Dolar

42,9558

Euro

50,5750

Altın

5.966,09

Bist

11.261,52

Yusuf Kaplan: Peygambersiz din, “biter”

Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan bugünkü yazısında, İran yapımı olan 'Hz. Muhammed: Allah'ın elçisi' filmini eleştirdi.

10 Yıl Önce Güncellendi

2016-10-31 10:47:02

Yusuf Kaplan: Peygambersiz din, “biter”

İranlı yönetmen Mecid Mecîdî'nin filmi olan "Hz. Muhammed: Allah'ın elçisi", akîdevî, kültürel ve siyasî sonuçları bakımından çok tehlikeli büyük bir oluşumun kilometre taşlarından biri olduğunu ifade eden Kaplan, "Hz. Peygamber'in bir trilojiden oluşan bu filmden itibaren yavaş yavaş bir oyuncu tarafından canlandırılması akîdevî açıdan Hz. Peygamber'in konumunu sarsmayı, zamanla Hz. Peygamberi devre dışı bırakmayı hedefleyen hem İslâm'ı protestanlaştırma hem de Ehl-i Sünnet omurgayı çökertme projesinin bir parçası" olduğunu iddia etti.

İşte Yusuf Kaplan'ın bugünkü yazısından ilgili bölüm:

ÜÇ TEHLİKELİ ORYANTALİST PROJE

Oryantalistlerin İslâm dünyasında uygulanmak üzere son iki yüzyılda geliştirdikleri üç tehlikeli proje var:

1-Osmanlı'yı unutturmak
2-İslâm düşüncesinin Gazâli'yle bittiği masalını yaymak
3-Hz. Peygamber'in (sav) konumunu sarsmak.

Bu üçünün de buluştuğu çok önemli bir nokta var: Üçü de kurucu. Gazâlî, yaklaşmakta olan birinci medeniyet krizini göğüsleyecek ve püskürtecek Ehl-i Sünnet omurgayı muhkemleştirecek üç büyük sütun dikti: Akîdevî, fikrî ve siyasî üç muhkem sütun. Gazâlî'nin diktiği bu üç sütun, Selçuklu ve Eyyûbîlerin çabalarıyla Ehl-i Sünnet omurganın mayasını kardı; Osmanlı'nın çabalarıyla Ehl-i Sünnet omurgayı muhkemleştirecek muazzam bir ruha dönüştürüldü. Bin yıl İslâm dünyası bu nedenle bütün saldırıları püskürttü; İslâm dünyasını sarsılmaz bir şekilde bin yıl diri tuttu, ayakta tuttu. Oryantalistler, bu projenin ilk ikisini başardılar. Osmanlı'yı unutturdular; Gazâlî gibi kurucu bir öncü'ye, çok büyük bir darbe vurdular.

HZ. PEYGAMBER'İN KONUMUNU SARSMAK İSTİYORLAR!

Son çeyrek asırdır, üçüncü projeyi hayata geçirmeye çalışıyorlar adım adım. Batılılar, Hz. Peygamber'i (sav) devre dışı bırakmayı başardıklarında dinin kısa devre yapacağını kendi protestanIık tarihlerinden çok iyi biliyorlar. O yüzden Hz. Peygamber'in konumunu sarsmaya, bunun için de akîdeyi, mezhepleri ve hadisleri tartışmaya açmaya çalışıyorlar. Ama Müslümanlar burada zokayı yutmaya çoktan teşne durumdalar, ne yazık ki. Sonra, sıra Kur'ân'a gelecek. Bu nedenle, peygamberimize saldırıyorlar. İslâm'ın tarihte karşılaştığı en büyük saldırı bu! O yüzden Mecîdî'nin filmi gibi tehlikeli projelere karşı müteyakkız olmak zorundayız.

