Savaşlar, insanlığın tarihte gördüğü en yıkıcı şeydir belki de; ancak yıkım dediğimiz bu şey kitleleri peşinden sürüklemek isteyenler tarafından her zaman estetik bir görselle sunulmuştur. Zamanında ideolojilerin başlattığı bu psikolojik savaş sanat ve tasarımın gücüne muhtaç olmuştur ve dünün sokak duvarlarına yapıştırılan el ilanları ve afişler bugün yapılan algı yönetimi ve dijital tasarımın temeliydi.
Geçmişteki o dönemleri biraz incelediğimizde savaş estetiğinin radikal örneklerine 20. yüzyılın ilk yarısında sıkça rastlarız. Özellikle Rus kültürü ve sanatı o dönemin grafik devrimine yön vermiştir. Örneğin, Mayakovski’nin ROSTA pencereleri için ürettiği çizimler o dönemin ideolojisini gözler önüne sermiştir. Karşı kıyıda ise İngilizler, daha mesafeli ve düzenli bir dil kurmak istemişlerdir. Ünlü “Keep Calm and Carry On” afişindeki soğukkanlılık ve otorite, kitlelere kendilerini adamaları gerektiği hissiyatını aşılamıştır.
Aslında bu afişlerin başarısı rastlantısal değildir; arkasında uzun süreler düşünülmüş fikirler yatar. Siyah, beyaz ve kırmızı insanın beyninin alarm mekanizmasını çalıştırır ve tehlike, kahramanlık içgüdülerini tetikler. Sert ve köşeli tasarımlar adeta bir emir kipi görevi görür nihayetinde sanat bir manipülasyon aracına dönüşür.
Cepheler artık piksellerde gizli
Günümüzde devletler ve topluluklar teknolojinin gelişmesi ve normal insan alışkanlıklarının tamamen değişmesiyle fiziksel posterler tamamen yok oldu, modern cephe artık tümüyle piksellere dönüştü Rusya – Ukrayna savaşından Orta Doğu’daki krizlere kadar artık modern çatışmaların kaderini sosyal medya, TikTok, Instagram ve 3D illüstrasyonlar belirliyor öyle ki dünün siyasi mizah karikatürleri bile yerini tamamen sosyal medyaya bıraktı artık elimizde saniyeler içinde yapılıp değiştirilip milyonlara yayılabilen yapımlar kaldı.
Geçmişte Rus, İngiliz ve pek çok diğer milletten gördüğümüz afişler ve propagandalar sanatı, ideolojinin hizmetine sunmuştu; bugünün dijital içerik üreticileri ise farkında olmadan o dönemde yapılan şeyleri dijital çağda da aynı şekilde devam ettiriyor. Sokakları kaplayan o sert çizimler ve sözler, bugün akıllı telefonlarımızda kaydırdığımız akışlarda çok daha tehlikeli bir dille yaşamaya devam etmekte.
İbrahim Mert Sevinç/TİMETÜRK