$

Dolar

47,5887

Euro

54,9216

£

Sterlin

64,0511

Frank

58,8025

Gram Altın

6.224,1800

Bitcoin

3.044.731

$

Dolar

47,5887

Euro

54,9216

£

Sterlin

64,0511

Frank

58,8025

Gram Altın

6.224,1800

Bitcoin

3.044.731

Makale 05.08.2026 8 dk okuma

Belki de yıllardır yanlış yerden başladık

Paylaş:

Çocuklarımıza en iyi okulları, en güzel kıyafetleri, en sağlıklı yemekleri vermeye çalışırken; onlara kendilerini sevmeyi, kendilerine değer vermeyi ve oldukları hâliyle yeterli olduklarını hissettirmeyi unuttuk.

Başkaları ne der diye büyüttüğümüz çocuklar, bir gün kendilerine ne hissettiklerini soramaz hâle geldiler.

Hep daha iyisi ol dedik…
Ama “Sen zaten değerlisin.” demeyi unuttuk.

Hep güçlü ol dedik…
Ama yorulabileceğini söylemedik.

Hep başarılı ol dedik…
Ama başarının yalnızca bir yarış kazanmak olmadığını anlatamadık.

Oysa başarı; vicdanlı kalabilmektir.
Başarı; düştüğünde yeniden ayağa kalkabilmektir.
Başarı; kimsenin canını yakmadan, kimseyi ezmeden yürüyebilmektir.

Hayat bana şunu öğretti…

İnsan en çok eksik bırakıldığı yerden yoruluyor.

Bir çocuk sevgisiz büyürse sevgiyi arıyor.
Takdir edilmeden büyürse alkış peşinde koşuyor.
Sürekli kıyaslanırsa bir ömür kendini başkalarıyla yarıştırıyor.

Sonra yıllar geçiyor…

En güzel arabaya da binseniz, en büyük eve de sahip olsanız, en güzel kıyafetleri de giyseniz; gece başınızı yastığa koyduğunuzda içinizde bir boşluk varsa, hiçbirinin anlamı kalmıyor.

Çünkü insanın en büyük zenginliği sahip oldukları değil, huzurudur.

Ben bunu zamanla öğrendim.

Kendime bir fincan çay demlediğimde…
Kendim için güzel bir masa hazırladığımda…
Çocuklarıma hazırladığım özeni kendime de gösterdiğimde…
“Ben de buna layığım.” diyebildiğimde…

İşte o gün kendimi sevmeye başladım.

Ve fark ettim ki insan kendine değer verdikçe çevresine de daha güzel davranıyor.

Çünkü sevgi tükenen bir şey değil.
Paylaştıkça çoğalan, büyüyen ve yayılan bir duygu.

Bugün birine güzel bir söz söylerseniz, belki o insan bunu ömrü boyunca unutmayacak.

Belki sizin birkaç saniyede söylediğiniz “Yaparsın.” cümlesi, onun vazgeçmek üzere olduğu hayata yeniden tutunmasına sebep olacak.

Kim bilir…

Belki de siz farkında olmadan birinin duasında yer alacaksınız.

İşte bu yüzden insanların umutlarını küçümsemeyin.

Bir mesleği küçümsemeyin.
Bir hayali küçümsemeyin.
Bir başlangıcı küçümsemeyin.

Çünkü hiçbir çınar ağacı gölgesinde büyümedi.

Her büyük hikâye küçücük bir adımla başladı.

İnsanların yürüdüğü yolu değil, yürümeye cesaret edebilmesini alkışlayın.

Bir kadına “Sen yapamazsın.” demek yerine “Ben sana inanıyorum.” deyin.

Bir çocuğa “Başkası senden daha iyi.” demek yerine “Dünden daha iyi olman yeter.” deyin.

Bir gencin kıyafetini, mesleğini, hayalini, konuşmasını yargılamak yerine karakterini güzelleştirmesine yardım edin.

Çünkü toplum; eleştirenlerin değil, cesaret verenlerin omuzlarında yükselir.

Bugün en çok ihtiyacımız olan şey bilgi değil belki…

Birbirimizi olduğumuz gibi kabul edebilmek…

Birbirimizin eksiğini değil emeğini görebilmek…

Başaranı alkışlayabilmek…

Düşeni ayağa kaldırabilmek…

İnsanların arkasından konuşmak yerine, yanlarında yürüyebilmek…

İşte gerçek medeniyet budur.

Biz ne zaman en güzel tabakları sadece misafire ayırmayı bırakıp kendi ailemize de aynı özeni göstermeye başlarsak…
Ne zaman çocuklarımızı başkalarının çocuklarıyla değil, kendi dünkü hâlleriyle kıyaslarsak…
Ne zaman bir insanın mesleğine değil ahlakına, kıyafetine değil karakterine, makamına değil vicdanına değer vermeye başlarsak…

İşte o gün gerçekten değişmeye başlayacağız.

Çünkü insan dünyayı değiştirmeden önce evini değiştirir.

Evini değiştirmeden önce kalbini…

Kalbini değiştirmeden önce de bakışını…

Ben kusursuz biri değilim.

Ben sadece, iyi bir insan olmanın peşindeyim.

Çocuklarıma bırakacağım en büyük mirasın para değil, güzel bir isim olduğuna inanıyorum.

Arkamdan “Çok zengindi.” desinler istemiyorum.

“İnsanlara iyi geldi.”

“Bir derdim olduğunda ilk onu arardım.”

“Konuşunca içim huzur bulurdu.”

“İyi ki hayatıma dokundu.”