VAHY'İN EFENDİMİZ'DE HAYAT BULMASI, HAYAT OLMASI VE HAYAT SUNMASI

Peygamberimiz, İslâm'ı, Kur'ân'ın bütün insanlığa, bütün âlemlere, hayatın her alanına hitabeden (ama) bütünlüklü söylemini, bizzat hayata aktaran, nasıl aktarılabileceği konusunda fiilen örneklik eden, kılavuzluk yapan bir insan ve bir peygamber. Peygamberimiz'in, peygamber olduktan sonraki “kişisel tarihi”, İslâm'ın anlam ve sembol haritalarının, kök-paradigmalarının, anlamlandırma pratiklerinin değişik zamanlarda ve mekanlarda nasıl anlaşılıp, idrak edilip hayata aktarılabileceğini “gösteren” bir “zaman dilimi” olduğu için, İslâm'ın “özü, özeti''dir. İşte bu nokta, İslâm'ı, içi/özü boşaltılmış, başkalaştırılmış, aslî dinamikleri aşındırılmış diğer muharref dinlerden, dünya görüşlerinden ayıran; şartlar ne olursa olsun, tarihin farklı dilimlerinde yaşayan bütün Müslümanlar'a dinamizm kazandıran, dinamizmlerini sürgit canlı kılan İslâm'ın en özgün, nev-i şahsına münhasır en hayatî noktalarından biridir. Tam bu noktada, Müslümanlara düşen şey, insan ve elçi olarak Peygamberimiz'le, Peygamberimiz'in “kişisel tarihi”yle özetlenen, örneklenen, İslâm'ın özüne, değişik zamanlarda ve mekanlarda bihakkın nüfûz ederek yeniden-hayata geçirmek ve yepyeni şekillerde hayatiyet kazandırmaktır. İslâm, aynı anda hem beşerî hem ilahî olanı; hem fizikseli, hem fizikötesini; hem burayı ve şimdiyi, hem de ''öte''yi aynı anda mezceden, kucaklayan, ihata eden bir din, bir tasavvur, bir hayat anlayışıdır. Bu hayat tasavvuru, en mükemmel şekilde Peygamberimiz tarafından hayata aklarılmıştır. Bu durum, bütün zamanlarda ve mekanlarda İslâm'ın insana, hayata, kâinâta ve bunlar arasındaki ilişkilere ilişkin olarak her zaman yepyeni şeyler söyleyebilecek bir dinamizme, bir duyarlığa sahip olduğunu ortaya koyması bakımından çok önemli. Bu nedenledir ki, bu, İslam'ın, bir din, bir tasavvur, bir hayat anlayışı olarak, insanı da, hayatı da, toplumu da, kâinâtı da parçalamasını, parçalı olarak algılamasını, dolayısıyla bir Müslümanın hangi şartlar altında ve hangi zaman diliminde yaşarsa yaşasın, ontolojik bir güvensizlik duygusu yaşamasını önler. Böylelikle, bura ile öte, fizik ile fizikötesi, “din” ile dünya arasında münbit, imajinatif bir irtibat kurulduğu için, Müslüman, bir yandan kendisini, eşyayı, dünyayı tanrılaştırmaya, putlaştırmaya aslâ kalkışamaz; öte yandan da bir Müslümanın tabiatı, diğer insanları, diğer âlemleri ve kültürleri kontrol etmeye, kendi süflî çıkarları için kullanmaya veya tahrip etmeye ya da yok etmeye kalkışması imkânsızlaşır.

DİNE, ZAMANLAR VE MEKÂNLAR ÜSTÜ ÖZELLİĞİNİ PEYGAMBER KAZANDIRIR

Peygambersiz, din anlaşılmaz. İyice anlaşılmaz hâle gelir. Peygamberi devre dışı bırakan bir dinin kısa devre yapması ve hayattan çekilmesi mukadderdir. Tarihe bakın göreceksiniz bu gerçeği. O yüzden Hz Peygamber'e saldırı konusunda çok müteyakkız olmak zorunda olduğumuz tehlikeli bir zaman diliminin eşiğinden geçiyoruz.

