İstanbul’un kalbi Eminönü’nden Mahmutpaşa’ya doğru adım attığınızda, kalabalığın ritmi sizi yavaş yavaş başka bir zamana taşır. Sıkışık dükkanlar, telaşlı esnaf ve alışverişin hiç bitmeyen hareketliliği arasında, geçmişin izlerini taşıyan yapılardan biri sessizce kendini gösterir: Tarihi Kürkçü Han.
Bu hafta rotamızı, 15. yüzyıldan günümüze uzanan bu özel hana çeviriyoruz.
Vezir Mahmut Paşa tarafından, dönemin önemli mimarlarından Atik Sinan’a yaptırılan Kürkçü Han; Kurşunlu Han ve Mahmut Paşa Han isimleriyle de anılır. Sadece bir ticaret alanı değil, aynı zamanda Mahmut Paşa Külliyesi’nin önemli bir parçasıdır. Çevresinde Mahmut Paşa Camii, türbe, medrese ve hamamı barındıran bu yapı, geçmişin sosyal ve ekonomik yaşamına dair güçlü ipuçları sunar.

Bugün hanın içinde dolaşırken tarihle iç içe bir alışveriş deneyimi yaşarsınız. Çoğunlukla yün satıcıları ve tuhafiye dükkanlarının yer aldığı han, özellikle kadınların uğrak noktalarından biri haline gelmiş durumda. Adeta açık hava AVM’sini andıran bu mekanda, ev tekstilinden mutfak ihtiyaçlarına kadar pek çok ürün bulunuyor. Merdivenlerden üst katlara çıktığınızda ise renk renk yün dükkanları sizi karşılıyor. El işiyle uğraşanların vazgeçilmez adreslerinden biri olan Kürkçü Han, aynı zamanda aksesuar satıcılarıyla da göz dolduruyor.

Elbette bu deneyimin olmazsa olmazı han çaycısı. Tarihi atmosferin içinde, bir köşede oturup tavşan kanı çayınızı yudumlarken; esnafın telaşı, alışveriş yapanların cıvıltısı ve geçmişin izleri bir araya geliyor adeta. Modern alışveriş merkezlerinin tekdüzeliğinden uzaklaşmak isteyenler için bu tür mekanlar, ruhu olan bir alternatif sunuyor. Eski usul alışverişin keyfini yaşamak isteyenler için Kürkçü Han hala vazgeçilmez bir durak.
Haftanın Kültür-Sanat Rotası
Müzede Sahne 10. Yılında

Sakıp Sabancı Müzesi’nin, Sabancı Vakfı desteğiyle düzenlediği “Müzede Sahne”, bu yıl 10. yaşını kutluyor. “Oyunlarla Dönüşüm” temasıyla 27–30 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek etkinlik, tiyatrodan dansa, performanstan katılımcı deneyimlere uzanan zengin bir içerik sunuyor. Ayşe Draz’ın sanat yönetmenliğinde hazırlanan program, izleyiciyi sadece izlemeye değil; birlikte görmeye, duymaya ve dönüşmeye davet ediyor.
Etkinlik, müzede devam eden “Yoko Ono: İçses ve İçyapı” sergisiyle de diyalog kurarak sanatın farklı disiplinlerini bir araya getiriyor. Müzenin bahçesine yayılan performanslar, uluslararası sanatçıların katılımıyla daha da zenginleşiyor. Programda Onur Ünsal’ın sahnelediği “Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri” ile Begüm Erciyas’ın “Letters from Attica” performansı öne çıkan yapımlar arasında yer alıyor.
Pera Müzesi’nde Yaratıcı Bir Durak

Pera Müzesi’nde devam eden “Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı” sergisi kapsamında düzenlenen Açık Atölye, sanatseverlere farklı bir deneyim sunuyor. Halil Paşa’nın stüdyo pratiğinden ilhamla hazırlanan bu alan, ziyaretçilerin gördüklerini kendi üretimlerine dönüştürmesine olanak tanıyor. 23 Ağustos’a kadar sürecek olan atölye, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan sanat yolculuğunun önemli isimlerinden Halil Paşa’yı daha yakından tanımak isteyenler için kaçırılmayacak bir fırsat niteliğinde.
Bir Kitap, Bir Hafıza: “Bodrum Bir Masaldı”
Ege’nin büyülü kasabası Bodrum’un bugününü anlamak için geçmişine bakmak gerekiyor. Yazar Meltem Ulu’nun kaleme aldığı “Bodrum Bir Masaldı”, tam da bunu yapıyor. Girit’ten göç edenlerin kurduğu, doğasıyla ve denizle iç içe yaşayan bir kasabadan bugünün turizm cennetine dönüşen Bodrum’un hikâyesini anlatıyor. Kitap, denizci İsmet Cengiz’in hayatı üzerinden Bodrum’un belleğini gözler önüne sererken; sadece bir biyografi değil, aynı zamanda bir dönemin tanıklığını sunuyor. Bodrum’un maviye adanmış ruhunu hissetmek isteyenler için bu eser, güçlü bir anlatı ve değerli bir kaynak niteliğinde.
Gülçin Ertunç/TİMETÜRK