$

Dolar

46,2874

Euro

53,6017

£

Sterlin

62,1538

Frank

58,0786

Gram Altın

6.277,0800

Bitcoin

2.978.567

$

Dolar

46,2874

Euro

53,6017

£

Sterlin

62,1538

Frank

58,0786

Gram Altın

6.277,0800

Bitcoin

2.978.567

Makale 14.06.2026 4 dk okuma

Nereye kadar saray?

Paylaş:

Türkiye’de muhalefetin uzun yıllardır kullandığı bir siyaset dili var.

Ekonomi kötü giderse sebep saray…

Parti içi kriz çıkarsa sebep saray…

Belediyelerde soruşturma açılırsa sebep saray…

Parti yöneticileri birbirini suçlarsa sebep saray…

Bir belediye başkanı hakkında iddianame hazırlanırsa sebep saray…

Mahkeme karar verirse sebep saray…

Savcı soruşturma yürütürse sebep saray…

Nereye kadar saray?

Bugün Türkiye’nin birçok belediyesinde yaşanan tartışmaların, soruşturmaların, tutuklamaların ve yargı süreçlerinin önemli bir kısmında ilginç bir gerçek ortaya çıkıyor:

Dosyaların önemli bölümü muhalefetin yıllarca övgüyle anlattığı isimlerin, yine kendi çevreleri tarafından ifşa edilmesiyle gündeme geliyor.

Bir dönem omuz omuza yürüyenler…

Birbirlerine kefil olanlar…

Birlikte miting yapanlar…

Birlikte ihale verenler…

Birlikte fotoğraf çektirenler…

Bugün birbirlerini suçluyor.

Kimi iş adamı konuşuyor…

Kimi belediye çalışanı konuşuyor…

Kimi eski ortak konuşuyor…

Kimi partili konuşuyor…

Kimi de pişmanlık hükümlerinden yararlanmak için itirafta bulunuyor.

Ortaya çıkan tabloyu bir film afişine dönüştürseniz;

İçinde ihale var…

İrtikap var…

Rüşvet iddiaları var…

Para var…

Güç kavgası var…

Aşk var…

İhanet var…

Nefret var…

Kin var…

Parti içi hesaplaşma var…

Kısacası senaristin hayal gücünü zorlayacak kadar karmaşık bir hikâye var.

Fakat bütün bu yaşananların sonunda yine aynı cümle duyuluyor:

“Saray yaptı.”

Oysa toplum artık daha farklı sorular soruyor.

Madem her şey sarayın eseriydi;

Dün göklere çıkardığınız insanlar neden bugün birbirlerini suçluyor?

Dün dürüstlüğüne kefil olduğunuz isimler bugün nasıl oldu da yolsuzluk dosyalarının merkezine oturdu?

Dün alkışladığınız belediye başkanları bugün neden kendi arkadaşları tarafından hedef alınıyor?

Bu soruların cevabını vermeden her tartışmayı “saray” başlığı altında toplamak siyaseten kolay olabilir ama ikna edici değildir.

Çünkü vatandaş artık slogan değil, açıklama istiyor.

Suçlama değil, delil görmek istiyor.

Hamasi nutuk değil, tutarlılık görmek istiyor.

Daha da önemlisi;

Vatandaş kendi koltuğunu kurtarmak için demokrasi söylemine sığınanlarla, gerçekten demokrasi için mücadele edenleri birbirinden ayırabiliyor.

Türkiye’de siyaset uzun yıllardır Recep Tayyip Erdoğan karşıtlığı üzerine kurulmaya çalışılıyor.

Ancak yalnızca bir kişiye duyulan öfke üzerine inşa edilen siyasi dilin kalıcı başarı getirmediği defalarca görüldü.

Çünkü millet bir süre sonra şu soruyu soruyor:

“Peki Erdoğan gitsin de yerine ne gelsin?”

Bu soruya güçlü bir cevap veremeyenlerin sürekli aynı düşman figürü üzerinden siyaset üretmesi toplumda karşılık bulmuyor.

Sokak çağrıları…

Öfke dili…

Kutuplaştırıcı söylemler…

Sürekli tehdit ve kriz senaryoları…

Bunlar kısa vadede taraftarları heyecanlandırabilir.

Fakat uzun vadede güven üretmez.

Güven kaybolduğunda ise en güçlü sloganlar bile etkisini yitirir.

Bugün muhalefetin önündeki temel sorun da budur.

Toplumun önemli bir bölümü artık kimin kimi suçladığından çok, kimin doğruyu söylediğini merak ediyor.

Kimin bağırdığına değil, kimin tutarlı olduğuna bakıyor.

Kimin nefret ürettiğine değil, kimin çözüm ürettiğini görmek istiyor.

Siyaset sürekli bir düşman arayışı üzerine kurulamaz.

Bir ülkenin geleceği nefretle değil projeyle, öfkeyle değil akılla, sloganla değil güvenle inşa edilir.

Aksi halde her tartışmanın sonunda aynı kelimeyi tekrar etmekten başka bir şey kalmaz:

“Saray…”

Ve vatandaş da haklı olarak sorar:

“Nereye kadar?”

Hakkı Balcı/TİMETÜRK

Etiketler:
Hakkı Balcı
Hakkı Balcı

Köşe Yazarı