$

Dolar

48,2538

Euro

55,9646

£

Sterlin

65,4154

Frank

59,6389

Gram Altın

6.908,7400

Bitcoin

3.732.755

$

Dolar

48,2538

Euro

55,9646

£

Sterlin

65,4154

Frank

59,6389

Gram Altın

6.908,7400

Bitcoin

3.732.755

Makale 29.08.2026 3 dk okuma

Şah mı, Piyon mu? "Terörsüz Türkiye"nin Jeopolitiği "Terörsüz Türkiye" Üzerine Sesli Düşünmek

Paylaş:

Entelektüellerin "terörsüz Türkiye" meselesindeki sessizliğinden yakınılıyor. Özgürce kalem oynattığımızda vatan haini ilan edilmeyeceksek konuşalım o vakit!

"Terörsüz Türkiye" kulağa hoş geliyor. Kim istemez ki? Ama mesele kelimede değil, kelimenin arkasındaki "Türkiye" tanımında.

Duygusal reaksiyonlar göstermeden, tamamen siyasi bir bakış açısıyla bakarsak; Türkiye'nin yeni dünya düzenindeki çok kutuplu sistem içerisinde bölgesel bir güç olduğu ve değişen rollerde aktif bir rol üstlendiği aşikar.

Lakin Ortadoğu'daki değişen vizyonda kimlerin sistemin içine dahil edilip kimlerin dışarıda bırakıldığı sorusu zihnimi kurcalıyor. Birlik çağrısı yapılması, Malazgirt ve Kudüs'e atıflarda bulunulması kültürel kodlarımızda zaten var. Hiçbir etnik ve mezhep ayrımcılığı yapmaksızın bir bütün olmak çağrısı elbette özlenen bir mefkûre.

Ancak bu çağrı üzerinden bir Sünni birliği inşa ediliyorsa ve Şii-Sünni kavgası devam edecekse, bu birliktelik kime karşı tampon görevi görecek? Yoksa Soğuk Savaş dönemindeki tampon bölge taktikleriyle ABD yine iş başında mı diye düşünmeden edemiyor insan. Öyle ya; Trump'ın Çin kabusu malum, bir de hali hazırda ona kafa tutan bir İran var. Acaba piyonları öne süren şah mı devrede? Bunu zaman gösterecek.

Silah bırakma sürecine gelince... Bu elbet 85 yıllık bir karabasanın, devletin yumruğunu yemesiyle uyanan Türkiye ve kendine gelen bir millet anlamına gelebilir — entegrasyonu doğru anlarsak tabii. Bir de şehitlerimizin acıları taze, gazilerimizin yaraları hala sızlarken toplumsal kabul için nasıl bir süreç ve planlama yapılacak, inanın bilemiyorum. Oldukça şeffaf bir yol izlenmesi kanısındayım; çünkü travmalarımız bu denli tazeyken şeffaf olmamak, kabuk tutan yarayı yeniden koparmaya benzer.

Aklımdaki sorulara gelelim; af buyurun, sesli düşünmek ve gerçekleri birlikte bulmak özlemindeyim, zira at izi it izine karıştı vesselam:

Madem "terör örgütü feshedildi" diyoruz, o zaman şu soruları sormak mecburiyetindeyiz:

1. Feshedildiğini ilan eden yapının Suriye uzantısı YPG/SDG, nasıl oluyor da bugün yeni Suriye devlet yapısında meşru bir aktör olarak masaya oturtuluyor?

2. Terörle iltisaklı olduğu tescilli elebaşlar, hangi demokratik seçimle ve hangi toplumsal yetkiyle bir etnik grubun temsilcisi kabul edilmektedir?

3. 29 Ocak anlaşmasında yer alan düzenlemelere göre Haseke Valisinin SDG’nin önerisiyle atanması, Savunma Bakan Yardımcısının yine SDG tarafından önerilmesi öngörülürken; Şam yönetiminin egemenliği nerede kalmaktadır? Bu tablo "terörsüzleşme" midir, yoksa "terörü anayasaya ve devlete yazmak" mıdır?

Bizim istediğimiz tek şey var: Terörün değil, Türkiye'nin kazanması.

Cevap istiyoruz. Çünkü vatan, sloganla değil; soruyla ve şeffaflıkla korunur.

Hatice Kübra Özbirinci/TİMETÜRK

Etiketler: