$

Dolar

46,4792

Euro

53,3552

£

Sterlin

61,5968

Frank

57,6227

Gram Altın

6.205,5000

Bitcoin

2.981.595

$

Dolar

46,4792

Euro

53,3552

£

Sterlin

61,5968

Frank

57,6227

Gram Altın

6.205,5000

Bitcoin

2.981.595

Makale 21.06.2026 5 dk okuma

Sanal medya ve okumak üzerine

Paylaş:

İhtiyaçlar ve bunlara ulaşım – edinim şekilleri değiştikçe insanoğlu hayatının daha da kolaylaştığını ve emek – efor sarfetmeden her şeyin de kendine ait olduğunu zanneder. Zaman geçip ömür ilerledikçe alın teri dökmeden emeklerin nasıl heba edildiği ortaya çıkıyor ve eskiye /geçmişe doğru bir özlem duyulmaya başlanılıyor. Kimilerinin “nostalji” dediği bu özlem, her zaman burnunuzun en kılcal damarlarını sızlatıyor ve “ahhh!” diye başlayan cümlelerin kurulmasına şahit oluyorsunuz. 

Hayatımızın son 35 yıllık kısmına giren cep telefonlarının kullanımı ve akabinde de bu cihazların “akıllı” (!) olup internetle donatılmasından sonra karşımıza “arama portalları” yla birlikte önce adına “sosyal” ve sonrasında da zararlı etkilerinden dolayı ismi değiştirilerek “sanal” (göründüğü halde görünmez) denilen bir medya türüyle tanışmış olduk. Bu tanışıklık öyle bir hâle geldi ki hem kaynaşmış gözüktük ve hem de bu kaynaşmanın neticesinde sosyallikten kopmuş olduk.

Hayatımızın odağında oturttuğumuz sanal medya sayesinde “bu medya varsa her şey vardır yoksa hayatımızın şah damarı kopmuştur!” zannettik ve ne yazık ki böyle de oldu. Bağlılık – bağımlılık ve tiryakilikten de öte ruhumuzu / vücudumuzu sarmalayıp köleleştiren – esaret prangaları vuran bu medya türü kanserden de beter bir illet haline gelmiştir. Neden gelmesin değil mi;

Eskiden 7’den 77’ye diye söze başlar ve yaş aralığını bu rakamlarla belirtirdik. Cep telefonları ve sanal medya zararlarından bahsetmemiz için artık bu yaş ibaresi bile yetersiz kalmakta neredeyse “beşikten mezara” ibaresi daha geçerli olmaktadır. Dünyaya cep telefonuyla gözünü açan bireyler, ölürken bu cihazla gözünü kapatmaktadır.

Uçsuz bucaksız bir deniz hatta okyanus olan sanal medya, insanları hapsetmekte ve kendi anaforuna çekerek yutmaktadır. Bu dipsiz kuyu, içine aldığı herkese örümcek ağı gibi yapışmakta ve ölüsü bile bulunmamaktadır.

Zaman geçtikçe günün teknolojik imkanları sayesinde daha da geliştirilen cep telefonları bir “konuşma” yı sağlayan iletişim cihazı olmaktan çıkartılıp internet sayesinde daha çok kullanılan, oyun ve sanal medya adresleriyle ekran bağımlığı meydana getiren ve bundan dolayı da zihinleri körelten, esaret altına alan bir cihaz olmuştur.

Yerken – yatarken- gezerken – sohbet ortamlarında elimizden düşürmediğimiz, ekran kaydırarak videoları izleyip fotoğraflara baktığımız sanal adreslerden dolayı artık hayatımız bunlara “bağımlı” olmuş ve neredeyse tedavi edilemez hâle gelmiştir.     

 Bir şeyin zararı yararından çoksa bunu ya hayatınızdan çıkartmanız veyahut da onu zapt u rap altına almanız, kölesi olmamanız gerekir. Abarttığımı zannetmeyin, devam edelim;

Ben Facebook adresini sileli neredeyse 7 yıl oldu. Instagram adresi açıp içine girmeyeli neredeyse 5 yıl oldu, Twitter (güncel adıyla X) – Tik Tok – Telegram hesabım hiç olmadı. Kullandığım tek paylaşım adresim WhatsApp uygulamasıdır. Burada da yayınlanan yazılarımın linklerini paylaşıyor ve ulaşabildiğimiz ne kadar kayıtlı numara varsa onlara ulaşmaya çalışıyorum. Ayrıca çok önemli olan kişisel haber ya da güncel mesajlarımı da buradan iletmeye çalışıyorum. Neden bunları anlattım, izah edeyim;

Dedim ya yayınlanan yazılarımızın linklerini WhatsApp’tan paylaşıyorum. 14 Haziran 2026 tarihinde davetli olduğum bir düğüne gittim. Daha önceden şirketimizde çalışan iki arkadaşla bir fotoğraf çektirdik. WhatsApp’tan paylaştığım bu fotoğrafı 7 saat içerisinde yaklaşık 400 kişi görmüş ama paylaştığımız yazıları da 24 saat içerisinde 400 – 500 kişi görüyor, beğenip beğenmediklerini bir tarafa bırakarak bunlar ya okuyor veya görüp geçiyor, paylaştığım fotoğrafı neredeyse herkes beğeniyor ama yazılara beğeni veya yorum pek yapılmıyor. Umurumda olduğu için değil insanların ilgisinin daha çok fotoğraf veya video olduğunu anlatmam için kendimden bu örneği verdim, takdir sizin!...

Başlangıçta emek sarfetmeden ulaşılan her şeyin sonunda hebanın olacağını belirtmiştik. Ancak bir şeyin bağımlısı olmamız gerekecekse bunu faydalı alanlarda yapmamız lazım. Örneğin; Sık sık sohbet edelim, kitap okuyalım, gazete ve dergi sayfaları arasında gezinip duralım, anlamadığımız ya da ilgi duyduğumuz konuların uzmanlarıyla yine internet / sanal medya adresleri üzerinden sohbet edelim. Bu adresleri manevi dünyamızı mahveden platformlar olmaktan ve kumar – fuhuş – kısa yoldan köşe dönme ve para kazanma aparatları olmaktan çıkartalım.

Okuyalım, okuyalım, okuyalım!...

Dünya klasikleri, ilgi duyduğumuz konu ve yazarları (Kahramanmaraş’la özdeşleşen 7 güzel adamın eserlerini), geçmiş ve yakın tarihle ilgili hatıratları, günlük gazete ve aylık dergileri okuyalım, okuyalım, okuyalım!...

“Okumaktan değil okumamaktan zarar gelir!” gerçeğini unutmayalım. Okudukça; ufkumuz genişler ve manevi dünyamız güzelleşmiş olur. Her zaman vurguladığım gibi yine tekrarlayacağım;

“Kitap okumayan lanet okur!...”    

Günay Ertan Akgün/TİMETÜRK

 

 

 

Etiketler: