Gece yayımlanan Resmî Gazete’de dikkat çekici bir karar vardı. Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli görevden alındı. Üstelik bu, kapsamlı bir Valiler Kararnamesi değildi. Tek kişilik bir kararnameydi.
İşte tam da bu yüzden sıradan bir görev değişikliğinden söz etmiyoruz. Bu karar, Ankara bürokrasisine verilmiş güçlü bir mesajdır.
Tartışmayı Başlatan Eleştiri Değil, Verilen Cevaptı
Hatırlayın…
CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp, aylar önce Meclis kürsüsünden çok konuşulan bir çıkış yaptı.
“TikTokçu valiler türedi. Önünde arkasında korumalar bisiklet sürüyor, video çekiyor, takipçi kasıyor. Tayt giymiş halkın içinde geziyor. Böyle vali olmaz.”
Sözleri sertti.
Ancak tartışmayı büyüten milletvekilinin sözleri değil, valinin bu eleştirilere verdiği tavır oldu.
Normal şartlarda bir devlet adamı ne yapar?
Sessiz kalır.
Görevine odaklanır.
Makamının ağırlığını korur.
Ama öyle olmadı.
Bisiklet festivali adeta siyasi bir gösteriye dönüştü.
Yeni videolar çekildi.
Yeni paylaşımlar yapıldı.
Mesajlar verildi.
Üstelik bunların önemli bölümü Ardahan Valiliği’nin resmî sosyal medya hesaplarından servis edildi.
İşte hata tam burada başladı.
Çünkü bir vali fenomen değildir.
Takipçi yarışına girmez.
Beğeni peşinde koşmaz.
Trend olmak için devletin makamını vitrine çıkarmaz.
Valilik makamı influencer’lık makamı değildir.
Ankara’da Bir Ezber Bozuldu
İşin en dikkat çekici tarafı ise Ankara’da yıllardır konuşulan ezberin bozulmasıdır.
Bürokraside yaygın bir kanaat vardır.
Muhalefet seni eleştiriyorsa korkma…
Hatta rahat ol.
Çünkü iktidar seni sahiplenir.
Görevden alınacak olsan bile bekletilirsin.
Muhalefetin hedefindeki bürokrat olmak çoğu zaman koruma kalkanına dönüşür.
İşte Ardahan kararı bu anlayışı yerle bir etti.
Ankara kulislerinde haftalardır kapsamlı bir Valiler Kararnamesi konuşuluyordu.
İstenilseydi Vali Çiçekli de o kararnameye eklenirdi.
Merkeze çekilir, konu sessizce kapanırdı.
Ama öyle yapılmadı.
Tek kişilik kararname tercih edildi.
Bu tercihin sembolik değeri, görev değişikliğinin kendisinden çok daha büyüktür.
Erdoğan’ın Bürokrasiye Verdiği Yeni Mesaj
Ben bu kararın, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın devlet yönetimine ilişkin son dönemde benimsediği yaklaşımın bir yansıması olduğu kanaatindeyim.
Çünkü Sayın Erdoğan son aylarda valilere çok net bir uyarıda bulundu.
“Sosyal medyayı kişisel PR alanı olarak kullanmayın.”
Bu cümle aslında tek başına yeterliydi.
Valiler devleti temsil eder.
Kendilerini değil.
Bulundukları şehirlerde şahıslarını değil, Cumhurbaşkanını ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni temsil ederler.
Devlet temsilcisi ile sosyal medya fenomeni arasındaki çizgi kaybolursa, devlet ciddiyeti de yara alır.
Görünen o ki Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan artık bu konuda çok daha hassas.
Sadece hizmet üretmek yetmiyor.
Devletin vakarına uygun görünmek de gerekiyor.
Bu karar aynı zamanda Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın bürokrasi anlayışında yeni bir dönemin işaret fişeği olarak da okunabilir. Bürokratlardan artık yalnızca görevlerini yerine getirmeleri değil, devletin temsil makamının ağırlığını her şartta korumaları bekleniyor.
