$

Dolar

46,6526

Euro

53,3505

£

Sterlin

61,9416

Frank

57,7976

Gram Altın

6.020,4600

Bitcoin

2.810.601

$

Dolar

46,6526

Euro

53,3505

£

Sterlin

61,9416

Frank

57,7976

Gram Altın

6.020,4600

Bitcoin

2.810.601

Makale 30.06.2026 3 dk okuma

Siyasete güvensizlik ile toplumsal yozlaşma ilişkisi

Paylaş:

Modern dönemlerde toplumlarda en fazla hakim olan duyguların başında güven bunalımı gelmektedir. Hemen her konuda güven bunalımı kendini göstermektedir. Bu duygu farklı boyutları ile ortaya çıkmaktadır. Kimi toplumlarda güven problemi özellikle bireysel gelecek kaygısı üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bazen ekonomik kaygılar bazen de duygusal boşluklar bu bunalımda etkin olarak ön plana çıkmaktadır.

Bireyselleşme arttıkça güven bunalımının derinleştiği söylenebilir. Herkesin “ben” merkezli varlık tanımlaması ve gelecek kurgusu söz konusu bunalımda en belirgin faktör olarak ortaya çıkmaktadır. Kendi geleceğini garanti altına alma dürtüsü ve her şeyin en iyisine layık olduğu ön kabulü bir taraftan bireylerin daha fazla bencilleşmesine diğer taraftan ise daha fazla kaygıyla yaşamasına neden olmaktadır. Bu kaygılar ve bireysel hazzı maksimize etme arzusu başta evlilik ve çocuk yapmak olmak üzere sorumluluk almama yönünde hareket edilmesine neden olmaktadır.

Siyaset mi toplumu bozar yoksa toplum mu bozuk siyasetin kaynağı sorusuna cevap vermek “tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıktı” çıkmazına bizi sokabilir. Siyaset toplumsal gidişatın şekillenmesinde önemli kararlar alırken, toplum da tercihleriyle siyasetçileri ahlaki yozlaşmaya yöneltebilmektedir. Bozuk bir toplumdan temiz siyasetin çıkmasını beklemek anlamsız olsa gerek.

Özellikle toplumlarda hızlı değişimin (kalkınma, kentleşme, eğitimin artması gibi) yaşandığı dönemlerde hem toplumsal değerlerde hızlı bir yozlaşma artar hem de siyaset kurumuna olan güven azalır.

Türkiye’de son zamanlarda daha fazla görünür olan siyasetin kirliliği ve hukuksuzluklar toplumda 15 yıl önceki çerçevede bir tepkiyle karşılanmamaktadır. Bugün siyasilerin hırsızlık ve ahlaksızlığı içselleştirilmeye başlanmıştır. Bunda siyaset kurumuna olan güvenin gelmiş olduğu noktanın etkisi şüphesiz oldukça fazladır. Fakat her gün siyasilerin aldığı rüşvetten adam kayırmacılığa, gayri ahlaki ilişki ağlarına kadar haberler çok da önemsenmiyor. Toplum artık bütün bu ahlaksızlıkları kanıksamaya başlamıştır.

Bu durumda çok farklı etmenler belirleyici olabilir, fakat asıl etkenin genel olarak siyasete duyulan güvenin zedelenmesi olduğu söylenebilir.  Bütün bu kirliliğin hemen her siyasetçide olduğu yönündeki ön kabul, yapılanların sorun olarak görülmesine engel olmaktadır.

Siyasette ilkesel değil de çıkar temelli hareket eden siyasilerin sayısının oldukça fazla olduğu dikkate alındığında güven bunalımına bir ölçüde hak vermemek elde değildir. Hemen her siyasi partiyi dolaşarak koltuk kapmaca ve keseyi doldurmaca oynayan siyasi aktörler hem siyasete olan güveni zedeliyor hem de ahlaksızlığın ve yozlaşmanın toplumsallaşmasına neden oluyor.

Kendi çıkarını merkeze koyan bireyselleşme beraberinde her türlü yozlaşmanın da anlaşılabilir olarak algılanmasına neden olmaktadır. Tabi bu durumda ideolojik çıkmazlar ve takıntıların da etkisi olduğunu dikkatten kaçırmamak gerekmektedir.

Kötü bir toplumdan iyi bir siyaset kurumu ortaya çıkamayacağı gibi bozuk bir siyaset kurumunun da güzel bir toplumsal yapının ortaya çıkmasını sağlayacak adımları atması beklenemez.

Prof. Dr. Abdulvahap Akıncı/TİMETÜRK

Etiketler: