Başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere bazı muhalefet belediyeleri hakkında yolsuzluk, irtikâp, rüşvet ve ihaleye fesat karıştırma gibi çok ağır iddialar gündemin ilk sıralarında yer alıyor. Bu iddiaların yargı sürecinde nasıl sonuçlanacağını mahkemeler belirleyecek. Hiç kimse hakkında peşin hüküm vermek doğru değildir. Ancak şu da bir gerçektir ki; bu iddiaların siyasette iktidarın elini güçlendirdiğini söylemek yanlış olmaz. Fakat burada iktidarın da görmesi gereken çok önemli bir hakikat var. Muhalefetin yaptığı hatalar, iktidarın eksiklerini sonsuza kadar örtemez. Bir siyasi parti, rakibinin yanlışları üzerine siyaset inşa ederek uzun yıllar ayakta kalamaz. Asıl kalıcılığı sağlayan; vatandaşın cebine, mutfağına ve geleceğine dokunabilmektir. Bugün Türkiye’nin en büyük gündemi siyaset koridorlarında konuşulan dosyalar değil, evlerde yapılan hesap makinesidir. Asgari ücretle geçinmeye çalışan milyonlar… Yıllarca çalışıp emekli olmuş, aldığı maaşla ayın ortasını göremeyen insanlar… Artık küçük şehirlerde bile 15 bin liradan başlayan kiralar… Elektrik, su, doğal gaz, telefon, ulaşım derken daha maaşın önemli bir kısmı cebinize girmeden eriyip gidiyor. Dişi ağrısa; bir dişini çektirecek para kalmıyor insanlarda… Yeni bir ayakkabı almak, bir çocuğa istediği kıyafeti alabilmek, hatta bazen birkaç çift çorap almak bile hesap yapılacak hale gelmiş durumda. Bunlar muhalefetin propagandası değil… Bunlar sokağın konuştuğu gerçeklerdir. Elbette AK Parti’nin son yirmi yılda ülkeye kazandırdığı çok önemli eserler vardır. Ulaşımda, savunma sanayiinde, sağlıkta, enerji yatırımlarında ve dış politikada Türkiye’nin bölgesel ağırlığını artıran önemli adımlar atılmıştır. Bunları görmezden gelmek de doğru olmaz. Ancak vatandaş geçmişte yapılan hizmetlerle değil, bugün yaşadığı hayatla karar verir. Mutfaktaki yangın büyüdüğünde, geçmişte yapılan yollar, köprüler ve büyük projeler tek başına seçmenin öfkesini dindirmeye yetmeyebilir. Son günlerde bazı kamuoyu araştırmaları AK Parti’nin oylarında kısmi bir toparlanma olduğunu gösteriyor. Anketler değerlidir. Ama sokak daha değerlidir. Ben yıllardır halkın içinde yaşayan, her gün farklı kesimlerden insanlarla konuşan bir gazeteci olarak şunu görüyorum: İnsanlar yorgun… İnsanlar geçim derdinden bunalmış… Ve en önemlisi insanlar öfkeli. Bu öfke, bir siyasi partiye duyulan ideolojik tepkinin ötesinde; hayat pahalığının oluşturduğu bir kırgınlıktır. İktidarın önünde hâlâ önemli bir fırsat bulunuyor. Bu fırsat, rakibinin hatalarına güvenmek değildir. Enflasyonu kalıcı şekilde düşürmek… Faiz sarmalından çıkmak… Gelir dağılımındaki adaletsizliği azaltmak… Asgari ücretliyi ve emekliyi gerçekten rahatlatacak adımlar atmak… İşte seçmenin beklediği budur. Çünkü vatandaş artık slogan değil, sonuç görmek istiyor. Muhalefetin yanlışları iktidara nefes aldırabilir. Ama milletin boşalan cüzdanını dolduramaz. Ve unutulmamalıdır ki; Sandıkta son sözü ne televizyon tartışmaları söyler, ne sosyal medya. Son sözü, ay sonunu getiremeyen vatandaş söyler.
Hakkı Balcı/TİMETÜRK