Eleştirmemeyi “gözü kapalı, sorgusuz - şüphesiz biat” ın bir gereği olarak yorumlayanlar, kendilerine yöneltilen okları “hakaret” olarak algılıyor ve altınızdaki tabure veya koltuğu çekmek için fırsat üstüne fırsat kolluyorlar. Halbuki eleştiri; olgunlaştırır, kapalı olan gözleri açık tutar, farklı bakış açılarını ortaya koyar, koyduğunuz hedeflere “doğru” yürümenizi sağlar. Bunun için de “yapıcı” olan eleştiriden değil “yıkıcı” olan eleştiriden korkun.
“Eleştiri” yle ilgili tespitimizi yaptıktan sonra derdimize dönmeye çalışalım;
Doğup belli bir yaşa kadar büyüdüğüm yeşil/mavi cennetim – Karadeniz’in incisi Rize, şu an yaşadığım Peygamberimizin duasına mazhar olan İstanbul ve yemeğini yediğimiz – suyunu içtiğimiz ve havasını soluyup canımızdan aziz bildiğimiz vatanımız Türkiye söz konusu olduğu zaman bildiğim doğruları söylemekten ve önemli tespitlerimi kaleme almaktan korkmam, yılmam ve yolumdan da asla ve asla dönmem. Bu amaçla, derdimiz; hiçbir zaman mevki – makam – koltuk sevdası / beklentisi olmadığı gibi arkamızı da hiçbir yere – kimseye yaslamadık, kimseye de eyvallahımız olmamıştır. Bizi “başı dik, alnı ak” yapan da bunlar oldu.
Yarası olan gocunacak ama hiç kimse kusura bakmasın biz yine diklenmeden – dikleşmeden yolumuza devam edip eleştirilerimize devam edeceğiz;
Rize; havasından (aşırı yağmurlardan dolayı sürekli bir şekilde güneşe hasret kalmasından), suyundan (sel – heyelandan alt yapısının zarar görmesinden), engebeli coğrafyasından (tarıma elverişli arazilerin olmayışı ve erozyona karşı sürekli olarak heyelan – kaymalardan ötürü arazilerin yok olmasından), bitmek bilmeyen rutubetinden (meyve ve sebzelerin çürümesi, insanların romatizmal hastalıklar başta olmak üzere kemik rahatsızlıkları ve nefes almada zorluk yaşamalarından) çok çektiği için ülke ve dünya genelindeki meşhurların buradan çıkması da çok doğaldır. Bu olumsuzluklarla mücadele ederken azminiz sizi koyduğunuz hedefe ulaştırıyor ve günün sonunda da elde ettiklerinizle birlikte sevinmiş oluyorsunuz.
Rize’yi bilmeyenler, Rizelileri anlayamazlar. Bu yüzden Rizeliler hakkında eleştiri yaparken, önce onların yaşamak için verdikleri mücadeleleri, azim ve kararlılığı, gözlerindeki parıltıları ve şehir – vatan aşkıyla nasıl yanıp tutuştuklarını görsün, sonrasında da hakaret olmadığı sürece istediklerini söylesinler. Rize’den meşhurlar çıkıyorsa bu gerçeklerin bir sonucuyla yüzleşmekten dolayı çıkıyordur. Cesareti olan varsa önce Rize’deki şartlarla mücadele etsin ve sonrasında da Rizelilerle istediği tartışmaya girsin. Bizim yöreden meşhur çıkıyorsa, bu; suyundan değil yaşama karşı tutunma heves ve isteklerinden kaynaklandı, kaynaklanmaya da devam ediyor.
1987’den 2026’ya kadar olan siyaseti ve özelinde de Rize’de olup bitenleri takip eden Rize – Rizeli aşığı biri olarak “47 yıl üzerine Rize’den CHP’ye milletvekili kaptırma” başarısını (!) elde eden AK partili yerel yönetici ve partililer, 2023 genel seçimlerinden bu yana ibrenin tersine döndürülebilmesi için sürekli olarak Cumhurbaşkanımız – hemşehrimiz Sayın ERDOĞAN’a yanlış bilgi vermekte ve hata üstüne hata yapmaktadırlar. Bunun bir sonucu olarak Cumhurbaşkanı ERDOĞAN’ın 10 Eylül 2026 akşamından 13 Eylül 2026 akşamına kadar kaldığı en son ki Rize ziyaretine bakmanız yeterli olacaktır.