Yazının tamamı için tıklayınız

Ekoltürk
Rahmetellil alemin, sen olmasaydin alemleri yaratmazdim,diye rabbimizin buyurdugu iki cihan güneşimiz,Resulümüz,peygamberimiz,Habibullahimiz,i hangi insan hafsalasi binde bir anlayip yasitabilir,onun bir gününü anlatabilecek senarist varmidir,bu filmin tayfasi normal hayatta sünnete uygunmu yaşiyorlar.yahudi ve hiristiyanlarin böyle filimleri var,ve o filimler,kendi degerlerini bitirmiştir
mb07
Bu din şunun bunun dini midir ki bitsin. Bu din, Allahın dinidir, kafirler istemeseler de kıyamete kadar yaşayacak.
Tayyar Ünal
gazali yi,ehli sünneti savunarak dinsel yorum yapıyor.Aklına gelmiyor demek ehli sünnet,,gazali islamın neresinde diye.İşte islam düşünürüyüm diyen biri.
memede
Suriye savaşıyla başlayan anti-iran ve anti-şia siyasetin çok temelsiz ve basit bir yansıması.Yazının hiçbir ciddiyeti yok..Suud ve Mısır paralelinde filmi eleştiren bir yazı.Film eleştirisinden ziyade siyasi bir demogoji sayın Kaplan'ın yazısı...
nergislalezar
Farklılıklarımızı düşmanlığa çevirmeseydik keşke.Herkes benim baktığım gibi bakmalı tek doğru benimi yıkabilseydik.Şiiyi sünni ,şafiyi hanefi , diğer ırkları kendi ırkımız kadar sevebilseydik keşke.Keşke bizimle yanan odunu ateşi harlayandan daha çok sevebilseydik. İran'ı ,Arabistan'ı ,Mısır'ı ,Filistin'i Amerika'dan daha çok mesela...O zaman birilerinin oynanabilir, dilediğince at koşturulabilir ve mümkün olduğunca karıştırılabilir ortadoğu olmaktan çıkar tek ümmet olabilirdik belki ve keşke ve ah keşke birgün olabilse...
yaşar özel
Ütopik bir görüş.Asıl peygamber sav i ululaştırmak insanüstü yansıtmak tevhide aykırıdır.yusuf kaplan mezhepçilik yapmasın.
seda yıldırım
yaptığınız yorumlara bakın allah aşkına..bütün herşeyi bir kenara bıraktım,şu anda suriyede binlerce insanı şehid eden,kadınların namusunu kirleten şii köpeklere 5 kuruş faydam olmasın diye izlemem gitmem o filme..
Gökhan
Tam tembel işi bir eleştiri. Daha iyisini sen yap, o zaman arkadaşım. Hem bir Şii Peygamber'in konumunu neden zayıflatsın ki? Ümmeyeoğulları (=Emeviler) denilse anlarım, onların yaptıkları zulme bir Sünni olarak ben de karşı çıkarım. Mesele Paygamber değil bence, mesele Ümeyyeoğullarını korumak. Bize Sünnilik diye Ümeyyecilik anlatılıyor çünkü...
Sinan
Peygamberimiz (s.a.v) hepimizin ortak değeri. Mezbebi farklılıklar özellikle gizlenmiş. Kötü niyetli olsalardı örn. çocuğunu gömen bir sahabe sahnesi olurdu ve kimse yalan olduğunu iddia edemezdi.
hür
Neden bukadar haset?...Sn Kaplanın dünyasındaki Peygamber yıpratılacak bir peygamber olabilir...ancak hak olan peygamberi azamı kimse yıpratamaz ve kendine fikrine güvenen ise,macidi gibi filmleştirir...mükemmel bir film, bizi 14 asır ötelere götürdü...
hakan yıldız
yav arkadaş Hz Ali, İmam rıza vs şii imam olarak ifade edilen insanların filmleri çekilirken yüzleri asla gösterilmez. ancak ne hikmetse peygamberlerin filmi çekilirken yüzlerini göstermeme hassasiyeti ortadan kalkıyor. Macidi erkekse şii bir imamın da yüzünü resmetsin. Veya erkekse Hz ömeri , ebubekir, Aİşeyi gerçekte olduğu gibi işlesin. Ancak şii dünyanın bu güzide sahabelere bakış açısı filme de sirayet etmektedir. yani velhasıl yusuf beyin dediği gibi film şii bir duyarlılıkla çekilmiş ve büyük sahabileri gözardı eden bir film.
hamza
Filmi çekeni çekememezlikten başka bir şey değil. Kimilerine göre müzik aletleri de haram. Halkın genelinin inancı önemli ve ona göre filmde hiçbir sakınca yok. İnsanları yanlış yönlendirmeyin. Veya daha iyisini de siz çekin. Çağrı filminden sonra ilk kez böyle bir film çekilmiş, derdiniz ne?

Yorum Yap

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SON VİDEO HABER

MKE'den 450'den fazla ağır silah sistemi teslimatı

Haber Ara