“Tövbe estağfurullah! Bu da nasıl başlık? -Patili Anneliği- de ne demek” dedim kendi kendime? Batıdan ithal “Anneler Günü” konuşmalarında, reklamlarında devletin televizyonlarında, haber saatlerinde bu konu gündeme oturdu. Üstelik şehit annelerinin acıları arasına bir de “Patili Anneliği” lüzumsuzluğu girdi araya.
Kediler, köpekler ve diğer hayvanlar her biri Yüce Yaratanımızın insana hizmet için yarattığı canlardır. Onlara iyi davranmak, onları korumak hepimizin görevidir. Konu ile ilgili ayetlerde, hadislerde ve medeniyetimizin uygulama alanlarında ibretlik örnekler vardır. Hayvan, yeri gelir Ashab-ı Kehf’te Kıtmir ismini alan köpek olur. Yeri gelir Salih Peygamber’in toplumuna sınav için gönderilen deve olur. Yeri de gelir Yunus Peygamber kıssasında Yunus Balığı olur. Yine yeri gelir Hz. Peygamberin Kusva’sı; Ebu Hureyre’nin Kedisi olur. Atlar üzerine yemin edilir. Bazen de sütünden, etinden ve tüyünden faydalanılan koyun olur, keçi olur. Yani hayvanlar bu âlemin ayrılmaz parçalarıdır. Her Müslüman da bunu iyi bilir. Ne kadar ihtimam gösterilir o da ayrı mesele.
Türk toplumu yarım asır içinde, özellikle son kırk sene içinde müthiş bir değişim yaşadı ve yaşamaya devam ediyor. Ne demek istiyorum? Şunu demek istiyorum: Kırsal hayattan şehir hayatına süratle geçiş sağlandı. Ancak maalesef bu geçiş patolojik büyüme şeklinde oldu. Gecekondu ile başlayan şehirleşme, sonra apartman hayatına, oradan siteler, rezidanslar, akıllı evler derken bu arada köyler ıssızlaştı ve köy hayatının ayrılmaz parçası olan ve herkesin mutlaka sahiplendiği hayvanlar sahipsiz kaldı. Bu durum özellikle köpekler ve kediler için yıkım oldu. Ben emeklilikten sonra yazları köyde yaşıyorum. Bu acıklı durumu gözlemliyorum. Aç kalan köpekler saldırganlaşıyorlar. Sabah namazına bastonsuz gidemiyorum. Hükümet bu sorunun sorumluluğunu belediyelere verdi. Ancak herkes bu konuda gereken duyarlılığı göstermedi. Sorun halen tam çözülemedi. Sokak köpeklerinin saldırıları ile halen insanlar yaralanıyor, bedenlerinde kalıcı izler bırakan tarvmatik durumlar oluyor. Ölümle sonuçlanan saldırılar da olduğu bilinen bir gerçek.
Şehirlerde her sokağa açılan kedi, köpek mama(!) satış yerleri ve yan meslekler yukarıdaki sorunları dillendirenleri işi hayvan severlik üzerinden hayvan düşmanlığı algısıyla minder dışına çekiyor. Bazıları da modernitenin köleliğine soyunup “ben de patili annesiyim.” Diyecek kadar işi mecrasından çıkarıp çocuk yapıp bakma ve yerine en az bir üye koyarak bu dünyadan ayrılmayı düşünme yerine kedi/köpek bakıcılığı ile kendini tatmin etme yolunu seçiyor. Anneler gününü kutlarken “ben de patili annesiyim.” Ucube bir cümle kuruyor. Bu nedenle de doğal olarak tepki topladı. Spiker de insandır bir an maksadını aşan bir cümle ağzından çıkmış olabilir. Onu da belirtmeden geçmeyelim. Gösterilen tepkiyi de normal görmek gerekir.
“Beş tane çocuğum var” diyen genç yarışmacı bir bayana beş çocuğu yakıştıramayan sunucu bir an tereddüt geçirdikten sonra “bunlar kedi mi?” sorusuna “evet dört kedi bir köpek” cevabını vermesi uzmanlarca ciddi tahlile muhtaç bir konudur bence. Hiçbir hayvan evlat yerine konmaz, konamaz. Bu tavır hayvanlara da hakarettir. Hayvanlar doğal ortamlarında mutlu olurlar. Kediler ise genelde evcil hayvan olarak bilinir.
Bursa Milletvekili Sayın Osman Mesten’in haklı çıkışı olumlu/olumsuz bir sürü tepki aldı. Yani milletvekilinin sözü bu sektörden beslenenlerle, aile yapımızı hedef alan odaklar ve konunun ciddiyetini anlayamayanlar tarafından yerden yere vuruldu. Hâlbuki Sayın Vekil’in sözleri ne hayvan düşmanlığı ne de hayvanlara merhametsizlikti. Bu milletten para kazanan bir firmanın Anneler gününde “Tam bi’ Anne Hikâyesi” isimli reklam filminde köpeğe annelik yaptığını ifade eden iki kadının konuşmasının içeriğinin kabul edilir tarafı olmadığını vurgulamaktı. Yani “çocuk yapmana gerek yok. Köpek te evlat edinilebilir” anlamını çağrıştırması bir art niyetin tezahürüdür. Çünkü devletin beka sorunu olarak gördüğü nüfusumuzun giderek yaşlanmasının önüne geçmek için bir dizi düzenlemeye giden politikasının tekerleğine çomak sokmaktır. Aynı reklamın Avrupa versiyonlarında kucağında bebek taşıyan batılı bir kadın figürü çok manidar değil midir? Aile yapımızın hedef tahtasına konduğu bir zaman diliminde bu projenin sahnelenmesi herkes gibi Milletvekili Sayın Osman Mesten’in de tepkisini çekmiştir. Olması gereken budur. Aileyi her durumda korumak hepimizin görevidir.
Özetle apartmanlarda yaşayan insanların özellikle evlerinde köpek beslemeleri her zaman sorun teşkil eder. Köpeklerin sahipsiz kalması ise daha da tehlikelidir. Yazlığı olan veya köy evi bulunanlar elbet avlularında köpek besleyebilir ama bunun adı “köpek anneliği, patili anneliği” olarak adlandırılamaz. Toplumlar kavramlarla düşünür ve onunla üretim yaparlar. Aile müessesesinin hedef alındığı günümüzde akıntıya kürek çekmeyelim. Köpek, “bebek” yerine konursa, “bebek” ne yerine konacak acaba? Hayvana “oğluşum” diye seslenen bir kadın neyin annesi olacak? Hayvanlara insan muamelesi yapmak hayvanlara hakarettir. Bu anlayış hayvanlara hakaretse insanlara ne demek olur acaba? !!!
Yusuf Sarıkaya/TİMETÜRK