Hayatımızın en büyük engeli çoğu zaman insanlar değil, kendi zihnimizde kurduğumuz “yapamam” cümlesidir.
Her şeyde kusur aramayı bırakın. Önce kendinizi eleştirilere kapatın. Çünkü siz kendi ışığınızı yakmadan, başkalarının gölgesinden kurtulamazsınız.
Kimsenin pencerenizi taşlamasına izin vermeyin. Önce kendi kapınızı açın.
Mükemmel olmak zorunda değilsiniz. Ama iyi hissetmek, kendinize inanmak ve “Ben de başarabilirim.” diyebilmek zorundasınız. Çünkü başarı, kusursuz insanların değil; vazgeçmeyen insanların yoludur.
Bazen en büyük alkışı kendinize siz yapmalısınız.
Koşmadan, denemeden, yorulmadan hiçbir yere varılmaz. Yol uzun olabilir ama her adım sizi hayal ettiğiniz insana yaklaştırır. Gün gelir dönüp baktığınızda, “İyi ki başlamışım.” dersiniz.
Ben de bugün bunu bütün kalbimle söyleyebiliyorum.
Fotoğrafçılık ve sosyal medya bana sadece bir meslek kazandırmadı; birbirinden kıymetli insanlar, dostluklar ve hayat dersleri kazandırdı. Her çektiğim karede bir insanın mutluluğuna dokundum. Kiminin duasını aldım, kiminin en özel anını ölümsüzleştirdim.
Ve anladım ki; emek hiçbir zaman karşılıksız kalmıyor.
Bugün insanlar bana geliyor. Çünkü yaptığım işe kalbimi koyuyorum. Samimiyetle çalışıyorum. İşimi sadece para kazanmak için değil, iz bırakmak için yapıyorum. Rabbim de emek verdiğim yolları bana bereket olarak geri gönderiyor.
Artık iş verenlerin beklentisini daha iyi biliyorum. Onların hayalini kendi bakış açımla birleştirince ortaya güzel işler çıkıyor. İşte gerçek başarı da burada başlıyor.
Ben bugün Serap Özer olarak kendimle gurur duyuyorum.
Yolum hâlâ uzun. Gidecek çok yerim, gerçekleştirecek çok hedefim var. Ama artık biliyorum ki doğru yoldayım.
Buradan özellikle kadınlara seslenmek istiyorum.
Lütfen kendinizi dört duvar arasına hapsetmeyin.
Üretin…
Çalışın…
Öğrenin…
Yanılın…
Tekrar deneyin…
Bir reçel yapıyorsanız onu satın. El emeği ürün üretiyorsanız insanlara ulaştırın. Fotoğraf çekmeyi seviyorsanız öğrenin ve geliştirin. Yemek yapmayı seviyorsanız bunu bir kazanca dönüştürün. Muhasebe biliyorsanız, tasarım yapabiliyorsanız, dikiş dikiyorsanız, sosyal medyayı iyi kullanıyorsanız… Yeteneklerinizin üzerini örtmeyin.
Çünkü kadının dokunduğu her iş; berekettir, umuttur ve değişimdir.
Kimse size yolun başında “Seninle gurur duyuyorum.” demeyebilir.
Hatta sizi anlamayanlar, eleştirenler ve vazgeçirilmeye çalışanlar olacaktır.
Ama siz yürümeye devam edin.
Çünkü başarıya ulaştığınız gün, hayat sizi doğru insanlarla buluşturur.
Bugün sofram değişti.
Muhabbet ettiğim insanlar değişti.
Her gün yeni bir şey öğreniyorum.
Her gün kendimi yeniden keşfediyorum.
Ve biliyorum ki bunların hiçbiri tesadüf değil.
Allah “İste kulum.” derken, biz neden kendi nasibimizin kapısını “Yapamam.” diyerek kapatalım?
Kendinize güvenin.
Kendinize yaslanın.
Çünkü bir kadın önce kendine inandığında, yalnızca kendi hayatını değil; çevresindeki insanların hayatını da değiştirebilir.
Fedakârlık bizim doğamızda var.
Ama artık sadece başkalarını mutlu etmeyi değil, kendimizi de mutlu etmeyi öğrenmeliyiz.
Kendinize yatırım yapın.
Kendinizi geliştirin.
Yeni kapılar çalın.
Ve unutmayın…
Bir gün dönüp baktığınızda en büyük teşekkürünüz kendinize olacak.
Ben bugün “İyi ki vazgeçmemişim.” diyorum.
Dilerim yarın siz de aynı gururla, kendi hikâyenizi yazarsınız.
Çünkü güçlü kadınlar sadece kendi hayatlarını değiştirmez; dokundukları her yere umut olur.
Ben Bir Kadınım… Ve Vazgeçmedim
Bazen bir insanın hayatını değiştiren şey büyük bir fırsat değildir.
Sadece bir gün kendine inanmayı seçmesidir.
Ben de öyle yaptım.
Bir gün korkularımı susturdum, insanların ne söyleyeceğini değil, kalbimin bana ne söylediğini dinledim.
O gün sadece bir işe başlamadım…
Kendimi yeniden inşa etmeye başladım.
Bugün insanlar beni fotoğrafçı olarak tanıyor.
Sosyal medya içerik üreticisi olarak tanıyor.
Markaların hikâyelerini anlatan, işletmelere değer katan bir kadın girişimci olarak tanıyor.
Ama kimse bu yolun görünmeyen tarafını bilmiyor.
Kimse geceleri kurduğum hayalleri, sabahlara kadar yaptığım planları, “Acaba başarabilir miyim?” diye kendimle verdiğim mücadeleyi görmedi.
Çünkü başarı, alkışların arasında değil; kimsenin görmediği emeklerin içinde büyüyor.
Ben hiçbir zaman sadece fotoğraf çekmedim.
Bir annenin gözyaşını…
Bir çocuğun heyecanını…
Bir esnafın yıllarca verdiği emeği…
Yeni açılan bir işletmenin umutlarını…
Bir markanın hayallerini fotoğrafladım.
Sonra anladım ki aslında ben insanların hikâyelerini görünür kılıyormuşum.
İşte bu yüzden sosyal medya benim için sadece paylaşım yapmak olmadı.
Ben içerik üretmiyorum…
İnsanların emeklerini görünür hâle getiriyorum.
Bir işletmenin vitrini oluyorum.
Bir markanın sesi oluyorum.
Bir kadının cesaretine, bir gencin hayaline bazen tek bir video ile dokunabiliyorum.
İşte bütün mesele de bu…
İnsan, yaptığı işe kalbini koyunca kazandığı sadece para olmuyor.
Güven kazanıyor.
Dua kazanıyor.
İnsan kazanıyor.
Bugün dönüp baktığımda en büyük servetimin tanıdığım güzel insanlar olduğunu görüyorum.
Çünkü iyi niyetle çıktığım her yol bana yeni kapılar açtı.
Ve ben artık biliyorum…
Kapıları anahtar değil, emek açıyor.
Buradan özellikle kadınlara sesleniyorum.
Lütfen kendi ışığınızı başkalarının söndürmesine izin vermeyin.
Evlat büyütmek de kıymetlidir.
Bir aileyi ayakta tutmak da…
Ama unutmayın; kendiniz için kurduğunuz bir hayal de en az onlar kadar değerlidir.
Bir kavanoz reçel yapıyorsanız onu satmaktan çekinmeyin.
Ev yemekleri yapıyorsanız bunu bir markaya dönüştürün.
Dikiş biliyorsanız üretin.
Fotoğraf çekmeyi seviyorsanız öğrenin.
Yazmayı seviyorsanız yazın.
Sosyal medyayı iyi kullanıyorsanız bunu bir mesleğe dönüştürün.
Çünkü artık çağ değişti.
Bugün bir telefon, bir fikir ve biraz cesaret; birçok kadının hayatını değiştirebilir.