2023 genel seçimleri ve 2024 yerel seçimlerden beklediği başarıyı alamayan ama (sadece Rize’de belediye başkanını seçtirmek başarı değildir) ülke genelinde de Rizeli nüfusun yoğun olduğu büyükşehirlerin çoğunu kaybeden AK Parti, bu kayıpların ardında Rize’de yapılanlar – yapılmayanlara da bakmalıydı. Sadece CHP’nin milletvekili kazanmasına karşı odaklanmak ve bunun üzerinden yerel siyaseti belirlemek gaflet ve dalaletten başka bir şey değildir.
Çay ve fındık üzerine oynanan oyunlar konusunda bu yıl bile bir şeylerin yapılmaması, Rize – Artvin havaalanının pasivize edilmeye çalışılması, Rize’de yapılan projelerin Merkez’den öteye ve bilhassa Güneysu’ya kaydırılması (Potomya deresini öz evlat görüp diğer derelere üvey evlat muamelesi yapılması), atama ve kadrolara karşı haksızlıkların yapılması, Merkez’de içme suyuyla ilgili sorunların bir türlü giderilememesi, köy veya bölge okullarının kapatılıp taşımalı eğitimle ilçelere kaydırılması, bilindik marka veya işletmelerin Rize’ye değil başta Trabzon olmak üzere çevre illere kaydırılıp istihdam arttırma konusunda bir şeylerin yapılmaması, “çaya – ÇAYKUR’a endeksli” bir hayattan kurtarılamayan Rizelilere bunun bir kader olarak dayatılmasındaki ısrarlar bu şekilde devam ederse sandıkta artık farklı partiden başka bir milletvekili daha çıkar ve kimse de bunun sonuçlarını üstlenmek istemez. Rize’yle ilgili geniş panorama bu…
Son zamanlarda Rize’yle ilgili kulağımıza gelen bir – iki duyumu da aktaralım, ki konunun muhatapları bunun böyle olmadığını açıklasınlar ya da açıklamaz zamanı geldiğinde “biz demedik mi?” sorusuyla muhatap olurlar;
AK Parti Rize eski il başkanı İshak ALİM’in de kardeşi olan ve onun il başkanı olmasıyla birlikte kardeşi Yusuf Ziya ALİM’in de 2018 yılından 09 Ocak 2021 tarihine kadar “vekaleten”, 09 Ocak 2021 tarihinden günümüze kadar da “asaleten” ÇAYKUR Genel Müdürlüğü koltuğunda oturtulmasının ısrarı ve bu kişinin “milletvekili aday adayları listesi” nde isminin geçmesi, il başkanı titri olmasından başka bir işi olmayan ve sürekli olarak eleştirilerin hedefinde olan genel medyaya da bazı rahatsız durumları yansıyan mevcut il başkanı Yılmaz KATMER’in 28. Dönem AK Parti Rize 3. Sıradan milletvekili adayı olup kazanamaması (büyük bir başarıyla (!) CHP’ye yerini kaptırması) ve yine önümüzdeki seçimlerde “aday adayları listesi” nde isminin geçmesi konuları ve bunlara benzer durumlar Rizelileri oldukça rahatsız etti. Rizelilerin rahatsız olduğu bu duyumlar, AK Parti ve ERDOĞAN’ın daha fazla oy kaybedeceğinin bir göstergesidir, bilin istiyorum!...
Rizelilerden gelen bir “beklenti” yi de sizlerle paylaşmakta fayda görüyorum;
2023 genel seçimlerinde Rize’deki bir milletvekilini CHP’ye kaptıran AK Parti, önümüzde yılda yapılması muhtemel olan genel seçimlerde de Cumhur İttifakı’yla birlikte çalışacağı için 3. Sırada yer alması gereken milletvekili adayının MHP’den olması ve MHP’nin mevcut il başkanı İhsan ALKAN’ın da bu iş için biçilmez bir kaftan olduğunun dillendirilmesi AK Parti’nin yereldeki başarısızlığının ortadan kaldırılması – en azından farklı bir partiye milletvekilinin kaptırılmaması için – olmazsa olmazlar arasında değerlendirilmektedir.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın siyasi nimetlerinden faydalanmaktan başka bir işe yaramayan, genel ve yerel siyasetten anlamayan hem şehrilerimize diyecek bir lafımız vardır;
“Hurdacı elmastan anlamaz, onun gözü daima paslı demirlerdedir.”
Günay Ertan Akgün/TİMETÜRK