Sosyal medya platformlarının temel iş modeli tek bir amaca dayanır: Kullanıcının ekranda kaldığı süreyi maksimuma çıkarmak. Dijital evrende odak en değerli şeydir ve insan psikolojisi, nörolojik olarak öfke, korku ve hiddet gibi yüksek duygusal tepki veren içeriklere daha hızlı kilitlenir. İşte insan psikolojisindeki bu durum algoritmaların birer “kutuplaştırma aracına” dönüşmesine yol açmıştır.
Algoritmalar, kullanıcıların geçmiş etkinliklerini analiz ederek onlara yalnızca hoşlarına gidecek veya onları kışkırtacak içerikler sunar. Bu durum, sosyolojide yankı odası (echo chamber) olarak adlandırılan dijital izolasyonu yaratır. İnsanlar, yalnızca kendi dünya görüşlerini doğrulayan fikirlerle karşılaştıkça karşı tarafın argümanlarından tamamen kopar. Karşı fikirler görünmez hale geldiğinde, öteki taraf artık sadece yenilmesi gereken bir düşman haline gelir.
Bu dijital mimari, kişilerin birbirlerine ve fikirlerine saygı duyduğu zemini ortadan kaldırır. Geleneksel medyada haberler belirli bir editöryal süzgeçten geçerken, algoritma tabanlı platformlarda tıklanma odaklı başlıklar ve aşırı uçlardaki söylemler ödüllendirilir. Dengeli ve uzlaşmacı sesler etkileşim alamadığı için gitgide daha fazla görünmezleşirken; radikal, kışkırtıcı figürler ana sayfaların gözdesi olur. Algoritma doğrudan radikalleştirmez ancak radikal içeriği görünür kılar.
Gelişmekte olan demokrasi ve toplumsal barış için bu durum ciddi bir güvenlik sorunudur. Zira algoritmanın sebep olduğu kutuplaşma, sandık iradesinden sokak hareketlerine kadar toplumsal dokunun her katmanını manipülasyona açık hale getirir. Bir ülkenin iç barışını bozmak için artık ordulara ihtiyacı yoktur; zaten var olan toplumsal gerilimleri, algoritmalar vasıtasıyla büyütüp öne çıkarmak yeterlidir.
Sonuç olarak, sosyal medya şirketlerinin algoritmalarını şeffaf hale getirmek ve halkı dijital okuryazarlık konusunda eğitmek artık bir zorunluluktur. İnsanların kendi fikirlerine hapsolduğu bu labirentler göz önüne alındığında, internette yaptığımız her etkileşim gerçek hayattaki bölünmeyi büyütmeye devam edecektir.
İbrahim Mert Sevinç/TİMETÜRK