Kimsenin sizi keşfetmesini beklemeyin.
Önce siz kendinizi keşfedin.
Çünkü dünya, kendine inanan insanlara yer açıyor.
Ben hâlâ yolun başındayım.
Hâlâ öğrenecek çok şeyim var.
Ama artık şundan eminim:
Her gün dünden daha güçlü bir Serap uyanıyor.
Bugün Time Türk’te yazan bir köşe yazarıysam…
Bugün markaların güvenerek çalıştığı bir sosyal medya uzmanıysam…
Bugün fotoğraf makinemle insanların en kıymetli anlarına şahit oluyorsam…
Bunun tek sebebi vazgeçmemiş olmamdır.
Ben hiçbir zaman “Bir kadın olarak yapabilir miyim?” diye düşünmedim.
“Allah bana bu yeteneği verdiyse, neden kullanmayayım?” dedim.
İnandım.
Çalıştım.
Sabrettim.
Ve Rabbim emek verdiğim yolları bana bereket olarak geri gönderdi.
Şimdi ise en büyük hayalim sadece başarılı olmak değil…
Arkamdan gelen kadınlara cesaret olabilmek.
Çünkü biliyorum…
Bir kadının attığı cesur adım, başka bir kadının hayata yeniden başlamasına vesile olabilir.
Eğer bugün bu satırları okuyan bir kadın hâlâ korkuyorsa, ona tek bir cümlem var:
Hayat, hazır olanları değil; cesaret edenleri ödüllendirir.
Ben Serap Özer…
Bir fotoğraf karesinin hayat değiştirebildiğine inanan…
Bir videonun umut olabileceğini bilen…
Kalemiyle ilham vermeyi, objektifiyle iz bırakmayı seçen bir kadınım.
Ve bugün bütün kadınlara aynı cümleyi bırakıyorum:
Kendinize bir şans verin. Çünkü bazen hayatınızın en güzel hikâyesi, “Ben de yaparım.” dediğiniz gün başlar.
Kapıları Başkaları Değil, Önce Siz
Hayatımızın en büyük engeli çoğu zaman insanlar değil, kendi zihnimizde kurduğumuz “yapamam” cümlesidir.
Her şeyde kusur aramayı bırakın. Önce kendinizi eleştirilere kapatın. Çünkü siz kendi ışığınızı yakmadan, başkalarının gölgesinden kurtulamazsınız.
Kimsenin pencerenizi taşlamasına izin vermeyin. Önce kendi kapınızı açın.
Mükemmel olmak zorunda değilsiniz. Ama iyi hissetmek, kendinize inanmak ve “Ben de başarabilirim.” diyebilmek zorundasınız. Çünkü başarı, kusursuz insanların değil; vazgeçmeyen insanların yoludur.
Bazen en büyük alkışı kendinize siz yapmalısınız.
Koşmadan, denemeden, yorulmadan hiçbir yere varılmaz. Yol uzun olabilir ama her adım sizi hayal ettiğiniz insana yaklaştırır. Gün gelir dönüp baktığınızda, “İyi ki başlamışım.” dersiniz.
Ben de bugün bunu bütün kalbimle söyleyebiliyorum.
Fotoğrafçılık ve sosyal medya bana sadece bir meslek kazandırmadı; birbirinden kıymetli insanlar, dostluklar ve hayat dersleri kazandırdı. Her çektiğim karede bir insanın mutluluğuna dokundum. Kiminin duasını aldım, kiminin en özel anını ölümsüzleştirdim.
Ve anladım ki; emek hiçbir zaman karşılıksız kalmıyor.
Bugün insanlar bana geliyor. Çünkü yaptığım işe kalbimi koyuyorum. Samimiyetle çalışıyorum. İşimi sadece para kazanmak için değil, iz bırakmak için yapıyorum. Rabbim de emek verdiğim yolları bana bereket olarak geri gönderiyor.
