Dolar

44,3148

Euro

51,2756

Altın

6.409,04

Bist

13.047,72

Yüz yıllık statüko gölgesinde maskeli balo

2 Saat Önce Güncellendi

2026-03-23 00:29:13

Nuray Canan Songür

Geçtiğimiz günlerde Manisa'da 34 yıllık bir felsefe çınarı olan Ramazan Hoca'nın başına gelenler, bu ülkede bazı prangaların hala ne kadar paslı ama ne kadar keskin olduğunu bir kez daha gösterdi. Hocanın suç(!) sayılan cümlesi şuydu: "Atatürk asker ve savaşçı bir insandır, sanat ve felsefeyle alakası yoktur." Tarih kitaplarının dahi reddedemeyeceği bu nesnel tespit, bir anda "koruma kanunu" zırhına çarptı ve koca bir ömür bir saatlik linçle savcılık koridorlarına hapsedildi.
Bu ülkede birini tasfiye etmenin en konforlu yolu, onu Mustafa Kemal üzerinden hedef tahtasına oturtmaktır. Zira bu isim, yıllardır kendi beceriksizliklerini, yolsuzluklarını ve halka yabancılaşmış zihniyetlerini örtmek isteyen bir zümrenin en kullanışlı "maskesi" haline getirilmiştir.
Üstad'ın Çilesi: "Sahte Kahramanlar"
Necip Fazıl Kısakürek, ömrünü bu maskeleri indirmeye adamış bir fikir işçisiydi. Onun tabiriyle, bu topraklarda "Ruh Kökümüz" kurutulmaya çalışılırken, yerine ikame edilen figürler birer kurtarıcı değil, milletin imanıyla arasına çekilen setlerdi. Üstad, Son Devrin Din Mazlumları ve Put Adam (o dönem yasaklı olan ve tartışılan yaklaşımları) ekseninde hep aynı sancıyı haykırdı: Bir insanı hatasızlaştırmak, onu ilahlaştırmaya; onu ilahlaştırmak ise milleti köleleştirmeye götürür.
Üstad'ın tabiriyle "fikir cücelerinin" sığındığı bu liman, aslında bir istismar panayırıdır. Bugün 5816 sayılı kanun, fikir özgürlüğünün önünde bir giyotin gibi dururken; aslında korunan şey bir şahsiyetin hatırası değil, o hatıranın arkasına saklanarak milleti sömüren "Kemalist oligarşi"dir.
Son 60 Yılın "Maskeli" Bilançosu
Tarihimizin son 60 yılına baktığımızda, Mustafa Kemal maskesinin nasıl bir "suç örtüsü" olarak kullanıldığını ibretle izliyoruz:
• 27 Mayıs ve 12 Eylül Darbecileri: İdam sehpalarını kuranlar da, anayasayı askıya alanlar da hep "Atatürk ilke ve inkılaplarını koruma" yalanına sığındılar. Kendi diktalarını, onun büstlerinin arkasına gizlediler.
• 28 Şubat Modern Mahkûmları: Brifingli yargı ve Batı Çalışma Grubu (BÇG), dindar halkın tepesine binerken ellerinde hep o malum maske vardı. İmam hatipleri kapatırken, başörtülü kızları ikna odalarına sokarken "Atatürkçülük" sakızını çiğniyorlardı.
• Yolsuzluk ve Banka Hortumcuları: 90'lı yıllarda bankaların içini boşaltan, ülkeyi ekonomik darboğaza sokanların profiline bakın; hepsinin masasında en büyük Atatürk portreleri, dillerinde ise en "çağdaş" sloganlar vardı. Milleti soyarken taktıkları maske, onların en büyük korumasıydı.
• Siyasi Beceriksizlikler: Bugün yerel yönetimlerde veya muhalefet sıralarında halka hizmet yerine heykel dikmeyi marifet sayanlar, her sıkıştıklarında "Cumhuriyet değerleri" diyerek kendi liyakatsizliklerini kamufle ediyorlar.
İsmet Özel'in Bakışıyla: "Putlar ve Hakikat"
İsmet Özel'in de belirttiği gibi; Türkiye'de modernleşme sancısı, insanı merkeze koymak yerine bir kişiyi kült haline getirerek toplumu kimliksizleştirdi. Ramazan Hoca'nın tutuklanması, aslında "düşünme"nin tutuklanmasıdır. Felsefe öğretmeni olan bir adamın, bir şahsın yetkinlik alanını analiz etmesi bile "kutsala dokunmak" sayılıyorsa; burada medeniyetten değil, modern bir orta çağ engizisyonundan bahsedilir.
Sonuç: Maske Düşmeli, Ruh Dönmeli
Necip Fazıl'ın "Büyük Doğu" idealinde, insanın tek boyunduruğu Allah'adır. Putlaştırılan her isim, aslında toplumun ayağına vurulan bir zincirdir. 34 yıllık emeği bir çırpıda silmeye çalışan bu "maskeli" sistem, aslında kendi tükenişini ilan etmektedir. 2025 ve sonrasında binlerce davanın açılması, adaletin tecellisi değil, korkunun tezahürüdür.
Zulümle abad olunmaz. Ramazan Hocaların itibarı, büstlerin gölgesinde değil, hakikatin aydınlığında iade edilecektir. Unutulmamalıdır ki; gerçek kahramanların maskeye ihtiyacı yoktur, sahtelerin ise maskesiz yaşama şansı...

Nuran Canan Songür/TİMETÜRK

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Isparta'ya şehit ateşi düştü

Haber Ara