$

Dolar

49,0186

€

Euro

55,5943

£

Sterlin

65,0808

₣

Frank

58,6768

₺

Gram Altın

6.546,4600

₿

Bitcoin

4.096.176

$

Dolar

49,0186

€

Euro

55,5943

£

Sterlin

65,0808

₣

Frank

58,6768

₺

Gram Altın

6.546,4600

₿

Bitcoin

4.096.176

Makale 01.10.2026 7 dk okuma

İstanbul’un derinliklerinde saklı bir hikaye Zeyrek

Paylaş:

İstanbul’u gezmek için bazen yeni bir yer keşfetmek gerekmez. Bildiğiniz bir sokağa yeniden girmek, daha önce önünden geçtiğiniz bir yapının kapısından içeri adım atmak yeterlidir. Çünkü bu şehir, her ziyaretinizde size başka bir hikâye anlatır.

Bu hafta rotamı Tarihi Yarımada’nın en karakterli semtlerinden biri olan Zeyrek’e çeviriyorum. Yer altında sakladığı sarnıçlardan, yüzlerce yıllık hamamlara; Bizans’tan Osmanlı’ya uzanan izlerden, İstanbul manzarasına karşı içilen bir kahveye kadar uzanan kısa ama dopdolu bir rota…

Yer altında başlayan hikaye: Zeyrek Sarnıcı

Rotamın ilk durağı Zeyrek Sarnıcı.

Bizans dönemine uzanan tarihiyle Zeyrek Sarnıcı, kapılarını ziyaretçilere açmasının ardından İstanbul’un yeraltındaki saklı dünyasını keşfetmek isteyenlerin ilgisini çeken duraklardan biri haline geldi. Özel davetlerin yanı sıra ziyaretçilere de açık olan sarnıç, restorasyon sürecinin ardından yeniden İstanbul’un kültür rotalarına dahil edildi. İstanbul’un en büyük sarnıçlarından biri olan Zeyrek Sarnıcı’nda dolaşırken, şehrin üzerinde yükselen hayatın altında bambaşka bir İstanbul’un varlığını hissediyorsunuz. Taş duvarlar, sütunlar ve loş atmosfer insana ister istemez geçmişin izlerini düşündürüyor. Sarnıcın üst bölümüne çıktığınızda ise küçük pencerelerden Tarihi Yarımada’ya bakabiliyorsunuz. İstanbul’u yer altından keşfetmeye başlayıp birkaç dakika sonra yukarıdan izlemek, rotanın en güzel ironilerinden biri.

 Zeyrek’i keşfetmek isteyenlere benim önerim de rotaya buradan başlamaları.

Beş yüz yıllık bir kültür hazinesi Zeyrek Çinili Hamam

Sarnıçtan ayrılıp Zeyrek Çinili Hamam’a doğru ilerliyorum. İstanbul’un sokaklarında bazen öyle yapılarla karşılaşıyorsunuz ki, uzun süre yanından geçseniz bile ardında nasıl bir hikâye taşıdığını bilmiyorsunuz. Zeyrek Çinili Hamam da bunlardan biri. Yaklaşık beş yüz yıllık geçmişe sahip olan hamam, uzun yıllar boyunca adeta tarihin karanlık sayfalarında saklı kaldı. Titiz ve uzun soluklu restorasyon çalışmalarının ardından yeniden İstanbullularla buluşan yapı, bugün özgün işlevini sürdürürken bünyesine eklenen müze alanı ve sanat etkinlikleriyle kültür sanat hayatının da önemli duraklarından biri haline geliyor.

Çinili Hamam’ın müze bölümünde farklı dönemlerde sanatçıların sergilerine rastlamak mümkün. Böylece geçmişin hamam kültürü ile günümüz sanatının aynı çatı altında buluştuğu farklı bir deneyim ortaya çıkıyor. Türk hamamları, yalnızca temizlik kültürümüzün değil, sosyal hayatımızın ve mimari mirasımızın da önemli parçalarından. Çinili Hamam’ın hikâyesi de bu kültürün İstanbul’daki izlerini bugüne taşıyor.

Zeyrek’in gündelik hayatı Kadınlar Pazarı

Çinili Hamamdan çıktığımda ise İstanbul’un başka bir yüzü karşılıyor beni: Kadınlar Pazarı. Çinili Hamam’ın tarihi atmosferinden sıyrılıp Kadınlar Pazarı’na doğru baktığınızda İstanbul’un bambaşka bir ritmiyle karşılaşıyorsunuz. Esnaf kültürünün, alışverişin, sokak hareketliliğinin ve gündelik hayatın iç içe geçtiği bu bölge, Tarihi Yarımada’nın yaşayan yüzlerinden biri. Zeyrek’in görkemli mimarisini geride bırakırken İstanbul’un yalnızca müzelerden, camilerden ve tarihi yapılardan ibaret olmadığını bir kez daha hatırlıyorum. Bu şehri asıl İstanbul yapan şey, tarihi yapıların arasında devam eden hayatın kendisi.