Artık iş verenlerin beklentisini daha iyi biliyorum. Onların hayalini kendi bakış açımla birleştirince ortaya güzel işler çıkıyor. İşte gerçek başarı da burada başlıyor.
Ben bugün Serap Özer olarak kendimle gurur duyuyorum.
Yolum hâlâ uzun. Gidecek çok yerim, gerçekleştirecek çok hedefim var. Ama artık biliyorum ki doğru yoldayım.
Buradan özellikle kadınlara seslenmek istiyorum.
Lütfen kendinizi dört duvar arasına hapsetmeyin.
Üretin…
Çalışın…
Öğrenin…
Yanılın…
Tekrar deneyin…
Bir reçel yapıyorsanız onu satın. El emeği ürün üretiyorsanız insanlara ulaştırın. Fotoğraf çekmeyi seviyorsanız öğrenin ve geliştirin. Yemek yapmayı seviyorsanız bunu bir kazanca dönüştürün. Muhasebe biliyorsanız, tasarım yapabiliyorsanız, dikiş dikiyorsanız, sosyal medyayı iyi kullanıyorsanız… Yeteneklerinizin üzerini örtmeyin.
Çünkü kadının dokunduğu her iş; berekettir, umuttur ve değişimdir.
Kimse size yolun başında “Seninle gurur duyuyorum.” demeyebilir.
Hatta sizi anlamayanlar, eleştirenler ve vazgeçirilmeye çalışanlar olacaktır.
Ama siz yürümeye devam edin.
Çünkü başarıya ulaştığınız gün, hayat sizi doğru insanlarla buluşturur.
Bugün sofram değişti.
Muhabbet ettiğim insanlar değişti.
Her gün yeni bir şey öğreniyorum.
Her gün kendimi yeniden keşfediyorum.
Ve biliyorum ki bunların hiçbiri tesadüf değil.
Allah “İste kulum.” derken, biz neden kendi nasibimizin kapısını “Yapamam.” diyerek kapatalım?
Kendinize güvenin.
Kendinize yaslanın.
Çünkü bir kadın önce kendine inandığında, yalnızca kendi hayatını değil; çevresindeki insanların hayatını da değiştirebilir.
Fedakârlık bizim doğamızda var.
Ama artık sadece başkalarını mutlu etmeyi değil, kendimizi de mutlu etmeyi öğrenmeliyiz.
Kendinize yatırım yapın.
Kendinizi geliştirin.
Yeni kapılar çalın.
Ve unutmayın…
Bir gün dönüp baktığınızda en büyük teşekkürünüz kendinize olacak.
Ben bugün “İyi ki vazgeçmemişim.” diyorum.
Dilerim yarın siz de aynı gururla, kendi hikâyenizi yazarsınız.
Çünkü güçlü kadınlar sadece kendi hayatlarını değiştirmez; dokundukları her yere umut olur.
Bir Gün Kendime “iyiki dedim
Hayatın en zor yanı, başkalarının sizi eleştirmesi değildir.
En zor olan, kendi sesinizin size sürekli “Yapamazsın.” demesidir.
Yıllarca fark etmeden bunu yaptım. Kendimi sorguladım, eksiklerime takıldım, insanların ne diyeceğini düşündüm. Oysa insanın en büyük zinciri, başkalarının sözleri değil; kendi korkularıdır.
Sonra bir gün durdum.
Kendime uzun uzun baktım.
Ve ilk kez kusurlarımı değil, emeklerimi gördüm.
İşte o gün hayatım değişmeye başladı.
Çünkü insan önce kendine inanmadıkça hiçbir kapı gerçekten açılmıyor.
Bugün dönüp geriye baktığımda görüyorum ki Rabbim bana yolu hep göstermiş. Ben sadece yürümeye cesaret ettiğim gün o yollar görünür oldu.
Fotoğrafçılık benim için sadece bir meslek olmadı.
Her karede bir annenin gözlerindeki gururu gördüm.
Bir çocuğun masum gülümseyişini ölümsüzleştirdim.
Bir çiftin heyecanına ortak oldum.
