$

Dolar

47,0469

Euro

53,5541

£

Sterlin

62,8316

Frank

57,7617

Gram Altın

6.055,1000

Bitcoin

2.912.043

$

Dolar

47,0469

Euro

53,5541

£

Sterlin

62,8316

Frank

57,7617

Gram Altın

6.055,1000

Bitcoin

2.912.043

Makale 14.07.2026 5 dk okuma

Siyaset, iktidarı değil geleceği konuştuğunda kazanır

Paylaş:

Siyasette sloganlar yalnızca seçim meydanlarını doldurmak için atılmaz. Aynı zamanda bir zihniyetin, bir hedefin ve bir siyasi iddianın özetidir. Bu nedenle kullanılan her slogan, seçmene verilen en kısa ama en güçlü mesajdır.

Yıllar önce Selahattin Demirtaş’ın hafızalara kazınan “Seni başkan yaptırmayacağız” çıkışı, dönemin siyasal atmosferinde geniş yankı uyandırmıştı. Aradan geçen yıllarda bu kez Özgür Özel’in “Sana bu seçimi kazandırmayacağız” sözü benzer bir siyasi dili yeniden gündeme taşıdı.

İki slogan arasında yalnızca kelime farkı var. Kurdukları siyasal zihniyet ise neredeyse birebir aynı.

Her iki söylemde de siyasetin merkezine muhalefetin kendi hedefleri değil, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan yerleştiriliyor.

İşte tam da burada muhalefetin yıllardır aşamadığı temel sorun ortaya çıkıyor.

Siyasetin Öznesi Olmak Yerine Rakibin Gölgesinde Kalmak

Başarılı siyaset, kendi hikâyesini yazabilenlerin işidir.

Seçmen, kendisini nereye götüreceğini anlatan liderleri dinlemek ister. Daha güçlü bir ekonomi nasıl kurulacak? Genç işsizliği nasıl çözülecek? Enflasyon nasıl düşürülecek? Eğitim sistemi nasıl değişecek? Tarım nasıl ayağa kaldırılacak? Türkiye uluslararası alanda nasıl daha güçlü bir konuma taşınacak?

Toplumun cevap beklediği sorular bunlardır.

Ancak muhalefetin uzun süredir kurduğu cümlelerin merkezinde bu sorular değil, Sayın Erdoğan bulunuyor.

Bu durum, ister istemez şu algıyı oluşturuyor:

Muhalefetin en büyük siyasi projesi, kendi iktidarını inşa etmek değil; mevcut iktidarı engellemek.

Oysa seçmen, yalnızca karşı çıkana değil, yol gösterene de ihtiyaç duyar.

Negatif Siyasetin Sınırları

“Sana kazandırmayacağız” cümlesi ilk bakışta sert ve meydan okuyucu görünebilir.

Fakat siyasal iletişim açısından bakıldığında bu tür ifadeler seçmene yeni bir umut sunmaz.

Çünkü bu cümlenin içinde ne ekonomi vardır, ne üretim vardır, ne refah vardır, ne gelecek tasavvuru vardır.

Sadece bir engelleme vaadi vardır.

Oysa toplumun geniş kesimleri artık kimin kaybedeceğinden çok, kendisinin ne kazanacağını duymak istiyor.

Evine daha fazla ekmek götürebilecek mi?

Çocuğu daha iyi eğitim alabilecek mi?

Kirayı ödeyebilecek mi?

İş bulabilecek mi?

Hayat standardı yükselecek mi?

Bu sorular cevapsız kaldığında, sloganların alkış toplaması seçim kazanmaya yetmiyor.

Halkın Gündemi ile Muhalefetin Gündemi Aynı Değil

Türkiye’nin ekonomik sıkıntılar yaşadığı, hayat pahalılığının vatandaşın en önemli gündem maddesi olduğu bir dönemde toplum çözüm bekliyor.

Vatandaş, siyasi polemiklerden çok kendi hayatına dokunacak projeleri görmek istiyor.

Ancak muhalefetin söylemlerinde hâlâ en baskın başlığın Sayın Erdoğan olması, toplumun beklentileriyle siyasi söylem arasında ciddi bir mesafe oluşturuyor.

Bu nedenle yapılan birçok açıklama sosyal medyada gündem olsa bile sandıkta aynı karşılığı üretmiyor.

Çünkü dijital alkış ile seçmen desteği aynı şey değildir.

Sürekli Rakibi Konuşmak, Rakibi Büyütür

Siyasal iletişimin en temel kurallarından biri şudur:

Sürekli rakibinizi konuşursanız, farkında olmadan onun gündemini büyütürsünüz.

Kendi projelerinizi anlatmak yerine rakibinizi merkeze koyduğunuz her cümle, seçmenin zihninde de aynı merkezi güçlendirir.

Bu nedenle yıllardır Sayın Erdoğan karşıtlığı üzerine kurulan siyasal dil, zaman zaman muhalefetin kendi görünürlüğünü bile gölgede bırakıyor.

Seçmen bir süre sonra şu soruyu sormaya başlıyor:

“Peki siz ne yapacaksınız?”

İşte cevabı güçlü verilemeyen soru tam da budur.

Seçim Kazandırmayan Dil

Türkiye’de artık siyaset yalnızca itiraz ederek yürümüyor.

Toplum, itirazın yanında çözüm de görmek istiyor.

Eleştirinin yanında vizyon arıyor.

Tepkinin yanında umut görmek istiyor.

Bu nedenle sadece “kazandırmayacağız” diyerek kurulan siyaset, geniş toplum kesimlerinde beklenen heyecanı üretmiyor.

Çünkü insanlar birilerinin kaybetmesini değil, kendilerinin kazanmasını istiyor.

Ez Cümle; Muhalefetin yıllardır tekrarladığı siyasi dil, farklı isimlerle aynı cümleyi kurmaktan öteye geçemiyor.

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı siyasetin merkezine yerleştiren her yeni slogan, aslında muhalefetin kendi merkezini kuramadığını gösteriyor.

Seçmen ise artık bir engelleme siyaseti değil, bir gelecek hikâyesi duymak istiyor.

Sandıkta karşılık bulan söylemler, rakibini tarif edenler değil; ülkenin yarınını inandırıcı biçimde anlatabilenlerdir.

Çünkü siyaset, bir kişiyi durdurma sanatı değil; milyonlara istikamet gösterebilme iddiasıdır.

Şakir Kurter/TİMETÜRK

Etiketler:
Şakir Kurter
Şakir Kurter

Köşe Yazarı