Dolar

44,7578

Euro

52,9291

Altın

6.908,03

Bist

14.252,38

Başlamak Cesaret İster, Gelecek Israr: GençTek'te Gördüğümüz Türkiye

1 Saat Önce Güncellendi

2026-04-16 00:11:33

Şakir Kurter

Ankara'da iki gün boyunca sahnelenen GençTek Zirvesi, aslında bir etkinlik değildi. Daha doğrusu, yalnızca bir etkinlik değildi. Bu ülkenin uzun süredir aradığı ama adını koymakta zorlandığı bir şeyin, bir “ruh hâlinin” görünür olduğu bir andı.

Biz yıllardır Türkiye'de teknoloji konuşurken iki uç arasında sıkışıp kaldık: Ya büyük hayaller kurduk ama somut zemin bulamadık ya da elimizdeki potansiyeli küçümsedik. GençTek, bu ikilemi kıran bir fotoğraf verdi.

Ve o fotoğrafın merkezinde gençler vardı.

Tüketen Değil, Üreten Bir Kuşak

Hacı Bayram Veli Üniversitesi Itri Kongre ve Kültür Merkezi'nde dolaşırken şunu çok net hissediyorsunuz: Bu çocuklar başka.

Evet, her kuşak için benzer cümleler kurulur. Ama burada mesele romantik bir “gençlik güzellemesi” değil. Burada gördüğümüz şey; problem tanımlayan, çözüm üreten ve bunu anlatabilen bir nesil.

Yapay zekâ projeleri var, evet. Oyunlar var. E-ticaret fikirleri var. Ama daha önemlisi şu:

Bir ilkokul öğrencisinin huzurevindeki yaşlıların düşmesini engelleyecek sistem tasarlaması var.

İşte kırılma tam burada başlıyor.

Teknoloji artık yalnızca “yapabilmek” meselesi değil. “Neden yapıyorum?” sorusuna verilen cevapla anlam kazanıyor.

Bir Cümle, Bir Nesli Özetledi

Zirvede aktarılan bir öğrenci cümlesi, belki de uzun uzun analizlerden daha güçlüydü:

“Para kazanmak için yapmayın; işiniz nitelikli olursa zaten karşılığını bulur.”

Bu cümle, Türkiye'de yıllardır tartıştığımız “beyin göçü”, “motivasyon eksikliği”, “gençler neden umutsuz?” gibi başlıkların tam ortasına düşüyor.

Çünkü burada yeni bir değer seti var.

Hızlı kazançtan çok anlamlı üretimi önceleyen bir yaklaşım.

Ve açık konuşalım: Eğer bu yaklaşım korunabilirse, Türkiye'nin kaderini değiştirebilecek şey tam da bu.

Altyapı mı, Ekosistem mi?

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in konuşması bu açıdan önemliydi. Özellikle FATİH Projesi üzerinden yaptığı vurgu, yıllardır süren bir tartışmaya yeni bir çerçeve getirdi.

Biz bu projeyi çoğu zaman “tablet dağıtıldı mı, internet çekiyor mu?” düzeyinde tartıştık. Oysa mesele hiçbir zaman sadece donanım değildi.

Mesele şuydu:

Bu ülke, kendi teknolojisini üretecek bir kültürü inşa edebiliyor mu?

GençTek'te gördüğümüz tablo, bu soruya ilk kez güçlü bir “evet” ihtimali sunuyor.

Bu ihtimali güçlendirecek herşeyi yapmak da bütün kurumların sorumluluğunda olmalı.

Asıl Sınav Şimdi Başlıyor

Zirveler, organizasyonlar, sahneler… Bunların hepsi önemli. Ama yeterli değil.

Asıl mesele şu soruda düğümleniyor:

Bu çocuklar bu salondan çıktıktan sonra ne olacak?

Projeleri devam edebilecek mi?

Kaynak bulabilecek mi?

Bir mentorla temas kurabilecek mi?

Yoksa Türkiye'nin klasik hikâyesi mi tekrar edecek

Bakan Tekin'den aldığım hissiyat bütün sorulara “evet” cevabı niteliğinde.

Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Mustafa Canlı'nın “ekosistem” vurgusu bu yüzden kritik. Çünkü tekil başarı hikâyeleri değil, sürdürülebilir bir yapı gerekiyor.

Eğer o yapı kurulmazsa, GençTek yalnızca “iyi hatırlanan bir etkinlik” olarak kalır.

Ama kurulursa…

İşte o zaman bu zirve, geriye dönüp baktığımızda “bir kırılma anı” olarak anılır.

Türkiye Yön Aramıyor, Yönünü Buluyor

Bu ülkede uzun zamandır şu cümleyi kuruyoruz:

“Türkiye dijital gelecekte nerede olacak?”

Belki de soruyu yanlış soruyoruz.

Doğru soru şu olabilir:

“Türkiye, kendi dijital geleceğini ne zaman sahiplenmeye başlayacak?”

GençTek'te gördüğümüz şey, bu sahiplenmenin başladığına dair güçlü bir işaret.

Çünkü artık mesele sadece teknoloji üretmek değil.

Bir zihniyet üretmek.

Ve o zihniyet şunu söylüyor:

Beklemeyeceğiz. Başlayacağız.

Vel hasıl; Mili Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in şu sorusu, belki de zirvenin en önemli cümlesiydi:

“Yapamadığım için mi başlamıyorum, yoksa başlamadığım için mi yapamıyorum?”

Bu soru sadece öğrencilere değil, hepimize.

Çünkü Türkiye'nin hikâyesi, çoğu zaman “başlamayı erteleyenlerin” hikâyesi oldu.

GençTek'te ise ilk kez kalabalık bir grup, aynı anda şunu söyledi:

“Biz başlıyoruz.”

Şimdi mesele onların ne kadar ileri gideceği değil.

Mesele, bizim onların önünü açıp açamayacağımızda.

Şakir Kurter/TİMETÜRK

Tüm Yazıları

Haber Ara