Bir işletmenin hayalini büyütmesine tanıklık ettim.
Bazen de tek bir fotoğrafla insanların kendilerine yeniden gülümsemesini sağladım.
İşte o anlarda anladım…
İnsan yaptığı işi sadece para kazanmak için yapmamalı.
Kalbiyle yaptığı her iş, bir gün mutlaka ona yol olur.
Bugün insanlar bana güvenerek geliyor.
Çünkü ben yalnızca fotoğraf çekmiyorum.
Bir hikâyeye dokunuyorum.
Bir emeği görünür kılıyorum.
Bir hayali büyütüyorum.
Ve bunun karşılığında aldığım en büyük kazanç para değil…
İnsanların duası.
İçten edilen bir “Allah razı olsun.”
Samimiyetle söylenmiş bir “İyi ki yollarımız kesişmiş.”
İnanın, bunlar hiçbir başarı belgesinin veremeyeceği kadar kıymetli.
Bugün kendime dönüp baktığımda gurur duyuyorum.
Çünkü pes etmedim.
Bekledim…
Çalıştım…
Yanıldım…
Yeniden başladım.
Bazen günlerce emek verdim ama karşılığını hemen alamadım.
Yine de vazgeçmedim.
Çünkü biliyordum; toprağa düşen her emek, zamanı geldiğinde filiz verir.
Bugün sofram değişti.
Hayatıma giren insanlar değişti.
Konuştuğum konular değişti.
Her tanıştığım insan bana yeni bir pencere açtı.
Ve ben her gün biraz daha büyüdüm.
İşte bu yüzden özellikle kadınlara seslenmek istiyorum.
Lütfen kendinizi sadece evin duvarları arasında tanımlamayın.
Sizin yapabilecekleriniz sandığınızdan çok daha fazla.
Belki çok güzel yemek yapıyorsunuz…
Belki reçelleriniz dillere destan…
Belki harika dikiş dikiyorsunuz…
Belki muhasebe biliyorsunuz…
Belki çocuklarla çok güzel iletişim kuruyorsunuz…
Belki fotoğraf çekiyorsunuz…
Belki yazıyorsunuz…
Belki sadece cesaret etmeyi bekliyorsunuz…
Ama ne olursa olsun…
Başlayın.
Küçük başlayın.
Eksik başlayın.
Korkarak başlayın.
Ama mutlaka başlayın.
Çünkü hiçbir kadın, yeteneğini içinde saklamak için yaratılmadı.
Kadının dokunduğu her iş bereket olur.
Kadının emeği umut olur.
Kadının inancı ise sadece kendi hayatını değil, bir neslin kaderini değiştirebilir.
Kimse yolun başında size alkış tutmayacak.
Belki sizi anlamayacaklar.
Belki vazgeçirilmeye çalışılacaksınız.
Ama unutmayın…
İnsan, yürümeye devam ettiği sürece mutlaka kendi yolunu bulur.
Bugün ben Serap Özer olarak şunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliyorum:
İyi ki korkularıma teslim olmamışım.
İyi ki kendime bir şans vermişim.
İyi ki emek vermekten vazgeçmemişim.
Çünkü artık biliyorum…
Kapılar, cesaret edenlere açılıyor.
Ve Rabbim “İste kulum.” derken, bize düşen yalnızca inanmak, çalışmak ve yürümek.
Hayat, cesaret edenleri mutlaka bir gün kendi yerine ulaştırıyor.
Belki bugün değil…
Belki yarın da değil…
Ama vakti geldiğinde, bütün yorgunlukların yerini tek bir cümle alıyor:
“İyi ki vazgeçmemişim.”
İnanıyorum ki her kadının içinde keşfedilmeyi bekleyen bir güç var.
O gücü ortaya çıkaracak olan ise başkalarının onayı değil, kendi cesaretidir.
Çünkü bir kadın kendine inandığında, yalnızca kendi hikâyesini değiştirmez; dokunduğu her hayata umut olur.
Serap Özer/TİMETÜRK