$

Dolar

48,2580

Euro

56,3355

£

Sterlin

65,7970

Frank

60,0149

Gram Altın

7.123,2500

Bitcoin

3.856.503

$

Dolar

48,2580

Euro

56,3355

£

Sterlin

65,7970

Frank

60,0149

Gram Altın

7.123,2500

Bitcoin

3.856.503

Makale 28.08.2026 6 dk okuma

Londra yedekleniyor mu? Nükleer korku…

Paylaş:

Ağustos 2026 itibarıyla Rusya-Batı hattında art arda yaşanan gelişmeler, tek başına ele alındığında sıradan görünen üç farklı İngiltere haberini yeniden okumamızı gerektiriyor.

Üç Ayrı Gelişme, Üç Resmi Açıklama ve Sayın Fidan’ın Uyarısı

Birincisi, İngiltere’nin yeni Başbakanı Andy Burnham, göreve geldiği ilk haftada Manchester'da "No. 10 North" adını verdiği bir hükümet üssü açtı. Resmi gerekçe, ekonomik karar alma sürecinin on yıllardır Londra'da yoğunlaşmasına son vermek ve kuzey İngiltere'yi güçlendirmek. Muhalefet lideri Kemi Badenoch bunu "göstermelik" olarak nitelendirse de hükümet Manchester'daki bu üssün haftalık olarak kullanılacağını ve şehir dışında kalıcı bir kampüs inşa edileceğini duyurdu.

İkincisi, Kral III. Charles ve Kraliçe Camilla, tadilatı tamamlanan Buckingham Sarayı'nı kişisel ikametgâh olarak kullanmayacaklarını resmen açıkladı. Sarayın törensel merkez ve idari karargâh olarak kalacağı, ailenin ise Clarence House'ta ve Windsor'daki Forest Lodge'da ikamet etmeye devam edeceği belirtildi. Resmi gerekçe ise halka açık alanların genişletilmesi ve modern bir yaşam tarzı tercihi olarak açıklandı.

Üçüncüsü ise Rusya'nın Londra Büyükelçisi Andrey Kelin, yedi yılı aşkın süredir sürdürdüğü görevinden 21 Temmuz'da sessizce ayrıldı ve yerine yeni bir isim atanması olmadı. Büyükelçilik şu an maslahatgüzar seviyesinde yönetiliyor. Moskova'nın resmi gerekçesi, İngiltere'nin Ukrayna'ya saldırı dronu tedarik etmesine yönelik bir protesto ve "Londra'nın tercih ettiği tırmanma siyasetine" tepki olarak duyurdu.

Tüm bunlara paralel olarak CIA Başkanı John Ratcliffe, 25-26 Ağustos'ta Moskova'ya habersiz ve nadir görülen bir ziyaret gerçekleştirdi. Kremlin ziyareti "istihbarat muhataplarıyla görüşme" olarak doğruladı. Trump, gazetecilerin bu ziyaretin Rusya'yı bir NATO ülkesine saldırı konusunda uyarmak amacı taşıyıp taşımadığı sorusuna, ziyaretin "yarı rutin" olduğunu ve böyle bir uyarı amacı taşımadığını söyledi. Aynı günlerde Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff'un da Ukrayna savaşına dair müzakereler kapsamında Moskova temasını sürdürmesi bekleniyordu. Bu üst düzey trafiğin arka planında, Ağustos ayı boyunca Avrupa'da art arda yaşanan sabotaj vakaları da dikkat çekiyor, Bulgaristan'da bir silah fabrikasında patlama, İtalya'da bir mühimmat tesisinde yangın, Hollanda'da petrokimya tesislerini etkileyen büyük çaplı bir elektrik kesintisi ve Fransa'nın maruz kaldığını açıkladığı bir siber saldırı, bu listeye eklenebilir.

