Küresel olarak tufandan tsunamiye doğru bir geçiş, kayış ve gidiş var. 7 Ekim 2023 tarihi itibarıyla Aksa Tufanı patlak verdi. Ardından iki yıl sonra ise bu tufan tsunamiye dönüşme eğilimi kazandı. Bu da İsrail'in yakında zevali anlamına geliyor. İsrailli avukat Daniel Seidman adeta felaket tellalı gibi konuşuyor. Temelsiz de değil. Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. .Bu bir kehanet değil veriler ışığında vakıayı okumaktır. Akil adam akıbeti gören ve okuyan adamdır. İsrailli avukat, küresel desteğin çökmesinden sonra İsrail'i vuracak bir tsunami öngörüyor! Bu yeni bir Nuh tufanı ve dünyanın yeni bir miladı olmaya adaydır. Al Arabiya Kanalının haberine göre İsrailli avukat Daniel Seidman, Gazze'deki soykırım sonucu İsrail'e küresel desteğin azaldığını hatta çökme aşamasına ve eşiğine geldiğini hatırlatıyor. Bunun nedenlerinden birisi de orantısız güç kullanımı ve sergilenen vahşettir. Söz konusu avukat Gazze Şeridinin Hiroşima ve Alman Dresden şehirlerine benzediğini ve kavrulmuş topraklar haline geldiğini bunun da İsrail'i bir tsunami ile karşı karşıya getireceğini öngörüyor. Bu çökme bizzat İsrail'i destekleyen kitlelerde de hissediliyor ve görülüyor. Bunun çetelesini de İsrail'in eski başbakanlarından Ehud Barak tutuyor. Ehud Barak dünyadaki genç kuşakların İsrail'e düşman bellediklerini vurguluyor. Hatta Yahudi asıllı olanlarda bile büyük şüpheler ve kaymalar belirdiğini ifade ediyor. Bu da İsrail'i destekleme konusunda onları tutuk hale getirecektir. Bu da er geç tabandan yoksun İsrail'i yele verecektir.
Z kuşağı olarak anılan kesimler apolitik olsalar da hızlı bir biçimde Netanyahu ve siyasetinden el etek çekiyor ve uzaklaşıyorlar. Onlarınki siyasi bir tutum değil ontolojik bir tutumdur. ABD'de yapılan kamuoyu yoklamalarında Demokrat Partiyi destekleyen gençlerin büyük çoğunlukta İsrail politikalarına yabancılaştıkları ve karşı çıktıkları ifade ediliyor. Buna mukabil cumhuriyetçi kesimlerde ve gençlik örgütlenmeleri içinde de Filistinliler lehine kaymalar yaşanıyor. Burada belirleyici olan ideolojik ve ezber tutumlardan ziyade adalet temelli arayışlar olmalıdır.
Bu açıdan Gazze olayları üzerinden dünya Yahudilerinin bile İsrail karşısında sıdklarının sıyrıldığını ve müstakil tutum ve davranma arayışı içine girdiklerini söyleyebiliriz. İçlerinde dini anlayış yerine vicdani yaklaşımı benimseyenler artıyor. Bu da İsrail'e yabancılaşma ve ondan kopuş anlamına geliyor.
Sonuç olarak, İsrail anlayışının egemen olduğu bir dünyada kimse geleceğinden emin olamaz. Yahudi olsa bile. Denildiği gibi, barış ile Netanyahu bir araya gelemeyecek iki zıttır. Varlıkları sadece felaket üretir.