$

Dolar

46,8756

Euro

53,6718

£

Sterlin

62,9940

Frank

58,0222

Gram Altın

6.141,5500

Bitcoin

2.915.344

$

Dolar

46,8756

Euro

53,6718

£

Sterlin

62,9940

Frank

58,0222

Gram Altın

6.141,5500

Bitcoin

2.915.344

Makale 09.07.2026 3 dk okuma

Şehrin kalbinde sessiz çığlıklar ve tarihin fısıltısı

Paylaş:

İstanbul, bu hafta da kültür-sanatla nefes alıyor. Şehrin kalbinde kurulan sergiler, ziyaretçilerini yalnızca estetik bir yolculuğa değil; aynı zamanda tarih, hafıza ve vicdanla yüzleşmeye davet ediyor. Eminönü’nden Sultanahmet’e uzanan bu rota, farklı dönemlerin izlerini bugüne taşıyan güçlü anlatılar sunuyor.

“Gazze Mektupları”

İlk durak Eminönü Meydanı… Ziyaretçilerle buluşan “Gazze Mektupları” sergisi, savaşın ve insani krizin bıraktığı derin izleri çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Teknoloji ve dijital sanatın imkânlarıyla hazırlanan sergi; Gazze’de yaşanan insanlık dramını, acıları ve umutları etkileyici bir anlatımla aktarıyor. Bölgeden gelen mektuplar, Gazzeli çocukların çizimleri ve gerçek video kayıtlarıyla zenginleşen bu çalışma, izleyiciyi yalnızca bir sergi gezmeye değil, aynı zamanda empati kurmaya davet ediyor. Vicdan sahibi herkesin görmesi gereken bu anlamlı sergi, 15 Temmuz’a kadar ücretsiz olarak Eminönü Meydanı’nda ziyaret edebilirsiniz.

Osmanlı’dan Günümüze “Kalbin Mührü”

Rotamızın ikinci durağı ise tarihin derin katmanlarını bugüne taşıyan görkemli bir yapı: İbrahim Paşa Saraı. Kanuni Sultan Süleyman’ın eniştesi ve ikinci veziri Pargalı Damat İbrahim Paşa’dan adını alan bu yapı, Osmanlı’nın ihtişamlı dönemlerine tanıklık etmiş önemli mekânlardan biri. Bir zamanlar düğünlere, şenliklere, isyanlara ve devlet törenlerine ev sahipliği yapan saray, bugün Türk ve İslâm Eserleri Müzesi olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. Tarihin izlerini taşıyan bu atmosfer’de anlamlı Kalbin Mührü sergisinin davetindeydim.

Bu dikkat çekici sergi ise 18. yüzyıl Osmanlı devlet adamı, ilim hamisi ve koleksiyoner kimliğiyle öne çıkan Reisülküttap Hacı Mustafa Efendi’nin yazma eser koleksiyonuna odaklanıyor. Kastamonu kökenli bu önemli ismin farklı kamu kütüphanelerinde bulunan eserleri, kalp biçimli vakıf mührü aracılığıyla yeniden bir araya getiriliyor. Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı’nın İstanbul ve Kastamonu’daki koleksiyonlarından derlenen bu özel seçki, aile arşivlerinden gelen miras unsurlarıyla da zenginleşiyor. Sergi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte şekillenen entelektüel, estetik ve gündelik yaşamı bütüncül bir perspektifle ele alırken; vakıf bilinci, kültürel miras ve toplumsal hafıza gibi önemli kavramları da gündeme taşıyor. 8-31 Temmuz tarihleri arasında ziyaret edilebilecek olan bu sergi, geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kuruyor.

İstanbul’da bu hafta şekillenen bu kültür rotası; bir yanda günümüzün yakıcı gerçekleriyle yüzleşmeye, diğer yanda tarihin izlerini yeniden keşfetmeye alan açıyor. Sanatın, hafızanın ve insanlığın iç içe geçtiği bu duraklar, şehrin ruhuna dokunmak isteyenler için anlamlı bir yolculuk sunuyor. Ardından rotayı Sultanahmet Meydanı’na çevirip, Gülhane’den Sirkeci’ye uzanan o tanıdık yolda, içe işleyen bir dinginlikle yürümeye devam ediyoruz.

Gülçin Ertunç/TİMETÜRK

Etiketler:
Gülçin Ertunç
Gülçin Ertunç

Köşe Yazarı