Ve rotam bu kez beni Molla Zeyrek Camii’ne götürüyor.

Bizans’tan Osmanlı’ya Molla Zeyrek Camii

İstanbul’un en etkileyici özelliklerinden biri, farklı medeniyetlerin izlerini aynı sokakta buluşturabilmesi. Molla Zeyrek Camii de bunun en güçlü örneklerinden biri. Bizans döneminde Pantokrator Manastır Kompleksi’nin bir parçası olarak inşa edilen yapı, günümüze ulaşan üç kiliseden oluşuyor. Osmanlı döneminde camiye dönüştürülen yapı, bugün hem Bizans hem de Osmanlı tarihinin izlerini aynı bünyede taşıyor. Cami, adını Fatih Sultan Mehmed döneminin önemli âlimlerinden Molla Zeyrek’ten alıyor. Ayasofya’nın ardından İstanbul’un en büyük dini yapılarından biri olarak anılan Molla Zeyrek Camii, yalnızca mimarisiyle değil, bulunduğu çevreyle de etkileyici. Caminin çevresindeki geleneksel ahşap İstanbul dokusu, yapının tarihî karakterini daha da belirgin hale getiriyor. Zeyrek Camii ve çevresinin de içinde bulunduğu İstanbul’un Tarihi Alanları, 1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edildi. Bu nedenle burada yürürken aslında yalnızca bir semtin sokaklarında değil, yüzyılların içinden geçiyorsunuz.

İstanbul manzarasına karşı bir kahve molası

Molla Zeyrek Camii’nin görkemli atmosferinden çıktıktan sonra rotanın en keyifli molalarından birini veriyorum: Zeyrek Cafe. Caminin çevresindeki yüksek konumdan İstanbul’a bakarken bir kahve içmek, uzun bir yürüyüşün ardından insana iyi geliyor. Haliç’e, Tarihi Yarımada’ya ve İstanbul’un birbirine eklenen siluetine bakarken şehrin neden hiçbir zaman tek bir açıdan anlatılamayacağını düşünüyorsunuz. İstanbul’a bazen bir sokaktan, bazen bir kubbeden, bazen bir sarnıçtan, bazen de bir kahve fincanının kenarından bakmak gerekiyor.

Bir merdiven, bir türbe ve sessizlik

Kahvemi içerken gözüm, ziyaretçilerin yoğun ilgisini gören Mehmet Emin Tokadi Hazretleri’nin Türbesi’ne takılıyor. Zaman zaman ziyaret ettiğim bu mekâna doğru merdivenlerden iniyorum. Şehrin gürültüsünden birkaç adım uzaklaşınca insanın içindeki ses daha fazla duyuluyor. Burada kısa bir süre durup dua ediyorum. Mehmet Emin Tokadi Hazretleri’ne atfedilen, “Benim vefatımdan sonra kabrime gelip bir Fatiha okuyanın vücudu cehennem ateşinde yanmasın.” sözü de bu mekanın ziyaretçileri arasında anlatılagelen ifadelerden biri. Bir süre daha burada kalıyorum.

İstanbul’da turist olmak

Tarihi Yarımada’yı kaç kez gezdiğimi bilmiyorum. Aynı sokaklardan kaç kez geçtiğimi, aynı yapılara kaç kez baktığımı da… Ama İstanbul’da güzel olan biraz da bu. Bu şehir, kendisini bir kere görüp bitirebileceğiniz şehirlerden değil. Her dönüşünüzde başka bir ayrıntısını fark ediyorsunuz. Bir taşın üzerindeki iz, daha önce görmediğiniz bir pencere, bir sokağın sonunda karşınıza çıkan manzara ya da yıllardır yanından geçtiğiniz bir yapının hikayesi…Belki de İstanbul’da turist olmanın en güzel yanı, bu şehrin içinde yaşayan bir insan olarak yeniden turist olabilmek.

Bu hafta sizlere naçizane Zeyrek rotasını anlatmaya çalıştım. Zeyrek Sarnıcı’ndan başlayın, Zeyrek Çinili Hamam’a uğrayın, Kadınlar Pazarı’nın canlılığını hissedin, Molla Zeyrek Camii’nin tarihine dokunun, ardından İstanbul manzarasına karşı bir kahve için. Sonra biraz yavaşlayın. Çünkü İstanbul bazen, acele edenlere değil; bakmayı bilenlere hikâyelerini anlatıyor. Yeni rotalarda görüşmek üzere…

Gülçin Ertunç/TİMETÜRK

Etiketler:
Gülçin Ertunç
Gülçin Ertunç

Köşe Yazarı