$

Dolar

48,3162

Euro

56,3855

£

Sterlin

65,5954

Frank

59,8633

Gram Altın

6.948,5200

Bitcoin

3.937.142

$

Dolar

48,3162

Euro

56,3855

£

Sterlin

65,5954

Frank

59,8633

Gram Altın

6.948,5200

Bitcoin

3.937.142

Makale 04.09.2026 4 dk okuma

"Lideri Korumak mı, Hakikati Korumak mı"

Paylaş:

Lideri korumak mı, hakikati korumak mı? Bu soru tuzak bir soru da olabilir, hakikatli bir soru da olabilir.
Peki, hakikatten daha önemli bir hakikat; hatta önemli bir hakikatten daha önemli bir hakikat olabilir mi? Ya da liderin önemli bir icraatından daha önemli bir icraatı veya o lider olmadan gerçekleşmeyecek hayırlı bir eylemi söz konusu olursa tercih durumu değişir mi? 
Hayat bizi burada da bir tasnif (sınıflandırma) mecburiyetine tabi tutuyor. Kaderimiz seçtiklerimize göre hızlı ya da yavaş, iyi ya da kötü şekilleniyor. Bu durum cüz'i irademizin önemini gösterirken, irademizi bu tasnifte nasıl kullandığımız sadece günlük pozisyonumuzu değil, kalitemizi de ortaya koyuyor.
Akıllı kişi, sadece iyi ile kötüyü ayırt eden değil; iki iyi seçenekle karşılaştığında hangisinin daha iyi olduğunu, iki kötü arasında ise hangisinin daha az kötü olduğunu tespit edip seçendir. Akıl versiyonlarını çoğalttığımızda; daha az kötü seçenekler üretebilmek adına konumumuzu değiştirebilir ve akıl sayısını artırabiliriz. Yani ortak aklı farklı bakış açılarıyla beslersek, düşündüğümüzden daha iyi seçenekler ya da daha az kötü alternatifler üretebiliriz.
Şimdi meseleyi açıklığa kavuşturmak için bunların yeterli olmadığını, daha büyük çıkmazların bulunduğunu söylediğimde iş biraz daha giriftleşecek.
Lider hakkındaki katî bilgilerin yanına, belki yöneticilerin bizden saklaması gereken ya da arka planına vâkıf olamadığımız konularda hakikati sorgularken çıkmazlar çoğalıyor. Liderin hakikatten daha elzem ve acil bir pozisyon alması gerektiği, iyilikten önce kötülüğü savuşturmanın önceliğini bilerek bir icraat yapacağını ve bizim de bu icraat karşısındaki pozisyonumuzu kimin yanında, hangi iştiyak ve tedbirlerle almamız gerektiğini düşününce karmaşa büyüyor.
İşte tam da bu kadar ince bakılması gereken ve zor durumlar sebebiyle, ahalinin umumi işleriyle uğraşan istişare kurullarının her bir üyesinde fetanet, feraset, basiret ve hikmet aranır. Bunları barındıran kişiler, bilmediği mevzulardaki açıkları ne kadar hüsnüzan ne kadar suizanla yaklaşacağına karar vererek kapatır; nihayetinde de desteğini ya da reddiyesini ortaya koyar.
Bugün koca koca insanların (yazarların, entelektüellerin, hocaların, parti liderlerinin hatta kanaat önderlerinin) siyasi mülahazaları yanlış okuduğunu görebiliyoruz. Bunun iki nedeni olabilir: Ya ihanettir ya beceriksizlik. Beceriksizlik çoğunlukla egodan, bazen de olaylara tek boyutlu bakmaktan kaynaklanır. İyi niyetli olsa da aptal dost, akıllı düşmandan daha fazla zarar verebilir. İhanete gelecek olursak; hiçbir zehir, zehir olarak sunulmaz. Bal tasında ikram edilir ve ihanet tam da burada anlaşılmalıdır. 
Âlî (büyük, umumî) menfaati öncelememek, kendini düşünmek, fikrini çoğunluğa dayatmak; kadın, para, makam ve hevasını ilah edinenlerin zafiyeti ihanete girer. Böyle kimselerin düşüncelerinden ve kurduğu cemiyetlerden uzak durmak gerekir.
Liderin zaruren yaptığı küçük bir hatayı, iyi niyetle de olsa konuşulmaması gereken zamanda ve yerde konuşmak, sonra yapacağı hayırları engellemek olur. Hele dünya hâkimiyetinin zalimlerin elinde olduğu bugünlerde, "benden sonrası tufan olsun" diyerek engellenecek bir hayırda diretmek tam da ilmi siyasetin konusudur. O hayrı erteleyerek o makamda bulunmak, şeyhülislam kurullarının vacip hükmü bile vereceği bir duruma dayanabilir.
İşte burada liderin kötü bir icraatı veya beyanı, yarınki daha büyük hayırlar için tercih edilebilir. Tabii burada liderin geçmişte neler yaptığına, sonuçların hayrının şerrinden fazlalığına bakılır. Çok hata yapan birinde ısrar etmek doğru değildir. Ama çoğunluğun teveccühü çok hata yapan birinde toplanıyorsa ne yapılmalı? Bu, fetaneti, feraseti, basireti ve hikmeti eksik toplum demektir ki onlar da sıkıntıdan kurtulamaz ve hak ettikleri gibi yönetilirler.
Nitelik (kalite) arttıkça nicelik (sayı/miktar) düşer. Önemli kararlarda büyük çoğunlukların hakem kılınması, kararların kalitesini de düşürür. O sebeple önemli kararları alan heyetler özel seçilir. O toplantılarda hayırlı kararlara muhalefet edenler olsa bile, nitelikli çoğunluklar nitelikli kararlar alacaklardır.
Kısacası "lideri korumak mı, hakikati korumak mı" sorusu, içinde onlarca, yüzlerce tasnif barındıran ve ciddi bir ilmi müktesebat (bilgi birikimi) gerektiren bir mevzudur. Bu soruya direkt cevap verenler cahillerdir desek abartmış olmayız.
Selam ve Dua ile..
Fatih Çiçek/TİMETÜRK

Etiketler:
Fatih Çiçek
Fatih Çiçek

Köşe Yazarı