İşte bunlar benim için dünyanın bütün başarılarından daha kıymetli.

Çünkü ömür dediğimiz şey, takvim yapraklarından ibaret değil.

Ömür; kaç kalbe dokunduğumuzdur.

Kaç insanın duasında yer alabildiğimizdir.

Kaç çocuğun umuduna ortak olabildiğimizdir.

Ve günün sonunda hepimiz bu dünyadan sessizce ayrılacağız.

Ne evler bizimle gelecek…
Ne makamlar…
Ne alkışlar…

Geriye sadece bıraktığımız iz kalacak.

Öyle bir iz bırakalım ki, bizi hatırlayanlar yüzlerinde bir tebessümle “İyi ki vardı.” desin.

Çünkü insanın gerçek serveti bankadaki parası değil; ardında bıraktığı sevgi, iyilik ve hayır duasıdır.

Ben buna bütün kalbimle inanıyorum.

Ve biliyorum ki…

İyilik bulaşıcıdır.

Bir kalbe dokunur…

Sonra o kalp başka bir kalbe…

Ve dünya, işte böyle güzelleşir.

Belki de hayatın en büyük sırrı; kusursuz olmak değil, her gün biraz daha iyi hissedebilmektir.

Çünkü iyi hissetmek; pahalı şeylere sahip olmak değildir.
İyi hissetmek, sabah aynaya baktığında kendine yabancı olmamaktır.
Bir fincan çayı kendin için demleyebilmektir.
Yorulduğunu kabul edip dinlenebilmektir.
Hayır diyebilmektir.
Kendini suçlamadan gülümseyebilmektir.

Ben artık şunu biliyorum…

İnsan, kendine verdiği değeri hayatına çağırıyor.

Kendini sevdikçe daha doğru insanlar çıkıyor karşına.
Kendine saygı duydukça sınır koymayı öğreniyorsun.
Kendini affettikçe yüklerin hafifliyor.
Kendini geliştirdikçe başkalarının hayatına ışık oluyorsun.

Ve en güzeli de şu…

Sen değiştikçe çocukların değişiyor.
Evin değişiyor.
Ailen değişiyor.
Hayata bakışın değişiyor.

Çünkü bir kadının iyi hissetmesi, sadece kendisini değil; dokunduğu herkesi güzelleştiriyor.

Bu yüzden kadınlara en çok şunu söylemek istiyorum:

Kimse sizi eksik hissettirmesin.

Yaşınız kaç olursa olsun yeniden başlayabilirsiniz.
Yeni bir meslek öğrenebilirsiniz.
Hayal kurabilirsiniz.
Üretebilirsiniz.
Başarabilirsiniz.

Çünkü güçlü kadın; hiç düşmeyen kadın değildir.

Düştüğü yerden kalkmayı bilen,
gözyaşını silip yeniden yürüyen,
çocuklarına umut olan,
ailesine sevgi veren,
başka kadınların elinden tutmaktan korkmayan kadındır.

Güçlü kadın, sesi en çok çıkan değil;
kalbi en güzel konuşandır.

Ve ben inanıyorum ki…

Bir kadının kendine inanması, bazen bir neslin kaderini değiştirir.

Çünkü anneler sadece çocuk büyütmez;
karakter büyütür,
vicdan büyütür,
umut büyütür.

O yüzden kendinizi ihmal etmeyin.

Siz mutlu olmayı hak ediyorsunuz.
Siz dinlenmeyi hak ediyorsunuz.
Siz sevilmeyi hak ediyorsunuz.
Ve en önemlisi…

Kendinizi sevmeyi hak ediyorsunuz.

Bugün kendiniz için küçük de olsa bir şey yapın.

Belki bir fincan çay…
Belki uzun zamandır ertelediğiniz bir yürüyüş…
Belki sadece sessizce gökyüzüne bakmak…

Ama mutlaka kendinize şunu söyleyin:

“Ben de bu hayatın içinde değerliyim.”

Çünkü siz kendinizi iyi hissetmeye başladığınız gün, hayat da size daha güzel görünmeye başlayacak.

Ve unutmayın…

Bir kadının gerçek güzelliği yüzünde değil, ruhunda açan çiçeklerdedir.

Ruhunu sevgiyle besleyen bir kadın, nereye giderse gitsin baharını da yanında götürür.

Ben artık mükemmel olmaya çalışmıyorum.

İyi hissetmeye çalışıyorum.

Çünkü iyi hisseden bir kadın;
çocuklarına güven olur,
ailesine huzur olur,
dostlarına umut olur,
dokunduğu her kalbe şifa olur.

İşte benim bütün çabam bunun için.

Arkamdan “Çok başarılıydı.” demelerinden daha çok, “Bana kendimi hatırlattı, bana iyi geldi.” demelerini isterim.

Çünkü gerçek başarı; zirveye çıkmak değil, çıktığın yolda kimseyi ezmeden yürüyebilmektir.

Ve ben biliyorum…

Kadın, kendine inandığında sadece kendi hayatını değil, bir toplumun yarınlarını da değiştirir.

Öyleyse bugün kendinize bir söz verin:

Kendinizi küçümsemeyeceksiniz.
Hayallerinizden vazgeçmeyeceksiniz.
Bir başka kadının ışığını söndürmeye değil, onun ışığına güç olmaya çalışacaksınız.

Çünkü güçlü kadınlar birbirleriyle yarışmaz.

Birbirlerini büyütür.

Ve dünya, en çok birbirine inanan kadınların omuzlarında güzelleşir.

Serap Özer/TİMETÜRK

Etiketler:
Serap Özer
Serap Özer

Köşe Yazarı