$

Dolar

48,9682

€

Euro

55,8661

£

Sterlin

64,9442

₣

Frank

59,1332

₺

Gram Altın

6.758,8500

₿

Bitcoin

4.113.863

$

Dolar

48,9682

€

Euro

55,8661

£

Sterlin

64,9442

₣

Frank

59,1332

₺

Gram Altın

6.758,8500

₿

Bitcoin

4.113.863

Makale 26.09.2026 4 dk okuma

“Parti sayısı çok” dedikçe

Paylaş:

Kendimi bildim bileli siyasetteki parçalanmışlık/ bölük - pörsüklük ve bunlardan kendine düşen nasibi alan siyasi partilerin çokluğu hakkında yazdığım yazılarda sürekli bir şekilde eleştirilerimi dile getirip başta “birleşme” ve “kurumsallaşma” olmak üzere hasbelkader çözüm önerilerimi de sıraladım ve bu konularda bayağı bir mücadele verip durdum. Bu yaşıma kadar bir “parti” ye üye olmadığım gibi herhangi bir etkinlik veya çalışmalarına da katılmadım. Sonrasında siyaset mecrasında yaşanılanları da gördükçe iyi ki de böyle yapmışım.

Dava, ideoloji, söylem, tüzük, program, yapı ve çıkarlarına baktığımız partileri görünce “bunlar birbirlerinin aynıları” der ve eleştirilerime de devam ederim. Bu konuda merhum Muhsin YAZICIOĞLU’nun şu sözünü hep aklımın bir kenarında not edip partilere olan bakış açımı değiştirmemeye özen gösterdim, gösteririm; “Meclis kürsüsüne çıkıp birbirine atıp tutan, hakaret eden vekillerin daha sonra Meclis lokantasında karşılıklı güle oynaya yemek yediğini görseydiniz; tanıdıklarınızla siyasi tartışmalara asla girmezdiniz.”

Ülkemiz “demokrasi kültürünün bir zenginliği” olarak parti bolluğunu zirvesinde yaşayan ve bunu da marifet sayan ender ülkelerden biridir. Hatta 2.500’den fazla partisi olan Hindistan’dan sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı verilerine göre 189 partisiyle dünyada en fazla partisi olan ikinci ülkeyiz. Bu kadar da demokrasiyi seviyor ve özümsüyoruz, tabii ki yerseniz!...

Müteakip yazılarımızda dava, ideoloji, söylem, tüzük, yapı, program, seçmen ve oy kitleleri aynı/yakın olan hatta amip gibi sürekli olarak birbirlerinden çoğalan partilerin bir araya gelip “birleşme” lerinin gerektiğini ve siyasi partiler kanununun bir an önce güncellenerek ihtiyaçlara cevap verecek hâle getirilmesini defalarca yazdık, söyledik. Bu konuyla ilgili de Türkiye’deki parti sayısının en fazla beş olmasının elzem olduğunu ve gerekçelerini parti ad ve yapıları üzerinden somut örneklerle de açıkladık. Dikkate alınmamız ve önerilerimizin adresleri / hedeflerine ulaşması için de uzun bir zamandır bekliyoruz, bekliyoruz, bekliyoruz!...

 Sahi “biz niye, neyi bekliyoruz” der ve tam da bunu içimizden geçirirken birilerinden bir ses gelmez mi?!...

Devam edelim mi;

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Feti YILDIZ, 15 Eylül 2026 tarihinde sanal medya (X) hesabından yaptığı açıklamada;

“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nda kaydı bulunan siyasi parti sayısının 189, Yüksek Seçim Kurulu’nun 2026/159 sayılı kararına göre de seçime katılma şartlarını taşıyan siyasi parti sayısı 41’dir.

14 Mayıs 2023 tarihinde yapılan son milletvekili genel seçiminde; seçime iştirak eden bu partilerin aldıkları oylar YSK web sitesinden görülmekte olup, tabela partisi olarak nitelendirilen ve ülkenin toplumsal hayatına hiçbir katkısı olmayan bu partilerin listede oy oranlarının en fazla binde iki olduğu üzerinde tartışma yapılamayacak bir hakikattir. Son milletvekili genel seçimine katılan 24 siyasi partiden 14’ü binde bir ile binde iki arasında oy almıştır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kayıtlarına bakıldığında bazı partilerin ülke genelinde 100 – 200 üyesinin dahi olmadığı görülecektir.

Siyasi parti kurmanın şirket kurmaktan kolay olduğunu defalarca dile getirmiştik. Yeni bir siyasi partiler kanununa ihtiyaç bulunduğu izahtan varestedir.

Mesela bir örnek olarak; en az 41 il nüfusu ve bunların 1/3 ilçelerinde il – ilçe yönetim kurulu üye sayısı, il nüfus sayısı veya seçmen sayısının 0/001 üyesini (bu oranın alt ve üst sınırı tartışılabilir) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na tasdik ettirip İçişleri Bakanlığı’na teslim etmeyen siyasi partiler kuruluşunu tamamlamamış sayılmalıdır.”

Hani derler ya; “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” diye. Sayın YILDIZ şunu da demiyor; “Birbirimize benzediğimiz halde niye birleşmiyor ve bu yolla da parti sayısını azaltmaya çalışmıyoruz.” Diyemez, çünkü “ortam ve çıkarlar buna müsait değil!...”

Evet, bizler;

“Parti sayısı çok” dedikçe birileri daha yeni yeni uyanmaya başlamış, öyleyse biz de sizlere ne diyoruz;

“Kocaman günaydınlar!..”

 Günay Ertan Akgün/TİMETÜRK

 

 

 

Etiketler: