Fas'ın Geleceği İstikrarın Kurumsal Temeli
Bu seride şimdiye kadar Fas'ın Afrika ile Avrupa arasındaki jeostratejik konumunu, bankacılık ve sanayideki kıta liderliğini ve Sebte krizinde sınanan kraliyet iradesini ele aldık. Serinin bu son yazısında ise soruyu ileriye taşıyoruz: Bu istikrar sürdürülebilir mi, yoksa tek bir kişinin ömrüyle mi sınırlı? Yanıt hem güncel gelişmelerde hem de Fas'ın anayasal yapısının kendisinde saklı.
Batı Sahra Özerklik Planı'nın Uluslararası Zaferi
Fas'ın elli yıldır süren en öncelikli dış politika hedefi olan Batı Sahra meselesinde, kraliyetin ısrarlı diplomasisi son bir yılda somut karşılık buldu. BM Güvenlik Konseyi, 2025 sonunda 15 üyeden 11'inin oyuyla 2797 sayılı kararı kabul ederek Fas'ın sunduğu özerklik planını bölgedeki elli yıllık ihtilafın çözümü için resmî müzakere zemini olarak tanıdı. Rusya, Çin ve Pakistan çekimser kalırken Cezayir oylamaya katılmadı. Bu, Fas'ın Batı Sahra'daki egemenlik iddiasına bugüne kadar verilen en güçlü uluslararası destek olarak değerlendiriliyor. Temmuz 2026'da ABD Başkanı Trump, Kral VI. Muhammed'e tahta çıkış yıl dönümü dolayısıyla gönderdiği mesajda bu desteği bir kez daha yineledi ve özerklik planını adil ve kalıcı çözümün tek temeli olarak nitelendirdi. Yarım asırlık bir meselede kaydedilen bu mesafe, kraliyetin tek bir konu üzerinde kesintisiz sürdürdüğü diplomatik ısrarın somut karşılığı.
Atlantik Afrika İnisiyatifi Sahel'in Yeni Kapısı
Kral VI. Muhammed'in 2023'te başlattığı Atlantik Girişimi, Mali, Nijer, Burkina Faso ve Çad gibi denize kıyısı olmayan Sahel ülkelerine Fas limanları üzerinden Atlantik Okyanusu'na erişim sağlamayı hedefliyor. Girişimin temel taşı, 1,3 milyar dolarlık Dakhla Atlantic Limanı. 2028'de tamamlanması planlanan liman, Sahel ülkelerini küresel ticarete bağlayacak. Ekonomik Batı Afrika Devletleri Topluluğu'ndan (ECOWAS) ayrılan ve Rusya ile ilişkilerini güçlendiren Sahel Devletleri İttifakı (AES) ülkeleri, bu girişime sarılmakta gecikmedi. Mali, Temmuz 2026'da girişime bağlılığını bir kez daha teyit etti. Bu inisiyatif, önceki yazımızda ele alınan Nijerya-Fas Atlantik Gaz Boru Hattı ile birlikte okunduğunda, Fas'ın yalnızca Afrika-Avrupa arasında değil, artık Atlantik Afrika'nın tamamında bir kapı ve entegrasyon merkezi olma iddiasını taçlandırıyor.
2030 Dünya Kupası Görünürlük ve Altyapı Sıçraması
İspanya ve Portekiz ile ortak ev sahipliği yapacağı 2030 Dünya Kupası, Fas için hem bir vitrin hem de bir altyapı sıçrama tahtası. Hükümet turnuva öncesinde ulaşım ve kent altyapısına 20 milyar doları aşan kaynak ayırdı. Bu yatırımın merkezinde, tamamlandığında dünyanın en büyük futbol stadyumu unvanını alacak 115 bin kişilik Grand Stade Hassan II var. 2022 Katar Dünya Kupası'nda yarı finale çıkan ilk Afrika ülkesi olan, 2026'da da çeyrek finale yükselen Fas için bu turnuva, sporun kraliyetin uluslararası imaj ve altyapı stratejisinin doğal bir uzantısı hâline geldiğini gösteriyor.
Veraset ve Sürekliliğin Güvencesi
İstikrarın sürdürülebilirliği sorusuna en somut yanıt, Ocak 2026'da Rabat'ta düzenlenen Afrika Uluslar Kupası açılışında geldi. Veliaht Prens Mevlana Hassan, sembolik açılış vuruşunu yaparak 360 yıllık Alevî Hanedanı tarihinde bir veliahdın kamuoyu önünde üstlendiği en görünür rollerden birini gerçekleştirdi. Şiddetli yağmur altında şemsiyesini reddedip stadı dört bir yandan selamlayan genç prensin bu çıkışı, yalnızca sportif değil, açıkça siyasi ve toplumsal bir mesaj olarak okundu. İstikrar, tek bir kişinin ömrüne değil, kuruma bağlı. Bu görünürlük artışı, kraliyetin nesiller arası sürekliliği kamuoyuna somut biçimde göstermeyi hedeflediğinin bir işareti.
Anayasal Monarşinin Güç Merkezi Kurumsal Zemin
Serinin önceki iki yazısında anlatılan tüm başarıların tesadüf değil, tasarım olduğunun en somut kanıtı, 2011 Anayasası'nın kralı yalnızca sembolik değil fiilen en güçlü karar organı yapan maddelerinde yatıyor. Anayasaya göre kral, hem Emîrü'l-Müminîn (Müminlerin Emiri) sıfatıyla dinin hem de devletin en yüce temsilcisi ve kurumlar arasındaki en üst hakem, hükümet başkanını atar ve bakanları görevden alabilir, Bakanlar Kurulu'na başkanlık eder, parlamentoyu feshedebilir, ordunun başkomutanıdır, Yüksek Güvenlik Konseyi'ne başkanlık eder, büyükelçileri atar ve uluslararası anlaşmaları imzalar, Yargı Konseyi'nin başındadır ve olağanüstü hal ilan etme yetkisine sahiptir. Bu geniş yetki çerçevesi, Faslıların 'Mahzen' olarak adlandırdığı, kraliyetin etrafında şekillenen ve hükümetler üstü kalıcılığa sahip devlet çekirdeğiyle birlikte işliyor. Sonuç olarak, seçimle gelen hükümetler değişse de büyük stratejik kararlar -Tanger Med'den Batı Sahra diplomasisine, Atlantik Girişimi'nden Sebte krizi yönetimine kadar- hep aynı kurumsal merkezden çıkıyor.
Üç yazı boyunca izlediğimiz hikâye tek bir noktada birleşiyor; Fas'ın son yirmi beş yılda kat ettiği mesafe -Afrika-Avrupa kapısı olma vasfı, bankacılık ve sanayideki kıta liderliği, kriz anlarındaki tutarlılığı ve şimdi de Batı Sahra'daki diplomatik zaferi, Atlantik Afrika vizyonu ve 2030 Dünya Kupası'yla taçlanan uluslararası görünürlüğü- hepsi aynı kurumsal kaynaktan besleniyor; anayasal olarak güçlendirilmiş, hükümet değişikliklerinden bağımsız ve şimdi veraset güvencesiyle de sürekliliği teyit edilmiş bir kraliyet merkezi. Fas örneği, tek merkezli ama reform yönelimli istikrarlı bir liderliğin hem bugünün kalkınma sınavını hem de yarının sürdürülebilirlik sorusunu aynı anda nasıl cevaplayabileceğinin nadir ve öğretici bir vaka analizini sunuyor.
Tayfun Kaan Gündüz/TİMETÜRK