Dışişleri Bakanı Fidan'ın Uyarısı

Bu tabloyu tamamlayan bir diğer unsur, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Anadolu Ajansı Editör Masası'nda dile getirdiği değerlendirme oldu. Fidan, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşta sahada sınırlı ilerleme kaydedebildiğini belirterek, sahadaki tıkanıklığın Moskova'yı "son çare" olarak nitelendirilen daha üst düzey bir araca -nükleer seçeneğe- yöneltebileceği ihtimaline dikkat çekti. Fidan, bu konunun Rusya'ya yaptığı ziyaret sırasında muhataplarınca da örtülü biçimde gündeme getirildiğini, bunun Batılı muhataplarca da bilindiğini ve söz konusu ihtimalin "bir şaka olmadığını" vurguladı.

Tesadüf mü, Tedbir mi?

Buraya kadar aktarılan dört gelişmenin her biri, kendi resmi gerekçesiyle açıklanabilir ve nitekim öyle de oldu. Ancak resmi açıklamaların bir hükümetin veya kurumun attığı adımın gerçek motivasyonunu her zaman birebir yansıtması gerekmiyor. Diplomasi ve devlet yönetimi tarihinde, kamuoyuna sunulan gerekçe ile arka plandaki hesaplaşmanın örtüşmediği sayısız örnek var. Bu çerçeveden bakıldığında, dört gelişmenin zamanlamasının çakışması, ihtiyatlı bir okumayı hak ediyor.

Manchester'da açılan "No. 10 North", ekonomik yerelleşme söylemiyle sunulsa da sonuçta İngiltere'nin siyasi karar alma kapasitesinin başkent dışında da işleyebileceğini gösteren fiili bir altyapı kurmuş oldu. Buckingham Sarayı'nın kişisel ikametgâh olmaktan çıkarılması da kraliyet ailesinin Londra merkezli tek bir noktada yoğunlaşmasını fiilen sonlandırdı. Bu iki adımın, "yerelleşme" ve "modernleşme" gerekçeleriyle örtülü olsa da İngiltere'nin siyasi ve sembolik ağırlık merkezlerini coğrafi olarak dağıtan bir sonuç doğurduğu bir gerçek. Rus büyükelçinin sessizce çekilmesi ve yerine kimsenin atanmaması ise Londra-Moskova hattındaki diplomatik kanalın fiilen daraldığının somut bir göstergesi.

Bu tablo, CIA Başkanı'nın nadiren gerçekleşen Moskova ziyareti, Witkoff'un süregelen temasları, Avrupa genelindeki sabotaj dalgası ve Fidan'ın nükleer risk konusundaki açık uyarısıyla yan yana konduğunda, akla şu soruyu getiriyor; İngiltere, resmi söyleminde dile getirmediği bir ihtimale Londra'yı doğrudan hedef alabilecek bir kriz senaryosuna karşı, siyasi ve sembolik kurumlarını sessizce yedekliyor olabilir mi? Elimizde bunu kanıtlayacak doğrudan bir belge veya resmi itiraf yok. Ne Downing Street ne de Buckingham Sarayı böyle bir bağlantı kurdu, aksine her ikisi de tamamen farklı gerekçeler sundu. Ancak zamanlamanın çakışması ve Fidan'ın işaret ettiği nükleer risk ihtimalinin masada tutulduğu bir dönemde, Manchester'daki yeni hükümet üssünün ve kraliyetin Londra dışına yayılan ikamet düzeninin, en azından ihtiyaten bir "alternatif güvenlik ve yönetim merkezi" işlevi görebileceği ihtimalini gözden kaçırmamak gerekiyor. Nitekim tarih, kriz dönemlerinde başkentlerin yedeklenmesinin II. Dünya Savaşı'nda Londra'nın kendisinin yer altı sığınaklarına taşınan hükümet fonksiyonlarından, Soğuk Savaş döneminin "gölge hükümet" planlarına kadar yeni bir uygulama olmadığını da gösteriyor.

Sonuç olarak, bu dört gelişmeyi birbirinden bağımsız okumak mümkün. Ama art arda gelen bu tabloyu, yükselen nükleer risk söylemiyle birlikte değerlendirmek, İngiltere'nin belki de bilinçli olarak sessiz kalınan bir ihtiyat refleksiyle Londra merkezli kırılganlığını azaltma yoluna girmiş olabileceği ihtimalini de gündemde tutuyor.

Tayfun Kaan Gündüz/TİMETÜRK

 

 

 

 

Etiketler: