Dolar

44,0642

Euro

51,0976

Altın

7.217,72

Bist

12.702,00

Ortadoğu'da din, savaş ve istihbarat

21 Saat Önce Güncellendi

2026-03-09 00:13:26

Prof. Dr. Mehmet Şahin

Bugün yaygın olarak kullanılan coğrafya terimleri, Londra merkezli sömürgeci bir dünya görüşünün ürünleridir. Londra'ya göre "Ortadoğu", temelde İtalya'nın hemen ötesindeki Asya kıtasıdır. "Uzak Doğu" ise Çin/Japonya gibi Asya ülkeleridir. Londra'ya göre "Batı" Amerika kıtasıdır.

Çatışmalar ve Savaşlar

Kıtaların kavşak noktasındaki Ortadoğu, imparatorluklar, dinler ve ideolojiler için bir savaş alanı olmuştur. Ortadoğu'da yüzyıllardır savaşlar ve çatışmalar yaşanmaktadır. Bu nedenle Ortadoğu sınırlar sürekli değişmiştir. Çatışmalar ve savaşlarla milyonlarca insanın yaşamını yitirmiştir.

Ortadoğu'daki çatışmaların ve savaşların bilinen tarihi Babilliler ile başlar, Persler, Yunanlılar ve Romalılar gibi güçlü imparatorluklarla devam eder. Antik çağdan beri Ortadoğu coğrafyasında doğan, yükselen ve düşen imparatorluklar, uygarlıklar, milletler çoktur.

Babilliler, Persler, Yunanlılar ve Romalılar gibi güçlü uygarlıklar, bölge üzerindeki kontrol için mücadele ettikleri için sınırları sürekli değişikliğe uğramıştır. Çatışma ve savaşların doğal sonucu olarak fetihçilerin işgali ve asimilasyonu, kendi kültürünü hâkim hale getirme çabası olmuştur. Bu eski imparatorlukların değişen sınırları, modern jeopolitik rekabetlerin ve toprak anlaşmazlıklarının temelini oluşturduğunu söylemek yanlış olmaz.

Çatışma Kaynağı Olarak Din

Din, Ortadoğu'daki çatışma ve savaşların kaynağı ve sınırları şekillendirme sürecinde birincil rol oynamıştır. Kutsal kitaplarda adı geçen peygamberlerin hemen hemen hepsinin bu bölgede yaşamış olması, verdikleri mücadele alanlarının bu bölgede yer alması da Ortadoğu coğrafyasında din unsurunun rolünü ortaya koymaktadır.

Ortadoğu'daki inançların temelini İbrahimi dinlerden olan Yahudi, Hıristiyan ve İslam dini oluşturmaktadır. Kadim inançlardan Zerdüşt ve Mâni inançlarının özellikle İran'da ne kadar etkili olduğunu bilmiyorum. Tüm bu durumlar Ortadoğu bölgesi göz önüne alındığında “Din, tarih boyunca savaşları meşrulaştırmak, halkı motive etmek ve siyasi ve ekonomik hedefleri kutsal bir amaca dönüştürmek için kullanılan güçlü bir araç olmuştur” teorisi teyit edilmektedir.

Çatışma Kaynağı olarak Mezhep Çatışmaları

En yakından bildiğimiz gibi yedinci yüzyılda İslam'ın yükselişe geçmesi ile birlikte Müslüman ordular bölgeye hâkim olarak halifelik kurmuşlardır. Böylece bölgede İslam medeniyeti hâkim olmaya başlamıştır.

Ortadoğu'nun antik dönemden beri devam eden çatışma ve savaş mirasının etkisinden olsa gerek İslam'ın ilk günlerine dayanan Sünni-Şii ayrımı ortaya çıkmaya başladı ve sonunda çatışmaya dönüştü. Tarihi kaynaklar net bir rakam vermese de bu ilk Sünni-Şii çatışmasında ölen Müslümanların sayısının 70.000'den fazla olduğu genel kabuldür.

Sünni-Şii ayrımı ile ortaya çıkan bu çatışma modeli, daha sonraki dönemlerde çeşitli ülkelerde sürekli olarak meydana gelen ve her defasında savaşlara bile yol açan, aynı dinden binlerce inananın birbirini öldürdüğü bir çatışma ve savaş kaynağını oluşturdu.

Ülkemizde geçmişte meydana gelen Alevi-Sünni ayrımına dayalı çatışma ve şiddet olaylarından tutun da bugün Ortadoğu'nun tam merkezi olan İran, Irak, Suriye, Yemen gibi ülkelerde meydana gelen çatışmaların ve kayıpların temeli de bu çatışma modeline dayanmaktadır.

Ortadoğu'da Sömürgeciler

Osmanlı İmparatorluğu'nun zayıflaması Ortadoğu'da Avrupa sömürge güçlerinin harekete geçirdi. Bilindiği gibi İngiltere ve Fransa, Sykes-Picot Anlaşması (1916) ile bölgeyi keyfi biçimde paylaştı. Bu paylaşımı yaparken bölgede çok belirleyici olan etnik yapı, dini ve kabile gerçeklerini göz ardı ettiler.

İngiltere ve Fransa, Sykes-Picot Anlaşması ile yapay uluslar yaratma ve milliyetçi hareketleri körükleme taktiğini uygulamaya koydular. Böylece hem Osmanlının çöküşünü hızlandırdılar hem de daha sonraki Ortadoğu'daki çatışmaların ve savaşların tohumlarını ekmiş oldular.

Ortadoğu, Soğuk Savaş yıllarında ise ABD ve Sovyetler Birliği süper güçlerinin nüfuz ve kontrol için mücadele ettiği, güç rekabetinin sergilendiği bir alan haline geldi. İran-Irak Savaşı ve Afganistan işgali, bu rekabetin somut örnekleri oldu. Bu işgal ve savaşlarda tamamen istikrarsızlaştırılan gölgede istikrarsızlaştırma aracı olarak yine din kullanıldı. Din, etnik yapılar ile birlikte mezhep çatışmaları sona ermiş değil.

Ortadoğu'daki istikrarsızlıktan en fazla zarar gören ülke olarak Türkiye'nin bölgede istikrarı sağlama mücadelesi boşuna değil. Londra merkezli sömürgeci bir dünya görüşünün bölgedeki etnik yapılar ve mezhep çatışmaları temeline dayalı planlarının devam ediyor olması ayrıca tahlil edilmesi gereken bir konu olarak durmaktadır.

Ortadoğu'da 1948 yılında İsrail Devleti'nin kurulması, Arap-İsrail çatışması, hala devam eden İsrail- Filistin savaşı Ortadoğu'daki sömürgeci bir dünya görüşünün sonucundan başka bir şey değildir.

Ortadoğu'da ABD ve İsrail

21. yüzyılda Ortadoğu'da bölgede İngiltere ve Fransa hala önemli rol oynasa da başrolü çok uzaklarda nerdeyse tek kalmış sömürgeci bir dünya görüşünün temsilcisi ABD var. Kendi askerleri yerine taşeron kullanan ABD, içinde bulunduğumuz dijital çağda dijital teknolojiyi de kullanarak hem Ortadoğu'yu sömürge haline getirmek hem de Çağdaş İngiliz-Yahudi Medeniyetinin temsilcisi olan İsrail'i Ortadoğu'nun hâkimi yapmak için tüm imkânlarını kullanmaktadır.

Çok ilginç ve açıklaması zor olan bir durum var. Bugünlerde İran'a savaş ilan eden ve saldıran ABD ve İsrail'in kullandığı İbrahim Anlaşması ve Vaadedilmiş Topraklar kavramları da temelini dinden almaktadır. Diğer yandan, ABD ve İsrail'in saldırısına uğrayan İran da benzer şekilde İmamet gereği dünyada adaleti sağlamak için kıyamete yakın döneceğine inanılan Muhammed el-Mehdi'nin gelişini beklemektedir.

Ortadoğu'da İstihbarat Oyunları

Ortadoğu'da Lawrence benzeri Misyonerler sömürgecilerin ve özellikle ABD'nin birer uzantısı olarak önemli roller üstlenmişlerdir. İçinde bulunduğumuz zaman diliminde sadece misyonerler değil kilise liderleri de CIA iş birlikleri kurdukları, CIA ve misyoner iş birliği oluşturdukları bir gerçektir. Bu işbirliğine MOSSAD da entegre olunca özellikle Ortadoğu'da olup biten olayların arkaplanında istihbarat oyunlarının rolü öne çıkmaktadır. ABD, İsrail ve İran savaşında olduğu gibi İran yönetimini temsil eden 48 kişinin hep birlikte öldürülmesi bölgedeki istihbarat örgütlerinin rolünü açıkça ortaya koymaktadır.

Bugün istihbarat çalışmaları ile Ortadoğu'da, terörizm, mezhepçilik kullanılarak oluşturulan ortam, dış müdahale zeminini oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu istihbarat oyunları, Ortadoğu'da yaşayan farklı etnik yapıdan, kabile ve mezhepten insanların biraz düşünme ve eğitimle anlayacakları bir konu aslında. Sonuçta zorlukla boğuşan, istikrarsız ve karmaşık bir bölgede yaşamaya devam edenler de onlar.

Artık sömürgeciler Ortadoğu'yu gölge aktörler kullanarak sömürge haline getirmek istiyorlar. Sömürgecilerin gölge aktörleri olarak din, istihbarat ve nihayet savaş kullanılmaktadır. Önceki zamanlarda din, savaşın meşruiyeti ve motivasyonu için kullanırken yeni paradigmada din sömürgecilerin ve istihbarat oyunlarının baş aktörü haline gelmiştir.

Sorun ne?

Ortadoğu'da yeni bir şey yok. Yine çatışma yine savaş! İstikrarsızlık ve güvensizlik. Kimse kimseye güvenemiyor. Bugün Ortadoğu'da Müslüman ülkeler var. Sorun ne?

İslam dinin kurallarını, kendisine göre, işine geldiği gibi, siyasi hedefleri doğrultusunda yorumlarsınız!

Müslümanım deyip İslam'ın hilafına olarak çalışanını, işçisini asgari ücretli gösterip kendisi lüks hayat yaşayan, jeeplere binen sözde Müslüman patronlar yaygınlaşırsa!

Komşuları açlık çekerken, sadece kendi tarikatına, kliğine, cemaatine yardım eden, himmet veren babalar, dedeler makbul görülür, itibarlı sayılırsa!

“Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların emin olduğu kişidir” hadisine rağmen, birbirine güvenmeyenler sözde Müslümanlar çoğalıyorsa!

Velhasıl-ı kelam hal bu ise!

“Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah'tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.” (Raad: 11)

Prof. Dr. Mehmet Şahin/TİMETÜRK

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Adana'da gökyüzünden yanan cisim düştü

Haber Ara