Bazı yerler vardır; yalnızca toprağa bastığınızı hissetmezsiniz, tarihin tam ortasında yürüdüğünüzü hissedersiniz. Kocatepe de böyle bir yer. Zafer Haftasında Büyük Taarruz’un 104. yıl dönümü’nde Kocatepe’ye doğru yol aldık.
104 yıl önce bugün, Afyonkarahisar’ın Kocatepe’sinde başlayan o büyük yürüyüş, yalnızca bir askeri harekat değildi. Bir milletin bağımsızlık iradesinin, vatan sevgisinin ve “Ya istiklal ya ölüm” kararlılığının tarihe yazıldığı gündü.

Kocatepe’ye çıktığınızda manzara elbette büyüleyici. Ama insanın aklına ilk gelen, gördüğü güzellikten çok burada yaşananlar oluyor. O sessiz tepelerde, 26 Ağustos’un ilk saatlerinde başlayan topçu ateşini, Mehmetçiğin ilerleyişini, cephedeki kararlılığı düşünüyorsunuz. Bugün üzerinden 104 yıl geçmiş olsa da o günün heyecanını anlamak için bazen sadece Kocatepe’de birkaç dakika sessizce durmak yetiyor.
Büyük Taarruz’un başlangıç noktası olan Kocatepe, aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş hikâyesinin en önemli duraklarından biri. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, uzun ve zorlu bir hazırlığın ardından burada büyük harekatı başlattı. Ama o zaferin arkasında sadece askeri strateji yoktu. Büyük bir fedakarlık, inanç ve millet olma bilinci vardı.
Bugün Afyonkarahisar’a gelen herkesin Kocatepe’yi görmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü tarih kitaplarda okununca bir bilgiye dönüşüyor; o toprağa bastığınızda ise duyguya…
Kocatepe’de insan ister istemez şu soruyu soruyor: “104 yıl önce burada duran insanlar ne hissediyordu?”

Belki korkuyorlardı. Belki özlüyorlardı. Belki evlerine bir daha dönemeyeceklerini düşünüyorlardı. Ama bildikleri bir şey vardı: Bu toprakların geleceği onların vereceği mücadeleye bağlıydı.
Ve o mücadele, 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da zaferle taçlandı.
Bugün Büyük Zafer’in 104. yılını kutlarken, Kocatepe’nin bize hatırlattığı en önemli şeylerden biri de şu: Bir ülkenin bağımsızlığı sadece kazanılmaz, korunur ve gelecek kuşaklara aktarılır.
Bu nedenle 26 Ağustos sadece bir tarih değildir. Kocatepe sadece bir tepe değildir. Burası, bir milletin yeniden ayağa kalktığı yerdir.
Afyonkarahisar’ın da bu açıdan çok özel bir sorumluluğu var. Çünkü bu şehir, Büyük Taarruz’un başladığı, Büyük Zafer’in yolunun açıldığı topraklara ev sahipliği yapıyor. Her yıl binlerce insanın Kocatepe’ye çıkması, şehitlikleri ziyaret etmesi ve bu coğrafyanın hikâyesini dinlemesi bu yüzden çok kıymetli.
Bugünün gençlerinin Kocatepe’yi görmesini özellikle önemsiyorum. Çünkü geçmişi bilmeden geleceği anlamak mümkün değil. Bir genç, Kocatepe’de yürüdüğünde sadece 104 yıl önce yaşanan bir savaşı öğrenmiyor; bağımsızlığın, özgürlüğün ve bir ülkeye sahip çıkmanın ne anlama geldiğini de hissediyor.
İşte bu yüzden Kocatepe’ye her çıkış biraz da geçmişe yapılan bir yolculuktur.
Ve insan orada şunu daha iyi anlıyor:
Bu ülke kolay kurulmadı.
Bu topraklar kolay kazanılmadı.
Bugün özgürce yürüdüğümüz yolların, üzerinde yaşadığımız şehirlerin, konuştuğumuz dilin ve kurduğumuz hayallerin ardında büyük bir mücadele var.
104 yıl sonra Kocatepe’de hala aynı sessizlik var belki…
Ama o sessizliğin içinde bir milletin güçlü sesi duyuluyor:

“Bağımsızlık benim karakterimdir.”
Büyük Taarruz’un 104. yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve bu topraklar için can veren tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Kocatepe’den başlayan o büyük yürüyüşün anlamını unutmadan…
Zaferimizin 104. yılı kutlu olsun.
Gülçin Ertunç/TİMETÜRK