$

Dolar

47,5574

Euro

54,8602

£

Sterlin

64,2310

Frank

58,9165

Gram Altın

6.175,3700

Bitcoin

2.984.662

$

Dolar

47,5574

Euro

54,8602

£

Sterlin

64,2310

Frank

58,9165

Gram Altın

6.175,3700

Bitcoin

2.984.662

Makale 01.08.2026 4 dk okuma

“Ötekileştirme” nin ceremesini kimler çekecek?

Paylaş:

Türk siyasetini zannedildiği gibi iktidar ve muhalefetten oluşan partiler değil bunların ardında yer alan içerdeki vesayet odakları, ekran önünde olmayan iş dünyası – cemaat - tarikat gibi bazı etkin ve baskın gruplar ile dışarıdaki kurumsal – köklü şirket (veya markalar) ile lobiler yönetir ve şekillendirir. Dıştaki unsurlarla pek haşır neşir olamazsak da içerdekilerin etkisini her daim görmüş ve madalyonun arkasındaki o çirkin yüzlerini teşhir etmiştik.

AK Parti iktidarı da dahil olmak üzere günümüze kadar gelinen siyasî geçmişimizde bazen askerî darbeler, bazen yargı vesayeti, bazen hem askerî ve hem de yargı unsurlarının bir araya gelmesi, bazen tarikat – cemaat gibi sayıca / etkice üstün ama etik olarak yerlerde olan sözüm ona dinî gruplar, bazen de iktidar – muhalefet çatışmasından galip gelen partiler sürekli olarak Türk siyasetini şekillendirmeye – yönlendirmeye çalışmış ama günün sonunda da mağlup olan – kaybeden hep milletimiz, halkımız olmuştur. En son yaşadığımız 15 Temmuz 2016 hain darbesi de aslında bu mantığın bir sonucu olmamış mıydı? Hep FETÖ denildi ama bu hain grubun dışında onlarla birlikte aynı değirmene su taşıyan askerî ve hukukî kurumlar, dinî gruplar, CIA gibi dış istihbarat kuruluşları bizim yerli / millî iktidarımıza ve devletimize çökmeye kalkmamışlar mıydı yoksa yüzlerce insanımız boşuna mı şehit olmuş, sayısı binlerle ifade edilen gazilerimiz de bir hiç uğruna mı yaralanmıştı?

Anti demokratik kuralların yaşanması, sandıklara yansıyan “sivil irade” nin sekteye uğraması ve sürekli olarak siyaset ile diğer güçlerin karşı karşıya gelmesinin başlıca sebepleri;

“Demokrasi kültürü” nün tam olarak oturtulamaması, “temsiliyet hakkı” nın sandıklara ve seçim sonuçlarına yansıyamaması,

Devletimizin sürekli olarak “baba” ve “kurtarıcı” olarak görülmesi ve bunun bir sonucu olarak kurumsallaşamayan devlet yapısındaki işlerin ahbap – çavuş ilişkisi gibi yürütülmeye çalışılması,

Bürokrasi hazretlerinin bir türlü emekli edilememesi ve kapağı “devlet kapısı” na atanların buraları bir ömür boyu geçim kapısı olarak görmeleri, yapanların yaptıklarının yanlarında kâr kalan suç ve uygulamalarla ilgili rehavetin ortadan kaldırılmaması,

Dava ve ideolojilerin iktidara taşınmasıyla birlikte ortaya çıkan şımarıklık, güç zehirlenmesi ve metal yorgunluğunun – hiç tasvip etmesek de – dava ve ideolojilere verdikleri zararın görünmek istenmemesi ve iktidarda kalmayı her daim garanti olarak görmek,

“Taban” olarak görülen halktaki görüş ayrılıklarının körüklenmesi ve herkesin birbirine karşı kışkırtılması, adeta fikri savaşların teşvik edilmesi,

Siyasi Partiler Kanunu (SPK)’nun bir türlü güncellenmemesi, önüne gelen herkesin parti açması ve ideolojik – dava ayrılığı olmadığı halde tabela olarak parti sayılarının arttırılması, siyasetteki kalitenin yerlerde sürüklenmesi,

“Dokunulmazlık” ın zırhtan daha sağlam hâle getirilmesi, cumhurbaşkanı – bakan ve liderlerle seçmen ve partililer arasında etten duvar örülmesi ve halkımıza üstten bakılması,

Sadece seçim zamanı hatırlanan insanlarımızın gönüllerine dokunulamaması,

Siyasî yavşaklığın prim yaptığı ve arkadan hançerleyenlerin hiçbir şey olmamış gibi davranması, adam – dava ve ideoloji satmanın teşvik edilmesi,

Ekranda ayrı – kamera arkasında ayrı oynayanların figüran olduğu bir siyasi arenada başrol oyuncularının hep aynı kişilerden oluşması, adları türlü türlü suçlara karışmış olsa bile yine aynı kişilerin siyaset sahnesinde yer almaları,

Parti ve devlet kurumlarındaki yapılanma / kadroların cemaat ve tarikat gibi gruplardan oluşturulmaları ve bunlara tabi olmayanların tabirimiz caizse “oyun dışı” nda tutulmaları,

ve bunlara benzer ne kadar sebep – olumsuzluk varsa bunun ceremesini neden halkımız çekiyor, kemer sıka sıka kemerde delik - diş sıka sıka ağızlarda diş kalmadı!...

Son söz Mehmet Âkif’in;

“Bunaldı milletin afakı, bir sabah ister!...”

Günay Ertan Akgün/TİMETÜRK

Etiketler: