$

Dolar

48,5535

Euro

56,5021

£

Sterlin

65,7612

Frank

59,7067

Gram Altın

6.735,6400

Bitcoin

3.754.926

$

Dolar

48,5535

Euro

56,5021

£

Sterlin

65,7612

Frank

59,7067

Gram Altın

6.735,6400

Bitcoin

3.754.926

Makale 11.09.2026 3 dk okuma

Sessizleştirilen insanlık: Doğu Türkistan

Paylaş:

İletişim ağlarının tüm dünyayı sardığı, bilginin saliseler içinde kıtalarca mesafeleri aşabildiği bir dönem içerisinde yaşıyoruz. İnsan hakları, bireysel özgürlükler ve evrensel hukuk gibi kavramların her yerde görüldüğü şaşalı bir zaman dilimindeyiz ama o sahte perde biraz aralandığında, 21. Yüzyılın en büyük insani trajedilerinden birinin üzerine çekilmiş ağır bir sessizlik ile karşılaşıyoruz.

Bugün Çin yönetimi tarafından "aşırıcılıkla mücadele" veya "mesleki eğitim merkezleri" gibi diplomatik terimlerle ambalajlanan yapılar, bağımsız gözlemcilerin, Birleşmiş Milletler raporlarının ve Uluslararası Af Örgütü belgelendirmelerinin de açıkça gösterdiği üzere, devasa toplama kamplarından başka bir şey değildir. Milyonlarca Uygur Türk’ü ve bölgedeki diğer Müslüman topluluklar, her türlü hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde alıkonulmakta; sistematik bir şekilde psikolojik ve fiziksel baskıya maruz kalmaktadır.

Fakat bu mesele sadece bireysel özgürlüklerin kısıtlanmasıyla alakalı değil. Doğu Türkistan’da yürütülen süreç, bir halkın hafızasını, dilini, inancını ve kültürel varlığını topyekûn silmeyi hedefleyen bir asimilasyon politikasıdır. Yüzyıllardır İpek Yolu’nun en zengin medeniyet havzalarından birini oluşturan bu coğrafyada; camilerin dönüştürülmesi veya yıkılması, Uygur Türkçesinin kamusal alandan kazınması, aile bütünlüklerinin parçalanarak çocukların yetimhanelerde kimliksizleştirilmesi ve insanların zorunlu işçi olarak fabrikalara sürülmesi, modern dünyanın gözleri önünde cereyan etmektedir.

Bu tablo karşısında asıl sarsıcı olan şey ise uluslararası toplumun sergilediği tutumdur. Küresel ekonominin ve ticari bağımlılıklarının gölgesinde kalan vicdanlar; Doğu Türkistan söz konusu olduğunda felç olmuştur. İnsan hakları savunucuları rolüne bürünen Batı dünyasının samimiyetsiz diplomatik hamleleri, insan onuru üzerinde görülen bu çıkar ilişkilerini daha da ortaya çıkarmaktadır.

Çıkar hesapları yapılır, ekonomik anlaşmalar imzalanır ve siyasi konjonktürler değişir; fakat tarih, yaşanan acıları kaydettiği gibi, o acılar karşısında başını öne eğip susanları da mutlaka kaydedecektir. Bugün Doğu Türkistan için konuşmak, sadece bir soydaşlık veya dindaşlık sorumluluğu değil; insan olmanın ve hakikate tanıklık etmenin en temel gereğidir.

İbrahim Mert Sevinç/TİMETÜRK

Etiketler: