$

Dolar

48,0792

Euro

56,1921

£

Sterlin

65,6451

Frank

60,0240

Gram Altın

7.107,3900

Bitcoin

3.771.503

$

Dolar

48,0792

Euro

56,1921

£

Sterlin

65,6451

Frank

60,0240

Gram Altın

7.107,3900

Bitcoin

3.771.503

Makale 22.08.2026 4 dk okuma

Avrupa merkezli prangalardan kendi epistemolojimize

Paylaş:

Bize öğretilen tarihte hep figürandık. Başrol hep onlardaydı. Postkolonyal düşünce işte bu yalanı yırtar.

Hayatı ve kavramları emperyalist bir algının süzgecinden geçiren her türlü bakış açısının sığlığını ve taraflılığını yüzümüze çarpar. Diğer toplumları yalnızca Batı’nın penceresinden okumak, dünyayı tek bir merkeze mahkûm etmek demektir. Oysa hakiki bir medeniyet inşası; her toplumun kendi epistemolojisini, kendi kültürel aidiyetlerini merkeze alan ve bilinçli bir vizyonla inşa edilen bir sistemi kurmasını zorunlu kılar.

Bugün asrımız, oryantalist kalıplarla şekillendirilirken Batı dışı epistemolojiler ne yazık ki tali kılındı. Batı’nın rasyonalitesi sorgulanamaz evrensel bir doğru olarak dayatıldı. Hâliyle bu tablo, bugün zihinlerimizde ve hayatımızda en ağır hâliyle bir "epistemik şiddet" olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor. Köklerimizi hedef alan, tarihimiz ve medeniyetimiz hakkında menfi klişeler üreten söylemlere karşı artık daha sert, daha uyanık ve tavizsiz bir eleştiri dili kurmak mecburiyetindeyiz.

Avrupa merkezli prangalardan sıyrılmak, İslam ümmetinin bu dünyanın ve tarihin asli aktörlerinden biri olduğunu yeniden idrak etmek büyük bir gayret gerektiriyor. Sistematik bir kültürel soykırıma uğramış, meşruiyeti elinden alınmış ve kendi epistemolojilerine yabancılaştırılmış bir coğrafyanın yeniden ayağa kalkması ancak bu bilinçle mümkündür. İslam dünyasının inşasını ve tarihini bir "başarısızlık" ya da "ahlaki çöküş teolojisi" kisvesi altında sunan o sinsi oryantalist tarihyazımına karşı bugün en keskin silahımız, bilinçli bir tarihî farkındalıktır.

İşin aslı şu ki; bilgiyi kimin ürettiği, içeriğinin kim tarafından belirlendiği ve nihayetinde kime hizmet ettiği sorusu atlanamaz bir eşiktir. Bilginin tarafsız olduğu masalından vazgeçmeli, neyin meşru kabul edildiğini ve kimlerin bunu kürsülerden seslendirdiğini sorgulayabilmeliyiz. Çünkü bilgi, hegemonik güç ilişkileriyle ve medeniyet tasavvuruyla doğrudan iç içe geçmiş köklü bir mefhumdur.

Bu söylenenleri daha rahat idrak edebilmek için, yeni ortaya çıkan bir sınıf olan burjuvazinin tarihsel hamlelerine yakından bakmak gerekir. Burjuvazi, öncelikle kendi toplumunun içerisinde varlığını sürdüren insanlardan yeni bir topluluk oluşturdu ve onları geniş bir spektrumdaki görev dağılımıyla toplumun farklı kurumlarına entegre etti. Ardından kavram inşasına başladı; kutsal olan pederin yerine filozofları, düşünürleri ve onların ideolojik varsayımlarını yerleştirdi. Teknik ihtiyaçlar ve uzmanlar, dini ideolojinin esnetilmesi, reform ve çalışmanın/zenginleşmenin kutsandığı Protestanlık ile Katoliklerin Cizvit eliyle yeni sınıf ile uzlaşma çabası bu sürecin yapı taşlarıydı. Ancak bu kadarı yeterli değildi; seküler olanın ve iş hayatının din dışılaştırılması gerekiyordu. Bu doğrultuda yeni aydın tipinin doğumu gerçekleştirildi: Montesquieu ile hukuk epistemolojisi, Voltaire ve Rousseau ile felsefe-edebiyat, d’Alembert gibi isimlerle de seküler ve pratik bilgi uzmanları sistemin merkezine yerleştirildi. Şema olarak tarihsel süreç tam anlamıyla bu şekilde ilerlemiştir.

Demek ki medeniyet inşasındaki ideoloji, ideolojik dönüşüm ve epistemoloji bağı yadsınamaz bir gerçektir. *Üzerinde çalışmamız gereken bu alan, bize öğretilen tarihin ve bugün dayatılan hayatın, medeniyetimizdeki büyük bir boşluğu nasıl örttüğünü tüm çıplaklığıyla yüzümüze çarpmaktadır.* Bizim tarihimizde eksik yok. Eksik, bize öğretilmeyende.

Kendi sözümüzü, kendi idrakimizi ve kendi medeniyet izzetimizi yeniden kuşanmak için önce zihnimizi bu hegemonik prangalardan azat etmek zorundayız. Çünkü kelimesi esir olanın, yarını da esirdir.

Hatice Kübra Özbirinci/TİMETÜRK

Etiketler: