmesiyle başlar.

TİMETÜRK Genel Yayın Yönetmeni/ Adem Şahin

Etiketler:
Adem Şahin
Adem Şahin

Köşe Yazarı