Mustafa Çiftçi’nin Devlet Tasavvuru
Aynı hassasiyeti İçişleri Bakanı Sayın Mustafa Çiftçi’nin göreve geldiği günden bu yana verdiği mesajlarda da görmek mümkün.
Sayın Çiftçi, mülki idare amirlerine yaptığı hemen her değerlendirmede aynı noktaya dikkat çekiyor.
Vali, kaymakam ve diğer mülki idare amirleri kişisel marka inşa eden isimler değildir.
Devletin itibarı, kişisel popülerliğin önüne geçmelidir.
Sosyal medya hesapları kişisel vitrin değil, kamu hizmetlerinin anlatıldığı resmî platformlar olmalıdır.
Bu anlayış, devleti görünür kılarken kişileri geri planda tutan klasik mülki idare geleneğinin yeniden güçlendirilmek istendiğini gösteriyor.
Ardahan’da yaşanan görev değişikliği de bu anlayışın sahaya yansıması olarak okunmalıdır.
Siyaset Yeniden Merkeze mi Dönüyor?
Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin ilk yıllarında milletvekillerinin en büyük şikâyeti bürokrasiydi.
“Vatandaş bize hesap soruyor ama bürokrat bizi dinlemiyor.”
Bu cümleyi Ankara’da duymayan neredeyse yoktur.
Milletvekilleri yıllardır aynı serzenişi dile getiriyordu.
“Biz seçimde bedel ödüyoruz, bürokrat ise bildiğini okuyor.”
Şimdi görünen o ki ibre yeniden siyaset lehine dönüyor.
Bürokrasiye verilen mesaj açık:
Devlet adına görev yapıyorsanız, toplumun hassasiyetlerini ve siyaset kurumunun uyarılarını görmezden gelemezsiniz.
Bu nedenle Ardahan kararı yalnızca bir görev değişikliği değil, siyaset ile bürokrasi arasındaki dengenin yeniden kurulmaya başladığının da önemli işaretlerinden biridir.
Mesele Bisiklet Değil, Devlet Ciddiyeti
Kimileri bu tartışmayı “bisiklet düşmanlığı” gibi göstermeye çalıştı.
Oysa mesele hiçbir zaman bisiklet olmadı.
Bisiklet sporuna kim karşı çıkabilir?
Bir vali elbette spor yapabilir.
Bisiklete de binebilir.
Koşabilir de.
Yüzebilir de.
Ama bütün bunlarla kişisel bir iletişim kampanyası yürütmeye başladığınız anda tartışmanın konusu spor olmaktan çıkar.
Mesele devlet temsilidir.
Mesele makamın ağırlığıdır.
Mesele devlet ciddiyetidir.
Bana göre Vali Çiçekli tam da burada yanlış yaptı.
Eleştirileri soğutmak yerine büyüttü.
Tartışmayı bitirmek yerine besledi.
Makamını tartışmanın dışında tutmak yerine tartışmanın merkezine taşıdı.
Ve sonunda olan oldu.
Yeni Dönemin Şifresi
Ardahan’dan çıkan bu karar, yalnızca bir valinin görevden alınması değildir.
Bu karar, Ankara’nın bürokrasiye gönderdiği çok net bir ihtardır.
Artık kişisel PR’ın devlet ciddiyetinin önüne geçmesine müsamaha gösterilmeyeceğinin ilanıdır.
Ve belki de en önemlisi…
Yıllardır bürokrasi koridorlarında dolaşan o ezber artık geçerliliğini yitiriyor.
Ardahan’da görevden alınan sadece bir vali olmayabilir. Belki de görevden alınan, yıllardır bürokraside hâkim olan ‘Beni muhalefet eleştiriyorsa yerim sağlamdır’ anlayışıdır. Bu kararname ile; Ankara’da gerçekten yeni bir dönemin başlamış olduğunu görüyoruz.
Şakir Kurter/TİMETÜRK